KKTC'de yeni hükümet

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

1983 yılında kurulan devletimiz KKTC'nin 42 yılda 39. hükümeti olan UBP-DP koalisyon programı açıklandı. Meclis'teki bağımsızların da desteği ile hükümetin güvenoyu alması beklenmektedir. Geçtiğimiz günlerde Başbakan Hüseyin Özgürgün ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş tarafından Cumhuriyet Meclisi'nde okunan hükümet programı vatandaşların gönüllerine su serper niteliktedir. Program aksatılmadan uygulanması halinde KKTC'nin içinde bulunduğu birçok sorunu aşabileceğini söylemek mümkündür. Kıbrıs Türk halkının geleceğini ve çıkarlarını gözetecek icraatların devreye sokulması, son 3 yılda 3 ayrı hükümet tarafından yönetilmiş KKTC'nin istikrara, hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı, adalete önem veren, şeffaf ve vatandaşlarının tümünü kucaklayan bir yönetime kavuşması en büyük temennimizdir. Kuşkusuz UBP-DP koalisyon hükümetinin Kıbrıs sorununa çözüm bulmak maksadıyla sürdürülmekte olan müzakerelere yönelik bakış açısı ve dış politikası oldukça önem arzetmektedir. KKTC'ye kuruluşundan beri bağlı olan partilerden oluşan yeni hükümetin millî Kıbrıs davamıza ve Türkiye'ye bağlı bir siyaset izleyeceği hükümet programında belirtilmektedir.

***

Başbakan Hüseyin Özgürgün, UBP-DP hükümetinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin dış politikasını Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün; "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" özdeyişine uygun bir anlayışla ve Kıbrıs Türk halkının çıkarları doğrultusunda, tarihsel süreç içinde geliştirdiği politikalar çerçevesinde yürüteceğini kaydetti. Türkiye ile olan tarihi, stratejik, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel bağların "yaşamsal" olduğunu ve öncelikli önem taşıdığını belirten Özgürgün,

KKTC'nin uluslararası ve bölgesel kuruluşlarla olduğu kadar üçüncü ülkelerle ilişkilerini geliştirmeyi hedeflediklerini vurguladı. "Hükümetimiz, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde bu konuda gösterilmekte olan çabaları desteklemektedir" diye programı açıklayan Başbakan Özgürgün, Kıbrıs Rum tarafının, konuyu Avrupa Birliği çerçevesine çekmeye yönelik çabalarına prim verilmemesi gerektiğini de değerlendirerek, on yıllar süren mücadeleler sonucu elde ettiğimiz kazanımlarla, halkımızın özgürlük, güvenlik ve eşitliğini güvence altına almalı, bu konudaki olmazsa olmazlarımızı muhafaza etmelidir.

***

 Mevcut sürecin önündeki en büyük engel Kıbrıs Rum tarafının, görüşmelerin zeminini teşkil eden, 11 Şubat 2014 tarihli 'Ortak Açıklama'nın lafzına ve ruhuna aykırı olarak yaptığı yanlış yorumlamalar ve getirmeye çalıştığı ön koşullardır. Bunlar arasında Kıbrıs Rum liderliğinin 'Anlaşma, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin evrimsel dönüşümüyle ortaya çıkacaktır' şeklindeki mükerrer yanlış beyanları, henüz görüşülmemiş olan Güvenlik ve Garantiler başlığıyla ilgili olarak 'garantilerin çağ dışı olduğu' şeklindeki açıklamaları, 'çözümün AB müktesebatı ile tam uyum içinde olması gerektiğini' iddia ederek kalıcı derogasyonlara karşı çıkması, toprak konusunda köy/kasaba isimleri ve rakamlar vererek bu talepleri karşılanmadan herhangi bir uzlaşının mümkün olmadığını söylemeleri ve siyasi eşitliğin vazgeçilmez bir gereği olan dönüşümlü başkanlığı reddetmeleri öne çıkmaktadır. Özgürgün, "Tüm ilgili çevreler görüşmelerin mevcut aşamasının, 48 yıldır devam etmekte bulunan görüşmeler sürecinin son safhası olduğu konusunda genel bir fikir birliği içindedir." diye konuştu. 

***

UBP-DP Hükümeti'nin Program'ında belirtildiği üzere, Türkiye ile  sağlam ve sağlıklı ilişkiler kurarak 'Yapısal dönüşüm programını' hayata geçirmesi ve dış siyasetteki hedefleri gerçekleştirmesi halinde KKTC'nin özlediği çağdaş standartlara kavuşması mümkün olabilecektir. Sorumluluk sahibi herkes hükümete destek vermelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları