KKTC’nin uluslararası tanınması farz olmuştur

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Geçtiğimiz Cumartesi günü Anavatan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu beraberindeki heyetle KKTC’ye günübirlik ziyarette bulundu. Davutoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu başkanlığındaki heyetle kritik bir toplantı yaptı.
Davutoğlu’nun bir gün önce Atina’ya uğrayarak Yunan yetkililerle görüşmüş olması, aynı zamanda geçtiğimiz hafta AB ve ABD’li yetkililerle yüz yüze ve BM Genel Sekreteri Ban-Ki Mun’la birkaç kez telefonda görüşmesi Lefkoşa Başkanlık Sarayı’ndaki toplantının önemini daha da artırdı. Toplantıdan sonra yapılacak açıklamalar için nefesler adeta tutuldu. Korkulan olmadı. Davutoğlu’nun KKTC Cumhurbaşkanı Eroğlu’na ve diğer yetkililere Kıbrıs sorununun çözümü konusunda herhangi bir dayatmada bulunmak amacıyla gelmediği anlaşıldı. En azından şimdilik durum böyledir ve Anavatan Türkiye ve KKTC yetkilileri tam bir uyum içerisinde olunduğunu açıkladılar. Cumhurbaşkanı Eroğlu ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, toplamda 3.5 saat süren baş başa görüşmeleri ve heyetler arası görüşmelerin ardından basın toplantısı düzenlediler.
Davutoğlu ve heyetiyle ortak dava olan Kıbrıs sorunu ile ilgili çok yararlı bir görüş alış-verişinde bulunduklarını ifade eden Eroğlu, “Gelinen aşamada konunun ne noktada olduğunu ve buradan nereye gidebileceğimizi konuştuk. Aramızda tam bir görüş birliği vardır” dedi.
Rum lider Nikos Anastasiades’in Şubat 2013’te Rum Yönetimi Başkanı seçilmesinden sonraki sürece işaret eden Eroğlu, “Ayak sürüyen uzlaşmaz bir tutumla karşı karşıyayız” diye konuştu.
Tam teşekküllü görüşmeleri yeniden başlatabilmek için üç aydan uzun bir süredir Kıbrıs Rum kesiminin ön koşulu olan “ortak açıklama” metni üzerinde çalıştıklarına da dikkat çeken Eroğlu, “Bu konuda Kıbrıs Türk tarafının gösterdiği tüm esneklik ve yapıcı tutum, karşı tarafın katı ve uzlaşmaz tutumu nedeniyle maalesef sonuçsuz kalmıştır” dedi. Kıbrıs Türk tarafının müzakerelere ortak açıklama yapılmadan başlanması önerisini hatırlatan Eroğlu, “Aslında biz herhangi bir ortak açıklama olmaksızın, yani ön koşulsuz olarak görüşme masasına oturmaya ve müzakerelere bırakıldığı yerden devam etmeye hazırız. Sayın Anastasides ortak açıklamasız müzakerelerin yeniden başlamasına karşı ise, bununla ilgili olarak da bir öneri sunduk. Yalın ve müzakere masasında konuşulması gereken öze ilişkin konuları içermeyecek, görüşmeleri yapılandıracak bir yol haritası içeren bir öneri de yaptık. Onu da kabul etmediler” dedi.
Kıbrıs Rum tarafının 2008-2012 yılları arasında “iki tarafın birlikte hazırladıkları yazılı yakınlaşmaları” da kabul etmediğini anlatan Eroğlu, Cumhurbaşkanı olduğu tarihten önce sağlanan “yazılı yakınlaşmaları ve görüşmelere kalındığı yerden devam etmeyi” kabul ettiğini ve bunu BM Genel Sekreterine bir mektupla bildirdiğini hatırlattı.
Eroğlu, “Ancak, Sayın Anastasiades halen bunu yapmaktan kaçınıyor. Sayın Anastasiades bunu yapmadığı gibi, ortak açıklama oyunu ile zamana oynuyor. Geldiğimiz nokta budur. Kıbrıs Rum tarafı, ortak açıklamanın çıkmasını engelleyerek müzakereleri kaldığı yerden başlatacak Liderler görüşmesini de engelliyor” dedi.
Anavatan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu basın toplantısında, KKTC’de, müzakere süreciyle ilgili ortak bir akıl ve ortak bir yaklaşımın bulunduğunu belirterek, “Bu KKTC’nin en büyük zenginliğidir ve Sayın Cumhurbaşkanımızın gösterdiği liderliğin de bir anlamda yansımasıdır” dedi. Davutoğlu, “Türkiye olarak biz her zaman Kıbrıs Türk tarafının üzerinde mutabık kaldığı, birleştiği, anlaştığı her hususta onların yanında olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Davutoğlu, iktidar ortakları ve ana muhalefet partisinin de katılımıyla gerçekleştirilen toplantılarda müzakere süreciyle ilgili ortak bir anlayışı görmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Davutoğlu, ortak metin müzakerelerinde dahi Kıbrıs Türk tarafının istekliliğini ve işbirliğine açık olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, şunları söyledi: “Önemli olan şimdi bir an önce liderlerin buluşması. Sayın Anastasiadis ve Kıbrıs Rum tarafının artık bu müzakereleri sürüncemede bırakmaya dönük bir taktik manevra değil, kalıcı bir barışı harekete geçirecek gerçek bir müzakereyi başlatmalarıdır.”
Anavatan Türkiye ve KKTC yetkilileri, iktidarıyla muhalefetiyle aynı çözüm stratejisinde mutabıktırlar. İki ayrı egemen devletten oluşacak çözüm şekli dünyaya bir kez daha duyurulmuştur. Rum tarafının müzakerelere olumlu yaklaşmaması halinde izlenecek yolun uluslararası tanınma olacağı açıklanmıştır. Zamanlama ise maalesef yine berrak değildir. Sayın Davutoğlu’nun ustaca yaptığı açıklamalarına bakılacak olursa taraflar üzerinde mutabık kalınacak bir metinle yakın zamanda müzakerelere yeniden başlayacaktır. Müzakerelerin, tarafların birbirine tamamen zıt olan görüşlerini açıkladıkları bir dönemde,yeniden başlatılmasını anlamak mümkün değildir. KKTC’nin uluslararası tanınmasını talep etmek için konjonktür çok uygundur. Mart ayında Anavatan Türkiye’de yapılacak mahalli seçimler Kıbrıs sürecini etkilememeli, uluslararası tepki gösterilir endişesiyle tanınma talebimizi başka bahara ertelememeliyiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları