Kocatepe'nin hakkı Kocatepe'ye

Servet AVCI

Yaklaşık iki yıl önce Kocatepe İnisiyatifi'nin 'Türkiye'nin sancılı geleceği: Suriyeliler' başlıklı raporunu bu köşeye taşımıştık... "Raporu okuyunca, 'Sivil toplum kuruluşları ve stratejistler, bir yan kuruluş gibi siyasî odaklara propaganda amaçlı servis yapmak yerine tam da bunu yapmalı' diye düşünmeden edemiyorsunuz... Devletten ve siyasetten bağımsız ama devletin ve siyasetin önüne projektör tutan, öngörmeye çalışan, ihtimalleri sıralayan ve çözüm öneren" diye girmiştik söze...

O çalışma tamamlandığında topraklarımızdaki Suriyelilerin sayısı bir buçuk milyon civarındaydı, bugün ise üç milyon civarında... Sayıdan başka değişen pek bir şey yok, Avrupalıların onları Türkiye'nin içinde tutmak için kurduğu 'az paralı diplomasi'den başka...

Devleti yönetenler ne Suriye problemini doğru okuyabildiler ne de Türkiye'ye göçmek zorunda kalan Suriyeliler problemini... Onlar okuyamadığı gibi, iktidara yakın, onların destekçileri tarafından fonlanan strateji kuruluşları da çuvalladılar...

Bugün geriye dönüp baktığımızda problemi doğru okuma ve geleceğe projeksiyon tutma anlamında tek doğru raporun Kocatepe İnisiyatifi'nden çıktığını görebiliyoruz... Başkalarına duyulan kompleks, kendi insanımız söz konusu olduğunda ilgisizliğe dönüştüğü için bu rapor birkaç gazete dışında hak ettiğince karşılık bulmadı ne yazık ki...

Başkanlığını Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Hakan Ünser'in yaptığı Kocatepe İnisiyatifi, Suriyeli sığınmacıların 'sorunun sebebi değil sonucu' olduğunu vurguluyordu... Anadolu Kafkaslardan, Balkanlar'dan ve diğer bölgelerden 18. yüzyıldan beri dokuz büyük göç dalgasına sahne olmuştu... Bu dalga hepsinden daha büyüktü ve devleti yönetenlerin bu dalgayı karşılarken tarihî tecrübeden yararlanmaması büyük eksiklikti...

Raporda bazı bölgelerde Suriyeli sığınmacılarla, vatandaşlar arasında çıkan gerginlik ve çatışmaların 'milliyetçi tepki' olarak sunulmasına karşı çıkılmış, bunun milliyetçiliğin 'saldırganlık' ve 'yabancı düşmanlığı' gibi algılanmasına yönelik dezenformasyon olduğu belirtilmişti... Yaşananlara en uygun kavram olarak 'zenofobi' yani 'yabancılara yönelik korku ve nefret'in adı uygun görülmüştü...

Raporda Suriyelilerin 'misafir' değil, 'kalıcı' olduğu öngörülerek, var olan yaklaşık bir milyon Arap kökenli nüfus üzerine eklenecek bu topluluğun gelecekte 'Suriye diasporası' oluşturabileceği, bunun negatif ve pozitif etkilerinin şimdiden masaya yatırılması teklif edilmişti...

Bugün Gaziantep ve Kilis'ten gelen haberlere bakınca 'Peşaverleşme' uyarısının ne kadar hayatî olduğu bir kere daha anlaşılıyor... Peşaver örneği ürkütücü ama gerçekti... Nasıl Afganistan'dan kaçanların Pakistan Peşaver'de çoğunluğa ulaştıktan sonra bu bölge terör örgütlerinin ikmal üssüne dönüşmüşse, aynı riskin Türkiye için de geçerli olabileceği ifade edilmişti... Bu yüzden göçmen yerleştirmelerde, bir ilin nüfusunun üzerine çıkılmaması önemle belirtilirken Kilis'teki tehlikenin altı çizilmişti... Yaşadıklarımız, bu öngörülerin ne büyük derecede haklı olduğunu ortaya koyuyor değil mi?

Elbette en ideali Suriyeli göçmenlerin Suriye'de huzur sağlandıktan sonra topraklarına geri dönmesiydi... Ama büyük devletler olumsuz durumlara göre de A, B ve C gibi planları olan devletlerdi... Esad rejimi yıkılsa bile bu problem bitmeyebilirdi ve devlet bunu da hesaplamalıydı...

Kocatepe İnisiyatifi'ne göre Esad rejimi yıkılsa bile Türkiye bu problemden sıyrılabilecek gibi görünmüyordu... Göçmen Bakanlığı'nın kurulmamış olması ciddi bir eksiklikti... Otuz bin 'vatansız' çocuk doğmuştu Türkiye'de... Ucuz işçilik, zaten işsizliğin olduğu illerde bir başka sosyal yarayı tetikliyordu... 'Çaresizlik', uyuşturucu ve kadın istismarı alanlarındaki Suriyeli payını yükseltiyordu... Türkiye'de önüne geçilmiş yedi bulaşıcı hastalık tekrar görülmeye başlamıştı... Özellikle çocuk felci riski ortaya çıkmıştı...

"İktidarın sorunun başlangıcındaki öngörüsüzlüğünü, muhalefet de sorunun geleceğine ilişkin yapmamalıdır" denilerek şöyle devam ediliyordu raporda: "Onların bu durumu da uzun yıllar sürdürülebilir değildir. Tarihsel bağlar, komşuluk hukuku, inanç kardeşliği ve etnik akrabalık gibi yakınlıklar nedeniyle Türk halkı, Suriyelilere karşı geniş bir hoşgörü göstermiştir. Ancak halkın hoşgörü ve misafirperverliğinin de yaşanan sorunların derinleşmesine paralel tükenmeye başladığı da görülmelidir..."

Dünyanın her yerinde göçmenlere karşı oluşan negatif tepkilerin ülkemizde de yaşanabileceği, bunun ülkedeki sınıfsal, etnik ve mezhepsel gerilimi artırabileceği hesaplanıyordu... Bu teklif eleştirilebilir ve çok tartışılabilir ama Kocatepe İnisiyatifi'ne göre göçmenlerin hiç gitmeyeceğini var saymak ve telafisi imkânsız sosyal problemler çıkmadan 'entegrasyon' yoluna gitmek bile gerekebilirdi... 

Haklarını vermek için bu yazıyı kaleme aldık... Kompleks dolayısıyla 'bizden' olunca değeri takdir edilmiyor bir türlü... Kocatepe İnisiyatifi'nde bu raporu kaleme alanlar kâhin değillerdi... Bu toprakların bedenen ve ruhen yerlileriydi, tarihî tecrübeyi biliyorlardı, bölgesel ve küresel dönüşümü iyi okuyorlardı... Kusurları ise 'bizden' olmalarıydı!..

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş