Komutanıma mektup!...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi’nin düzenlediği uluslararası sempozyumdaki açış konuşmasını izledim.  “Ulusal-devlet güvencesi, insan kaçakçılığı terör örgütleri için finans kaynağı oldu, internet terör örgütlerinin yeni propaganda kaynağı oldu, dünyada silah arzı ürkütücü boyutlara ulaştı. Bilgi kirliliği uluslararası kamuoyunu yanıltıyor, kamuoyu oluşturmada terör örgütü örgütleri daha şanslı” ana başlıklarıyla yaptığı konuşmanın en anlamlı bölümü bana göre, bilgi kirliliği konusuydu.
Ama önce Komutanım Büyükanıt’a hatırlatmalarım olacak. “Kuleli’li olmak ayrıcalıktır” diyenlerden olma gururunu ömrüm boyunca hissettim. Sizin Kuleli Askeri Lisesi Komutanlığınızda, ana kucağından teslim aldığınız ülkemizin en zeki çocuklarının geceleri açılan üstlerini şefkatle örttüğünüzü biliyorum. “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı” olan Harp Okulu’nda komutanlık yaptığınız sırada silahlı kuvvetlerimizin subay namzetlerinin eğitimindeki katkınıza tanık oldum. Diyarbakır’da Kolordu Komutanlığınız sırasında ayağına diken batan askerinizin acısını yüreğinizde hissettiğinizden emindim. Terör örgütünün sınır içinde ve dışındaki inlerine emrinizdeki personelle beraber bizzat girdiğinizi de herkes bilir. Terörle mücadelenin sadece örgütün silahlı eylemcileriyle mücadele etmek değil, sosyo-kültürel, ekonomik ve psikolojik boyutlarıyla sürdürülmesi gerektiğinin yıllarca altını çizdiniz. Geçmiş yıllarda bireysel hatalar yüzünden ordu ile millet arasındaki suni duvarı ortadan kaldırmak için sarf ettiğiniz çabayı takdirle takip ettik.
Sayın Komutanım;
“Bilgi kirliliği” diye özetlediğiniz son derece önemli hususu açmak istiyorum. Pazar günü Yeniçağ’da “Bunun adı ziyanlık” başlıklı yazımda bu konuya ışık tutmaya çalışmıştım. Askerlikten kopalı koca 23 yıl olmuş. Ancak içimden askerliği söküp atamadığım için, askerin yetkilerini güncel olarak takip etmekteyim. İçerisinde “intikal” kelimesinin geçtiği bir cümlenin bile “hizmete özel” olduğunu Türkiyeli gazeteciler bilmese de, ordu mensupları bilir. Basının özgür olmadığını savunanlara hatırlatmalı ki, dünyanın hiçbir ülkesinde basının askeri birliklerin hareketliliği, gidiş-dönüş istikametleri ve konumlarıyla ilgili bilgi vermesi mümkün değildir. Çok gerilere gitmeye gerek yok, sadece son bir ayda televizyon görüntüleri ve gazete haberlerini Genelkurmay’ımızın hukuk müşavirleri incelesin. Anayasanın ve TCK’nın ve İç Hizmet Kanunu’nun verdiği yetkilerle benzeri görüntü ve haberlerin suç unsuru olduğunu tespit edecektir. Dünya literatüründe o görüntü ve haberlerin ortak adı “casus belli”dir.
Dolayısı ile milletimizin var oluş sigortası olan Türk Ordusu’nun siyasi tartışmaların içine  “bilgi kirliliği” ile çekilmeye çalışılması en çok ordu-millet geleneğine sahip milletimizi derinden üzmektedir.
Siyasilerimizin asker adına ahkâm kesmeye hakkı olmadığı gibi, askerimizin de siyasetçi ağzı ile konuşması hoş karşılanamaz.
Terörle mücadelede bütün dünyaya rüştünü ispatlamış olan Türk Ordusu’nu siyasi hedeflerine alet etmeye kalkışan bu memleketin başbakanı “affetmeye bizim yetkimiz yok, ölenlerin yakınlarının hakkıdır” diyor. Bugüne kadar vatandaşın dini duygularını sömürenlere, izninizle Hazreti Peygamberimizi örnek vermek istiyorum. Gazetecilikte hocam, çocuklarımın manevi dedesi Ünal İnanç hatırlattı. Peygamber efendimiz, insanlığa örnek hayatında bir tek kişinin cenaze namazını kılmamış, sebebini soranlara da ‘O beytül male zarar verdi’ cevabını vermiş. Oysa Türkiye’mizde her fırsatta çıkarılan aflarla devleti dolandıran, vergisini ödemeyen, hayali ihracat yapan banka hortumlayan, kısacası tüyü bitmedik yetimin hakkını yiyenler affediliyor.
Sayın Komutanım;
Bu sütunlardan size yazmak zorunda kaldığım mektup, elbette bu konulardan ibaret değil. Sizleri tıpkı bugün (dün) yaptığınız konuşmada, başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere teröre dolaylı destek verenleri anlayacakları lisanla uyarmanızı bekliyor, siyasi tartışmaların dışında görmeyi umuyorum. Arz ederim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları