Komintern arşivinde 'Kürt Meselesi'

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Cumhuriyet tarihimizin sayısız olayı, yabancı arşivlerinde açılmayı bekleyen sararmış dosyalarda gizli sürprizlerle dolu. Ben bugünkü yazımda, günümüzde Türkiye’nin temel tehditlerinden bölücülük ve Kürtçülük’le ilgili Sovyetler Birliği’nin Komintern (Üçüncü Enternasyonal) ve onun üyesi TKP’nin geçmişte bu sorunu nasıl yaklaştığını gösteren görüşlerinden söz edeceğim.
Komintern genel sekreterliğinin Moskova’de 26 Şubat 1925’de basına dağıttığı özel bültene göz atalım. Önce Şeyh Sait ayaklanmasının değerlendirmesi yer alıyor.
“Mustafa Kemal’e ve Ankara Hükümeti’ne karşı Kürdistan’daki Şeyh Sait ayaklanması Moskova tarafından Türk gericiliğinin İngiliz emperyalizmiyle ittifak halinde bir geri dönüş girişimi olarak değerlendirilmektedir. Son zamanlarda bütün gerici güçler, Mustafa Kemal’e karşı, ilk olarak emperyalizm güdümünde bir harekete önderlik eden Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular. Yabancılar din adamlarının yobazlaştırdığı göçebe aşiretleri harekete geçirdiler ve dinci sloganlarla ortaya çıktılar. Ayaklanma büyük toprak ağalarının hakim olduğu Doğu illerinde patlak verdi. İsyancıların arkasında Musul yani petrol meselesinde çıkarı olan İngiltere bulunuyordu.”
Yine Komintern’in yayın organı Enternasyonal Dergisi’nde, Şeyh Said isyanı ve Kuzey Irak’da Türkiye ile İngiliz rekabeti şöyle yorumlanıyor; (Musul petrolü yalnız maddi anlamda patlayıcı bir madde olmakla kalmayıp siyasette de hatırı sayılır bir patlayıcı madde haline gelmiştir.) İngiliz İran petrol kumpanyası, Musul bölgesine 300 km. uzunluğunda ve ayda 32 milyon litrenin üstünde petrol ileten borular döşenmiştir. Daha 1919 yılında, İngilizler bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını öngören maddeyi Sevr Antlaşması’na koymuşlardır. Bağımsız bir Kürdistan Türkiye’nin Musul üzerindeki bütün taleplerinin sona ermesi demektir.
Komintern yorumcuları Kürt meselesini İngiliz emperyalizminin petrol oyununun bir aracı olarak görüyorlardı. İrandost’un yazısında Türkiye ile İngiltere arasında 1926 yılında imzalanan Musul antlaşmasının sonucunda Türkiye’nin zengin Musul vilayetinden vazgeçmesi anlamına geldiği teması işlenmeketdir: “Musul antlaşması genç Türkiye Cumhuriyeti için devrimci Türkiye halkının 1920’de benimsediği Misak’ı Milli programından vazgeçmek demektir. Bu antlaşmayı Brest Litovsk antlaşmasıyla karşılaştırmak mümkündür.”
29 Haziran 1926 tarihli yazı ise “Türkiye’de Gerici Bir Darbe Tehlikesi” başlığının taşıyor yazarı ise S. İranski. İzmir suikastine yönelik araştırmada bu darbenin 1925 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’ndan kaynaklandığı öne sürülüyor. Londra kaynaklı M.L rumuzunu taşıyan başka bir yazı 5.6.1930 tarihini taşıyor. İngiltere ile Irak arasında imzalanan yeni antlaşmanın İngiliz Emperyalizmi’nin SSCB’ye yönelik emellerini kapsadığı iddia ediliyor: “Türkiye’de ve İran’da patlak veren ve Kuzey Irak’taki Musul bölgesinden bile Kürdistan’a özgürlük sloganı altında çıkma eğilimi gösteren bu ayaklanmalar, İngiltere tarafından kışkırtılıp finanse edilmiş ve silahlandırılmıştır.” Komintern yayın organlarındaki en ilginç analizlerden birisi de, Tunceli (Dersim ayaklanması) ayaklanmasını konu almış. TKP’nin daha sonra liderliğine yükselecek olan Ünlü İsmail Bilen’in yazısı. Ancak Bilen, makalesi için Rasim Davaz takma adını kullanmış. Bilen “Dersim isyanı feodalizmi tasfiye etmek isteyen Kemalist iktidara karşı gerici bir isyandır “ diye yazmış.
Komintern belgelerinde TKP’lilerin Kürt problemini, Kemalist düzenin karşısında İngiliz destekli gerici ayaklanmalar olarak nitelemeleri, Türkiye’de solun geçmişteki belirgin çizgisinin genelde bu konuda ulusal olduğunu gösteriyor. Türk solu ve TKP, SSCB dağılıncaya kadar Kürt problemine Türkiye’nin ulusal bütünlüğü içinde yaklaştı. Ne zaman ki, TİP, (Türkiye İşçi partisi) Aybar’dan sonra Kürtçü marxsistlerle ulusalcıların eline geçti. O dönemden günümüze bu konuda Türk solu çifte tavır içinde karşıt tezleri savunuyor. (Kaynak: Komunist Enternasyonal Belgeri’nde Türkiye Dizisi-2/Aydınlık Yayınları)

Yazarın Diğer Yazıları