KKTC’yi Kıbrıs Türk Devletine Dönüştürmek

Özcan YENİÇERİ

Hayatını halkının özgür ve bağımsız yaşamasına adayan bir liderdi.  Kıbrıs Türklerinin özgürleşmesi için her türlü tehlikenin üstüne gözünü kırpmadan gitmişti. Güçlü inançları, ilkeleri ve değerleri vardı. Özgür insanın aynı zamanda özgür bir toplum sorunu olduğuna inanırdı. Her şart altında ayakta kalabilen ve her yerde  “adam”  olabilen ender kişiliklerdendi. “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal’in izinden gitti.
O, Kıbrıs’ı dava edinmişti. Ancak bir sorun vardı. O da Türkiye’de Kıbrıs’ı dava edinenlerin başı beladan kurtulmuyordu. Nitekim Londra ve Zürih antlaşmaları ile Türkiye’yi Kıbrıs’ta taraf durumuna getiren Başbakan Adnan Menderes ve Dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu idam edilmişti.
Kıbrıs’ın kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş da yaşanan süreç içinde itibar infazından geçmiştir. Onu ömrünün son günlerinde acımasız isnat, itham ve iddia sağanağı altında bırakmışlardır.
Rum/Yunan ve BM diplomatları kendisine dayatılan çözümü kabul etmediği için Denktaş’a  “Bay Hayır”  adını takmışlardı. Aslında O, halkını yeniden Rum boyunduruğu altına koyacak bir çözümün çözüm değil sorun olduğunu savunuyordu. Kıbrıs Türk halkına eşit toplum statüsü talep ediyordu. KKTC halkı, kendi hakkındaki kararları kendisi versin istiyordu. Rumların saldırgan ve dışlayıcı tutumuna karşı da Türkiye’nin garantisinin vaz geçilmez olduğunu savunuyordu.
Türkiye’deki kızıl solcuların Kıbrıs Davasına ve Denktaş’a bakışı hep sorunlu olmuştur. Bu ekip “Türk askerlerinin adadan çekilmesi, KKTC’nin lağvedilmesi, adaya gelip 1974’ten sonra yerleşen Türklerin adadan ayrılması” nı çözüm olarak görüyorlardı. 2002 sonrası Türkiye’de iktidar olan AKP’nin görüşleri de benzerdi. AKP kurmayları, Kıbrıs’ta  “çözümsüzlük çözüm değildir”, “çözüm için her zaman bir adım önde olmak”  sloganı ile Kıbrıs sorununa yaklaştılar. Bu bağlamda “Annan Planı” canhıraş bir heyecanla AKP tarafından savunuldu.
Halbuki Annan Planı, Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi, Rumlara toprak verilmesi, 1974’ten sonra adaya yerleşen Türklerin adadan ayrılması ve 60 bin kadar Rum’un Karpas bölgesine yerleşmesi gibi ağır şartları kapsamaktaydı. 24 Nisan 2004’te adanın Türk ve Rum kesiminde Annan Planı için yapılan referandumda, Türkler plan için % 70 evet derken Rumlar % 70 hayırla bu planı reddetti.
Buna karşı çıkan Denktaş’a da yapılmadık itham kalmamıştı. Bu zevat Türkiye’nin AB’ye katılmasının önünde Kıbrıs’ın engel oluşturduğu, Rauf Denktaş gibilerinin ve onunla aynı paralelde olanların  “Kıbrıs nedeniyle adeta Türkiye’yi esir aldıkları, Annan Planının bu esaretten kurtulmak için bir çare olduğu” telkinleriyle KKTC’de planın kabul edilmesini sağlamıştır.
AKP yöneticileri ve kızıl mahfiller çözümsüzlüğün adının Denktaş olduğunu sürekli bir biçimde propaganda ediyorlardı. Bu çevrelere göre Rumlar çözüm istiyordu ama Denktaş ve Türkiye buna engel oluyordu. Bu süreçte AB yöneticileri de KKTC’nin Annan Planına evet demesi halinde ambargonun kaldırılacağını vaat ediyorlardı. İlgi çekicidir referandumdan bir hafta sonra Annan Planı’na hayır diyen Rumlar, bütün Kıbrıs’ı temsilen “Kıbrıs Cumhuriyeti”  adı altında AB’ye üye yapıldı.
Zaman en büyük hakemdir. Başbakan Erdoğan’ın söylemde bile olsa son zamanlarda Denktaş’ın izlediği çizgiye yaklaştığı görülüyor. Denktaş, artık yok. Ancak onun verdiği mücadele ve elde ettiği somut sonuç KKTC olarak var. Denktaş sonrası Türkiye’ye düşen görev, KKTC’yi Kıbrıs Türk Devletine çevirmek olmalıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş