Köktürk Kağanlığı nasıl çökertildi?

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

581 yılında Köktürk tahtına Bumın Kağan’ın torunu Işbara oturmuştu. Işbara Kağan, Çang Sun-şeng adlı bir Çin diplomatını dost edinmişti. Çang Sun-şeng, bir yandan Köktürk ileri gelenlerini birbirine düşürüyor, bir yandan da sürekli olarak Çin imparatoruna bilgiler veriyordu. Çang Sun-şeng’in ve Çin imparatorunun entrikalarıyla, Batı Köktürklerinin kağanı Tardu bağımsızlığını ilan etti ve Köktürk Kağanlığı ikiye bölündü. Doğu Köktürk Kağanı Işbara gittikçe gücünü kaybetti ve Çin imparatorundan yardım istedi. 584 yılında Çin, Çang Sun-şeng’in de içinde bulunduğu bir diplomat grubunu Işbara’ya gönderdi. Çinli heyet Işbara’yı kul ilan ederek aşağıladı. Bu hakarete ve Çin’e bağlanmayı kabul etmesine rağmen Işbara, dillerini Çince ile değiştirme, Çin âdet ve elbiselerini kabul etme teklifini reddetmişti.
588 yılında Işbara öldü. Yerine geçen oğlu Tulan Kağan zamanında Köktürkler yine güçlendiler. Tardu ile Tulan arasında barış yapıldı. Tardu’nun da desteklediği Tulan Çin’e başarılı akınlar yaptı. Fakat Çin entrikaları bitmiyordu. Bu defa Tölesleri ayaklandırdılar. Bu isyan sırasında 600 yılında Tulan Kağan öldü. Tardu kendisini hem Batı’nın hem Doğu’nun  kağanı ilan etti. Ancak Çinlilerle giriştiği bir savaşta Tardu Kağan’ın ordusu bozguna uğradı; çünkü Köktürkler arasında bulunduğu sırada Türk coğrafyasını ve stratejik bölgeleri çok iyi öğrenen Çang Sun-şeng, köktürklerin su kaynaklarını zehirletmişti. Zehirli sudan içen Köktürk erleri   ve atları ölmüştü. Zehirlenmeden haberi olmayan bazı Köktürkler hâlâ  “gök, suyu bulandırdı”  diyorlardı. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi isteyenler, Ahmet Taşağıl’ın, 1995 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan Gök-Türkler adlı eserine bakabilirler. 
600 yılındaki olaydan üç yıl sonra Tardu Kağan yok olacak; Doğu Köktürkleri de 630 yılında Çin esaretine gireceklerdir.
Milletler arası ilişkilerde buna benzer olaylar sık görülür. Ülkelere diplomat olarak gönderilen elçilik görevlileri aynı zamanda casusluk yaparak gönderildikleri ülkenin sırlarını ve stratejik mevkilerini öğrenip kendi ülkelerine bildirirler. Eski devirlerde su kaynakları, ülkenin en stratejik mevkilerinden sayılırdı. Çünkü hem askerler hem de atlar için su hayati bir öneme sahipti. Tarihte kalelerin kuşatılıp içerdeki askerlerin susuz bırakılarak teslime zorlandığı çok görülmüştür.
Bugün enerji kaynakları, bazı yol ve köprüler, bazı fabrikar askerî bakımdan önemli kabul edilir. Elbette askerî açıdan en önemli yerler, silah ve mühimmatın saklandığı yerlerdir. Ordulara ait cephaneliklerin bir kısmı açık olmakla birlikte   mühim bir kısmı da gizli yerlerde saklanır; onların yerleri askerî sır kabul edilir ve  yetkililerin dışında hiç kimse tarafından  bilinmez. 20. yüzyıldaki büyük savaşlarda casusluk faaliyetlerinin önemli bir kısmı gizli silah depolarının öğrenilmesine dönük olmuştur.
Tarihin her döneminde Çang Sun-şeng’ler mevcut olmuştur ve elbette bugün de vardır. Stratejik ortaklıklarının dozunu ayarlayamayan ülkeler, dost zannettikleri ülkelerin casusluk faaliyetlerine her zaman sahne olurlar. 20. yüzyılın casusları mutlaka yabancılar içinden çıkmıyor; ülkelerin kendi içinden de Çang Sun-şeng’ler çıkabiliyor. Bir bakmışsınız; su kaynakları zehirlenmiş ve askerleriniz yok olmuş.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları