Köktürklerde devlet dili Türkçe idi

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

“Devlet dili, resmî dil”  gibi kavramlar ve bu kavramların yasalarda, anayasalarda yer alması modern zamanlara aittir. Ancak bu kavramları ifade eden terimlerin kullanılmadığı zamanlarda da devletlerin resmî belgelerinde, yazışmalarında, kanunlarında kullandıkları bir dil veya diller vardı. Dolayısıyla resmî yazışma ve belgelerde kullanılan dili modern zamanların terimiyle  “devlet dili”  olarak adlandırabiliriz.
Türklerde “resmî dil”  terimi, 1876’daki ilk anayasa ile kullanıma girmiştir. Bu anayasanın 18. maddesi şöyledir: “Tebea-i Osmâniyyenin (Osmanlı teb’asının) hıdemât-ı devletde (devlet hizmetlerinde) istihdâm olunmak için devletin lisân-ı resmîsi (resmî dili) olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.”
1876 anayasasının 57. maddesinde de meclisteki müzakerelerin Türk dili ile yapılacağı belirtilmiştir.
Osmanlı Yüce Devleti’nde 1876’dan önce de bütün resmî mevzuat ve yazışmaların dili Türkçe idi. Dolayısıyla Osmanlılarda devlet dili Türkçe olmuştur. Mesela Fatih Sultan Mehmed ile başlayan sultan kanunnameleri hep Türk diliyle yazılmıştır. Örnek olarak Fatih Kanunnamesinin 12. maddesini aşağıya yazıyorum:
“Eğer bir kişi zinâyı bilse, gelüp kadıya demese cürm yok. Ammâ uğruluğın bilse, gelüp demese, 15 akçe cürm alına.”
Osmanlı kanunnameleri, Ahmed Akgündüz tarafından dokuz büyük cilt hâlinde yayımlanmıştır.
Altınordu’da, Kazan ve Kırım Hanlıkları’nda da devlet dili Türkçe idi. Bu hanlıklara ait fermanlar, yarlıklar Akdes Nimet Kurat ve Melek Özyetgin tarafından yayımlanmıştır.
Selçuklularda devlet dili olarak Farsça kullanılmıştır; Nizâmü’l-Mülk’ün siyâsetnâmesi Farsçadır.
Karahanlılarda devlet dilinin Türkçe olduğunu söyleyebiliriz; çünkü onlardan bazı Türkçe hukuk belgeleri günümüze ulaşmıştır. Bu belgeleri ünlü Türkolog Şinasi Tekin yayımlamıştır. Karahanlı devlet dili için Kutadgu Bilig’i de tanık olarak gösterebiliriz. 1069’da yazılan bu eser bir siyasetname idi ve yazarı Balasagunlu Yusuf, Karahanlı hükümdarının has hâcibi, yani baş mabeyincisi idi. Türk hukuk tarihi disiplininin kurucusu Sadri Maksudi Arsal, Kutadgu Bilig’i Türk hukukunun önemli bir kaynağı olarak değerlendirir.
Köktürklerden kalmış bulunan 8. yüzyılın ilk yarısına ait Tonyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan anıtları da resmî belgelerdir. Çünkü Köl Tigin anıtının tamamı ile Bilge Kağan anıtının üçte ikisinin yazarı bizzat Bilge Kağan’dır. Anıtın üçte birinin yazarı ise onun oğlu Tengri Kağan’dır. Tonyukuk anıtı Bilge Tonyukuk’un kendisi tarafından yazılmıştır. Tonyukuk da devletin başveziri ve başkumandanıdır. Bu devlet adamları diktirdikleri bu anıtlarda yaptıklarını halka anlatmışlar; bir bakıma hesap vermişlerdir. Bilge Kağan’ın, Türk milletinin karakteriyle ilgili ciddi tespitleri ve millete verdiği önemli öğütler de anıtlarda yer alır. Ayrıce devletle ilgili birçok önemli kavram, “kanun yapmak, devleti korumak ve teşkilatlandırmak, makam ve mansıplar vermek, uluslararası ilişkiler, uluslararası ticaret, sosyal devlet, refah devleti, yöneticilere ait nitelikler, ülke sınırları” gibi kavramlar anıtlarda yansımasını bulur.
Köktürklerden sonra Türk devletinin başına geçen Uygurlarda da kağan yazıtları vardır. Bunlara bakarak onlarda da devlet dilinin Türkçe olduğunu söyleyebiliriz. Bugünkü Doğu Türkistan’da 9. asırdan itibaren hüküm sürmüş bulunan Turfan Uygurlarından da Türkçe yazılmış birçok hukuki belge kalmıştır. Wilhelm Radloff, Reşid Rahmeti Arat, Larry Clark, Özkan İzgi, Nobuo Yamada gibi yerli ve yabancı araştırıcılar bu belgeleri yayımlamışlardır.
Devlet dili olarak Türkçenin Köktürklere kadar uzandığı böylece anlaşılmış olmaktadır. Öncesi de var mıydı? Bunun cevabını da başka bir yazıda verelim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları