Kolay değil Erdoğan olmak

Ergun KAFTANCI

KONGRE Erdoğan'ın isteği doğrultusunda bitti ama AKP'de başlayan gürültü bitmedi...

    Mağdur kabul edilen Ahmet Davutoğlu'nun çevresinde bulunup da gözden düşenler, eleştiriye başladı...

    Gürültü ayyuka çıkmış değil ama yakındır, etraf çın çın öter...

    ........................

    Önemli sayıdaki AKP'linin, yaşanan gelişmeleri kavgacı bir üslûpla değil ama yüksek sesle eleştirip "AKP'ye yakışmadı" demeye başlaması yadırganmamalı...

    Sonuçta, yapılan siyaset; siyasetçinin fıtratında da eleştiri var...

    Kabullenir ya da kabullenmez, o ayrı...

    .......................

    Didişmenin süreceği kanaatinde değilim...

    Sürmez, devreye nasıl olsa Erdoğan girer ve ortalığı yatıştırır.

    Eee, kolay değil partili cumhurbaşkanı olmak...

    Etrafı gücendirmeden parti içi her çeşit kalkışmayı bastırmak ve eleştirenleri susturmak görevi de bugünkü koşullarda ona düşüyor...

    .......................

    Binali Bey ilk günden makamına ısındı...

    Başbakanlık koltuğuna oturmadan önce üzerinde başbakanlık forsu bulunan şemsiyeye sığındı da ıslanmaktan kurtuldu...

      O koca şemsiyeyi kendisinin taşıması "Binali Bey, kendi işini kendi yapacak, başkasına bırakmayacak" yorumlarına neden oldu.

    Hayırlısı! 

   

*

 

DUYDUKLARIMIZ

        KONUŞULANLARI naklediyorum...    

     Mırıldanılan en baba lâf şu:

     -MHP'nin kurultay derdi, AKP'yi gerdi...

       Yoksa AKP'yi değil de Erdoğan'dan talimatlı Bozdağ'ı mı gerdi?

     *

     KONGREYİ demokrasi şöleni diye niteleyen Binali Yıldırım'ın bundan sonraki siyasal gelişmeleri hangi gözle izleyip nasıl niteleyeceğini düşünün...

     "Sanki bu millet hiç demokrasi şöleni" görmedi...

     Mesela 1950 neydi muhterem!

 

 

*

   

RENK KATMANIN BÖYLESİ

      RİZE'de Uluslar arası pastacılar günü kutlandı...

    Yabancı pasta üreticileri, bizim pastacılarla yarıştı...

    Sonunda kim kazandı bilmiyorum...

    .....................

    Bostancı'da unlu mamûller fırını olan dostum Mehmet Erbeyi Rizeli...

    Bir yakınının düğünü için memleketine gitmiş, tam da pastacılar gününde...

    Etkinlikleri hayranlıkla izlemiş, dönmüş...

    Ayağının tozuyla geçmiş hamur teknesinin başına...

    .....................

    Ekmeği, kurabiyeleri, pastaları ondan alıyorum; fırındaydı o anlattı...

    Görkemli bir kutlama olmuş...

    Düzenleme gereği halka pastanın yanı sıra yöre yemekleri de ikram edilmiş...

    İstanbul'dan taa Rize'ye konuk olarak giden bir karı kocanın konuşmasına kulak misafiri olmuş, duyduğunu ayaküstü bana da nakletti...

    Adam eşine "Gelmişken burada bir muhlama yiyelim, İstanbul'da yiyemeyiz" dediği sırada magandalar, herhalde etkinliklere renk katmak için olmalı, silahlarına asılmış...

    Havaya sıkmışlar, pat.. pat.. pat...

    Anadolu usulü eğlence geleneği böyle ya...

    Kadın hemen eşini kolundan çekiştirmiş:

    -Yürü Bey demiş, muhlama derken mıhlanmayalım, yürü gidelim...

   

*

 

MÜSECCEL CÖMERTİZ AMA...

    ULUSLAR arası toplantılara çok sık ev sahipliği yapıyoruz...

    "Dünya İnsanlık Zirvesi" de ülkemizde yapıldı...

    Bu vesileyle öğrendik ki dünyada insani yardıma muhtaç olanların sayısı 130 milyonun üzerinde...

    Zirvede nelerin yapılabileceği de görüşüldü...

    Çok şeyin yapılabileceği ortaya çıktı. Bu arada, güçlü ülkelerin muhtaç insanlara kayıtsız kaldıkları da vurgulandı...

    ...................

    Muhtaç insan sayısını azaltmak için 1 milyar dolarlık bir parasal koalisyon oluşturmak gerekiyor.

    Biraz zor...

    Zirveye katılan ülkelerin temsilcileriyla uluslar arası sivil toplum kuruluşlarının ve özel sektör temsilcilerinin, 1 milyar dolarlık yardım konsorsiyumuna katılmaya pek hevesli olmadıkları anlaşıldı...

    Garabete bakınız; insani yardım yapılması gereğinde buluşanlar sıra paraya geldi mi kaytarıyor...

    İnsanlık ölmedi diyoruz ama...

    Öyle mi!

    .........................

    Zirvede BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da vardı...

    Yardımlaşma konusunda bizi örnek verirken "Türkiye Suriyelileri cömertçe ağırlıyor" dedi...

    Doğru da...

    "Aynı cömertliği kendi halkına gösteremiyor" diyemedi...

    O konuşurken kim bilir adamın gözünün içine nasıl baktık ki böyle bir cümle kuramadı...

 

*

 

DERKENAR

     İRANLI devlet adamları gibi kravat takmayan Yunan Başbakanı Çipras

Erdoğan'ın "Hediye ettiğim kravat ne oldu, takmıyor musun" diye sorması üzerine gülerek "Alışık değilim, hediye kıymetlidir, kullanılmaz saklanır" diye cevap vermiş...

Yeri gelmişken sorayım; Katar Emiri'nin Erdoğan'a hediye ettiği 50 Arap atı ne oldu; hayvanlar saklanıyor mu, yoksa kullanılıyor mu!?

 

*

 

BİR SÖZ

     ÇOBAN ol dedik, köpek oldu; bekçi ol dedik, hırsız oldu...

 

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Günün Karikatürü
    Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş