KKTC’siz uzlaşma asla

Hüseyin Macit YUSUF

Rum siyasetçilerin üzerinde fazla düşünmeden yaptıkları açıklamalar, Kıbrıs anlaşmazlığına çözüm bulmak amacıyla sürdürülmekte olan müzakerelerin ne kadar samimiyetten ve hassas süreci sonuca taşıyacak akıl ve mantıktan yoksun olduğunu ortaya koyması açısından ibrete şayandır.
Rum Yönetimi Başkanı faşist EOKA’cı Nikos Anastasiadis, Kıbrıs sorununa, kimsenin kendini galip veya mağlup hissetmeyeceği bir çözüm bulunması gerektiğini belirterek,  “Çözüm, uzlaşı olacak. Yeterince olgun olmalı ve kâbusa dönüşen vizyonları terk etmeliyiz” dedi.
Güney Kıbrıs’ta yayınlanan Fileleftheros gazetesi, Anastasiadis’in  “To Vima”  isimli Yunan gazetesine verdiği söyleşiyi  “Türkiye’nin çözüm için tek teşviki enerji... Anastasiadis: Lefkoşa’nın egemenlik haklarını Ankara ile müzakere etmesi söz konusu değil”  başlığıyla aktardı.
Gazeteye göre, Kıbrıs Türk tarafıyla yürüttüğü müzakerelerin  “ilerlemediği” görüşünü ortaya koyan Anastasiadis,  “Ankara’nın Kıbrıs sorununu çözmek için tek teşviki, enerji rezervleridir. Türkiye’nin enerji rezervlerine katılmasının ön şartı Kıbrıs sorununun çözümüdür. Ancak Lefkoşa’nın egemenlik haklarını Ankara ile müzakere etmesi söz konusu değildir”  ifadelerini kullandı.
Anastasiadis bir taraftan hiçbir mantığa sığmayacak laflar ederken diğer taraftan da aslında Anavatan Türkiye’yi muhatap almaya çalışarak aklı sıra kurnazlık yapmaya çalışmaktadır.
Günün sonunda Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs anlaşmazlığının çözümünde KKTC’nin ve biz Kıbrıs Türklerinin egemenliğinden ödün vermeyeceğini Anastasiadis anlamak istememektedir. Anastasiadis, Kıbrıs etrafındaki denizlerdeki petrol ve doğal kaynakları babasının malı zannetmektedir. Anastasiadis esasen kendinde uzlaşı ve paylaşım kültürü olmadığını anlamaya ne zaman başlayacaktır? Ve Anastasiadis son dönemde sık sık yapmaya başladığı suçlama edebiyatından ne zaman vazgeçecektir? Kıbrıs çevresindeki kaynaklarda hem Anavatan Türkiye’nin hem de KKTC’nin hakkı vardır. İşin ucunda çatışma da olsa Türkiye bu hakkından vazgeçecek değildir. Yeter ki Kardak krizindeki gibi haklarımıza sahip çıkacak siyasi kararlılık sergilenebilsin. 
Hepimizin bildiği üzere Kıbrıs’a yönelik Amerikan ilgisi öncelikle enerji konularıyla alakalıdır. ’Bitirilmesi gerektiğini’düşündükleri Kıbrıs sorununun da içinde yer aldığı büyük resim budur. Basına yansıdığı üzere, Amerikalılar, enerji projelerinin ilerlemesini istemekte ve bunun için önlerine çıkacak her engeli aşmakta kararlı bir siyaset yürütmektedir. Bazı Batılı diplomatik kaynaklar, enerji yatırımları ve menfaatlerinin, tali konularda -ki Kıbrıs sorununu da böyle görüyorlar- risk alınamayacak kadar büyük ve önemli olduğuna işaret etmektedirler. ABD Başkan Yardımcısı Biden’in Kıbrıs ziyareti bu maksatla gerçekleşmiştir. Anavatan Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra ABD Başkanı Obama’nın da devreye girerek konuya, ABD’nin bölgedeki menfaatlerinin korunmasına, bizzat müdahil olacağı beklenmektedir.
KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu ile Anastasiadis’in Eylül ayında yeniden biraraya gelmeleri planlanlanmaktadır. Tarafların daha sonra BM Genel Sekreteri’nin davetiyle New York’ta buluşarak muhtemel bir referandum öncesinde al-ver müzakerelerine başlamaları öngörülmektedir. Ancak Anastasiadis’in son dönemde takındığı küstahça tavır nedeniyle sürecin referandum aşamasına gelmeyeceğine inanmaktayım. AB üyesi Güney Kıbrıs’ın, ABD’den de alacağı daha somut destekle, daha da katı ve uzlaşmaz bir politika yolunu seçeceği en muhtemel olasılık olarak görünmektedir.
Böyle bir aşamada Anavatan Türkiye’nin Kıbrıs politikası ve atacağı adımlar önemlidir.  “Bir adım önde” ve tavize yönelik siyaset Kıbrıs Türkünün sonu olacak, milli davamız telafisi mümkün olmayan zarar görecektir. 2004’te Annan Planı’nın referanduma sunulması dönemindeki siyasetin tekrarlanmasından endişe duymaktayım. Umarım, Annan Planı’nın Rumlar tarafından kabul edilmemesi neticesinde korumaya devam ettiğimiz kazanımlarımızdan ödün verilmez; Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi ve egemen KKTC’nin içinde olmayacağı bir plana yeşil ışık yakılmaz.
Anavatan Türkiye’de 10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kıbrıs konusunun gündeme alınmayarak, tartışılmaması beni oldukça düşündürmektedir. Kapalı kapılar arkasında yapılacak pazarlıklarla bir oldu bitti ile karşılaşmaktan ve Anavatanımızdaki yetkili ve etkili makamlarla yeniden hoş olmayacak, tartışma ve diyaloglara girme olasılığından inanın nefret ediyorum. Mukavemetçi Kıbrıs Türkü, Anavatan Türkiye hükümetlerinin başka çıkarlar uğruna Kıbrıs’ı feda etmesini, ABD gibi Kıbrıs’a  “tali bir konu” olarak bakmasını ve enerji gibi maddi çıkarlara yönelmesini inanın içine sindiremez ve affedemez. 1Ağustos’ta Toplumsal Direniş Bayramı’nda, 56. kuruluş yıldönümünü büyük bir gururla kutladığımız Türk Mukavemet Teşkilatı’nın ruhunu ilelebet yaşatmaya and içmiş Kıbrıs Türkü’nün, adada Türklük ve Müslümanlık mücadelesi uğruna kan dökmüş, can vermiş Kıbrıs Türkünün, kurduğumuz devletimiz KKTC için, emperyalizm ve onun içimizdeki uşaklarıyla mücadeleye devam edeceği bilinmelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş