KKTC'ye su ve Euro'ya geçiş meselesi

A+A-
Hüseyin Macit YUSUF

Haftada bir yazı yazmanın en büyük sıkıntılarından biri gündemdeki tüm önemli konuları siz değerli okuyucularımıza aktaramamak, gerekli yorum ve görüşleri anında, olaylar sıcak iken paylaşamamaktır. Geçtiğimiz haftaki gündem oldukça hareketli ve zengindi. Gelişmeleri özetleyerek paylaşmaya çalışacağım. Büyük Türk Milleti açısından geleceğe umutla bakmamıza neden olan güzellikler yaşadık. Aylardır emperyalist destekli terör nedeniyle yaşadığımız ve yaşamakta olduğumuz üzüntülerin yerine buruk da olsa mutlu ve sevinçli anlar yaşadık.

Ada ekonomisi canlanacak

Her Türk'ün gurur duyması gereken, KKTC'nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak olan ve "Asrın Projesi" olarak tanımlanan KKTC'ye Su Temini Projesi Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu ile KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu'nun da katıldığı Anamur ve Girne'de yapılan törenlerle açıldı. KKTC'nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılayacak proje ile KKTC'ye yılda 75 milyon metreküp su iletilecek ve bu suyun 37,76 milyon metreküpü içme-kullanma ve sanayi suyuna, geriye kalan 37,24 milyon metreküpü sulama suyuna tahsis edilecek. Kuşkusuz, can suyu olarak addedilen projenin ada ekonomisine katkısı büyük olacaktır. Asırlardır kuraklık ile mücadele etmekte olan Kıbrıs'ın önümüzdeki yarım asır bu hayati problemi aşmış olması oldukça önemlidir. Türkiye'den bol miktarda, son derece kaliteli suyun, çok düşük bir maliyetle Kıbrıs'a gelmesiyle bana göre ada tarihindeki en önemli proje gerçekleşmiştir. Şu anda, Torosların karından, Kıbrıs'taki musluklarımıza ulaştırılan su projesinin kuşkusuz manevi yanı, ekonomik getirisi kadar önemlidir. Suyun adaya getirilmesi ile tüm jeostratejik dengeler değişime uğrayacaktır. Türkiye'nin barış suyu olarak da nitelediği suyu isterse Rumlar da kullanabilecektir. Ancak ne var ki, kuraklıktan ölsek de Türk suyunu kesinlikle kullanmayız diyen bir zihniyet, Güney Kıbrıs'ta hâkimdir. Sürdürülmekte olan müzakerelere olumlu katkı yapması beklenen su projesine, Rum tarafında inanılmaz bir tepki vardır. Projeyi KKTC'nin Türkiye'ye entegrasyonu için bir adım olarak gören Rumlar ve içimizdeki bir takım kendini bilmezlerin tepkileri inanılır gibi değildir.

Euro'ya geçiş safsatası!

Geçtiğimiz günlerde gündeme getirilen KKTC'nin Avrupa Birliği para birimi Euro'yu kullanmaya başlayacağı haberi bazı çevrelerce çarpıtılmıştır. Halen Türk Lirası para birimini kullanmakta olan KKTC'nin, Euro'ya geçişle Türkiye'den uzaklaşma yönünde adımlar atmaya başladığını ve yakın gelecekte, özellikle Rumlarla birleşerek, Türkiye defterinin kapanacağı iddiasında bulunanları da hayretle izlemekteyiz. Bir kere KKTC'nin Euro para birimini kullanmaya başlayacağı kuyruklu bir yalandır. Böyle bir şey yoktur. Avrupa Birliği'ne tam üye olmadan da Euro kullanmak mümkün olsa bile, ekonomisi Türkiye'nin katkıları ile ayakta duran KKTC'nin bu yönde adım atması mümkün değildir. Olası bir anlaşma sonrasında, AB üyesi Kıbrıs'ta kurulacak yeni düzende, ortak para birimine geçilmesi ise doğal bir gelişme olacaktır. KKTC'nin olası bir anlaşma sonrasında AB müktesebatı ile uyum sağlamak amacıyla sürdürülmekte olan çalışmaları çarpıtarak kamuoyu oluşturmaya çalışanlar amaçlarına erişemeyecektir.

AİHM'den Ermenilere tokat

Geçtiğimiz hafta göğsümüzü kabartan diğer bir gelişme ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire'nin, 'Perinçek-İsviçre' davasındaki kararını açıklaması olmuştur. Mahkeme, "Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır" sözleri nedeniyle İsviçre'yle davalık olan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek lehine karar vererek, soykırımı inkâr etmenin cezalandırılmasının ifade özgürlüğünün ihlali olduğunu teyit etmiştir. Perinçek, benim de üyesi bulunduğum Talat Paşa Komitesi'nin, İsviçre'de düzenlediği toplantı sonrasında gözaltına alınmış ve kendisine sözleri nedeniyle dava açılmıştı. İsviçre mahkemelerinin aldığı kararı, AİHM nezdine getiren Perinçek'in aldırdığı karar Türkiye için oldukça önemlidir. Emperyalist Batı parlamentolarında alınmış sözde Ermeni soykırımı konusundaki tüm kararların yasal bir zemini olmadığı ve 1915'te Türkiye'de yaşananların, Nazi Almanya'sında yaşanan soykırım ile aynı kefeye konmasının mümkün olamayacağı AİHM kararıyla teyit edilmiştir. Bu zafer Türkiye'nin zaferidir ve Devlet bu karara sahip çıkarak üzerine düşenleri yapmalıdır.

Bu arada Türk Milli Futbol Takımı'nın 2016 Fransa Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazanması ve birkaç gün önce yeni Türk uydusu 4B'nin uzaya fırlatılması başarılarını da burada belirtmemiz ve emeği geçenleri kutlamamız şarttır. Büyük Türk Milleti'nin neler başarabileceği ortadadır; yeter ki birlik, beraberlik, sevgi, saygı ve dayanışma içerisinde olabilelim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları