Koleksiyonculuk

Altemur KILIÇ

Eski bir merak hobby; bazılarına göre de “hastalık” .. Pul, kelebek, kitap, antika koleksiyonu yapanlar çoktur... Benim de naçizane çok ufak, eski radyo, telefon koleksiyonum var, eski taş plaklarım var. Bizim zamanımızın 33 ve 45 devirlik LP plaklarım da vardı ama bu koleksiyonu bir meraklısına, koleksiyon hastasına devrettim. O da akrabam, Galatasaray hastası Kemal Suman... Evi bir müze gibi; eski aletler, teraziler, saatler, eski hesap ve yazı makinaları, aklınıza ne gelirse dünyanın her tarafından toplamış.

Collection dergisi
Ondan öğrendim, koleksiyoncuların bir de nefis üç ayda bir yayınlanan dergileri var; COLLECTION. Kendi ifadeleriyle  “Geçmişin değerlerini geleceğe taşıyanların dergisi!” Muhakkak görün... COLLECTION’un her sayısında bizim Kemal ve koleksiyonları var!

 

Kemal Suman
Kemal de ilginç bir kişi, hasta Galatasaraylı. İşi turizm, başarılı bir iş adamı. Turizm hatıralarına ait nefis bir kitabı var: “Kah orada kah burada.” (Remzi Kitabevi) Son olarak da okulu Galatasaray’ı yazdı:  “Bitmeyen mektep.” 
Gücenmesin Kemal’in kendisi de koleksiyonluk!
Koleksiyonunda her şey var ama benim dikkatimi çeken “Antik Çağın Yıldız Avcısı Usturlaplar.”  Bu aletler Suman’ın koleksiyonunda.. Antik Çağda yıldızları keşfetmek için kullanılırmış.
Kemal, COLLECTION dergisinde bu aletleri tanıtan yazısında matematik ve fizikle arası hiç iyi olmamış, benim başımı döndürdü... Der ki  “Sokrat’ın talebesi, ama Aristo’nun hocası olan Platon, bundan 2400 yıl önce en yüce erdem ölçüdür”  demiş. Hangi ölçüyü kastettiği de hep tartışıldı. Soyut olanı mı, somut olanı mı?... “Somut sayılanın da, zaman zaman soyut olduğu iddia edildi. Metre ya da kilo hangi ölçüye göre ölçüdür?”  Dünyamızda bir metre olarak ölçülen, uzayda da bir metre midir? Zaman neye göre ölçülür, bir saniyelik süre, ışık hızında giden bir cisim için de bir saniye midir? Einstein’ın izafiyet teorisine göre hayır! İnsanlar binlerce yıldır derinliği, yüksekliği, ağırlığı, ısıyı, yoğunluğu, basıncı, gücü, parlaklığı, uzaklığı ölçüp biçmeye çabalıyor. Bu amaçla da özellikle son bin yılda sayısız alet tasarlayıp üretmiş. Konumuz bunlardan biri olan usturlaplar... İnsanoğlunun yıldızlara karşı duyduğu ilgi, şüphesiz insanın düşünebilme özelliğini kazandığı dönemden başlar. Görebilen her yaratığın yıldızlara ilgi duyduğu tartışılır ama bazı gözlemlere göre göçmen kuşlar, su üzerinde yüzebilen büyük balıklar, kutup ayıları ve özellikle kutup bölgelerinde yaşayan hayvanlar yıldızları izleyebiliyorlar. Hiç bir alet kullanmadan yaptıkları bu izlemelerden kendilerine göre yön bulmak gibi sonuçlar çıkardıkları da biliniyor. İnsanoğlu da düşünme melekesini kazandığı günlerden beri yıldızları izleyip duruyor. Kimileri bunlardan tamamen bilimsel sonuçlar elde ederken, bazıları da bilimselliği tartışılan başka sonuçlar bulduklarını düşünüyor. Burçlar, yıldız falları, müneccimlik eskiden beri ilgi uyandıran uğraşlar. Yıldızların tekrar eden ve şaşmayan hareketleri, binlerce yıldır incelenmekte ve bunların izlenmesi için antik çağlardan beri aletler geliştirilmekte. Bu aletlerin bir bölümü asırlar boyu gelişerek, bugün kullanılan modern aygıtlara dönüşmüş, bir bölümünün gelişmeleri ise, merceğin bulunmasından sonra bitmiş, artık yeni yerleri koleksiyonlar arasında olacak. Usturlap da bunlardan biri. Batı dünyasındaki ismi Astrolabion olan bu aygıt, temel olarak güneş, ay ve yıldız yüksekliklerini, dolayısıyla gözlem yapıldığı andaki mahalli saati ve antik çağ gemilerinin boylamlar üzerindeki yerlerini, kuzey-güney doğrultusu üzerinde yaklaşık olarak tayin edebilmeleri için kullanılan bir navigasyon aletidir. Açık denizlerde seyreden gemiler, enlem ve boylamlar üzerindeki tam yerlerini, usturlaplara saatlerin eşlik etmesinden sonra kesin olarak tayin edebilmişlerdi. Usturlaplar hakkında en eski bilgiler için İskenderiye’ye ve İsa’dan sonra 1. yüzyıla kadar gitmemiz gerekiyor. Bu dönemden, günümüze ulaşmış, yaşayan bir örnek ne yazık ki yok, bilinen sadece bu döneme kadar giden bir kaç arkeolojik veri. Esas gelişmenin başladığı sekizinci yüzyılda, usturlaplar daha çok İslam dünyasında kullanıldılar. Ancak büyük gelişme bu aygıtın Endülüs üzerinden İspanya’ya oradan da Portekiz’e ulaşmasından sonra oluştu. Avrupa’da kullanılan ilk usturlaplar arasında gösterebileceğimiz basit sayılacak düzende tek katlı ve iki yanlı gövde üzerinde hareketli bir kanat taşıyan deniz usturIaplarıdır.

NOT:  “Usturuplu” kelimesı de herhalde bu aletlerden galat. Sizi “usturuplara”  bırakıyorum. Usturuplu ve sağlıklı olun!


 




ATATÜRK DİYOR Kİ
* Aydın sınıfı ile halkın anlayış ve hedefi arasında doğal bir uygunluk olması lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği fikirler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş