Konu Türklük olunca suspus olanlar

Kürşad ZORLU

Osmanlı İmparatorluğunun yıkılma süreci aynı zamanda bir bağımsızlık mücadelesi başlatmış ve Kurtuluş Savaşının ardından Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Ancak salt Osmanlı algısının dışına çıkıp, binlerce yıllık tarihi değişime bakıldığında günümüz Türkiye’sinin büyük bir medeniyet üzerinde oturduğu söylenebilir. Bu durum dünyadaki yaklaşık 300 milyon Türk kökenli insan açısından doğal bir sorumluluk ve göreli bir liderlik misyonunun işaretidir. Atatürk bunun bilincinde bir devlet adamı olarak Doğu ve Batı Türklüğünü birbirinden ayırmamıştır. Öyle görülüyor ki Ulu Önder, hepsini geçmişten bugüne gelen bir bütünsellik çerçevesinde değerlendirmiştir. Zaten böyle bir bakış açısı Atatürk’ün ölümüyle de son bulmuştur. Günümüze gelindiğinde Türklüğü etnik bir kimlik olarak algılayan ya da böyle algılatmaya çalışan bir iktidardan söz edebiliriz. Aynı anlayışın Türkiye dışındaki Türklerin dertleriyle dertlenmesi mümkün görülmemektedir. Fakat iş Orta Doğu’daki kardeşlerimize gelince her türlü söz ve davranış helal sayılmaktadır. Oysa Türklüğü Müslümanlıktan ayırmak ve bu referansla bir insanı diğerine üstün kılmak tarihe yapılmış en büyük haksızlıktır. Elbette bizim de yüreğimiz Gazze’deki Müslüman kardeşlerimizle beraberdir. Ancak iki askeri için yüzlerce insanı öldürebilen İsrail devleti karşısında söylediklerimiz adeta  “sinek vızıltısı” dır. Çünkü biz daha kendi insanımızın can güvenliğini koruyabiliyor muyuz? Ya da onları hedef alan ihaneti sonlandırmak için ne yapabiliyoruz? Önce bu soruları kendimize sormalıyız.

Doğu Türkistan
Batı Türkistan’ın doğusu... Yani Doğu Türkistan. Yıllardır zulüm ve baskıyla karşı karşıyalar. Ne gariptir ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti sonrası (5 Temmuz 2009) binlerce Uygur Türk’ü katledildi. Ve bu asimilasyon girişimi hâlâ devam ediyor. Acaba Çin, Türkiye Devletine aba altından sopa mı gösteriyor? Yoksa bu umursamazlığın sebebi  “onlar bizden değil”  dürtüsü mü? İktidarından muhalefetine kadar Çin’in dayanılmaz cazibesine kapılmayan kalmış mıdır?

Irak Türkleri
Küresel güçler sözüm ona  “Despot Saddam”  yönetimini devirdi, Irak’ta adeta devrim yaptı ve bugün orada demokrasi kuşları uçuyor... Sanırım bu sahte senaryoya Türkiye’de inanacak aklı başında adam kalmamıştır. Irak’ta olup bitenler bir coğrafyanın yeniden tanzim sürecinin parçasıdır. Bu tanzimde Türkiye’nin ne yapılmak istendiği ise meçhuldür. İşin kötü yanı Türkiye kendi soydaşlarının geleceğini belirleme konusunda bile aktör olmanın hayli gerisindedir.

Karabağ
Şimdilerde bu meselenin bir uyku hali alması sizleri yanıltmasın. Azerbaycan’la karşı karşıya gelme ihtimalimiz sürmektedir. Peki bu risk ne için göze alınmaktadır? Ermenistan’ın ve ona sahip çıkanların ne yaptığı ortadadır. Sorun çıkaran biz olmamamıza rağmen  “sıfır sorun”  politikası bize çok büyük sorunlar getirmeye başlamıştır.

Kırgızistan
Kırgızistan’da onbinlerce Özbek-Kırgız birbirine girdi. Yüzlerce ölü ve mülteci var. Birilerinin Orta Asya’da kanlı bir süreç planlamadığını kimse söyleyemiyor. Adamlar Rusya’dan yardım istiyor; ABD Dışişlerinin ikinci adamını oraya gönderiyor. Biz ise yine bir figüran olma konumumuzu sürdürüyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş