Konuşmak ve demokrat olmak!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Hakkını yememek lazımdır. TBMM eski Başkanı Bülent Arınç dobra bir siyasetçidir. İnandığını sakınmadan söyler, söylediğine de inanır. Bazı siyasetçiler gibi inanmadığı şeylere başkalarını inandırmaya çalışmaz. Düşünceleri doğrudur, yanlıştır, katılırsınız katılmazsınız orası ayrı bir konudur, ama sözlerini mertçe söyler, eğip bükmez. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekir. Kendisi çok iyi bir AKP’lidir. Bu partinin kurucularındandır. TBMM Başkanı sıfatını taşırken bile hiç çekinmeden seçim mitinglerinde AKP otobüsünün üstüne çıkabilen birisidir. İyi bir partilidir.
Ancak son olarak Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki kongrede, “Öldük bittik, sizden çare bekliyoruz” diyen çiftçiye karşı tavrı ise inanılmaz kötüydü. Kendisi sonradan bu tavrının  “Günün yorgunluğu ve iftara çok az kalmasından” kaynaklandığını söyleyerek çiftçiden özür dilemiştir. Ancak Sayın Arınç’ın çiftçinin “Ben senin kadar AK Partiliyim” demesi üzerine de Arınç’ın buna “AK Partili gibi konuş o zaman”  diye cevap vermesi, içinde ciddi mesajlar barındırdığından üzerinde durulması gereken önemli bir husustur.

AKP’li gibi konuşmak nedir?
Burada konuyu anlamak için öncelikle  “AKP’li kimdir?” sorusunun cevaplanması gerekir. Çoğu kişi bu soruya  “AKP’ye oy veren kişidir” biçiminde tanımlarsa bu yanlış olur. Çünkü bu tanım Sayın Arınç gibilere göre çok da doğru değildir. Onlara göre AKP’li, AKP’li gibi konuşana denir. 
Böylece insanlar arasında “AKP’li gibi konuşmak”  türünden yeni bir konuşma biçimi olduğu da ortaya çıkmış olmaktadır. Aslında diğer partiler de AKP’den çok da farklı değil. Ancak konu  “Kalk ayağa” ve “AKP’li gibi konuş!”  komutuyla ilgili olduğu için biz Sayın Arınç’ın bu sözlerinin gerçek anlamı üzerinde duracağız. Sözgelimi Arınç’ın “Doğru konuş!” ,  “gerçekleri konuş!”, “düşünmeden konuşma!”  türünden yapacağı bir ikaza kimsenin itirazı olamaz. Ancak  “AKP’li gibi konuş!” denildiğinde durum vahim bir hal alıyor.
Bu durumda demek ki, Türkiye’de hâkim olan zihniyet insanları AKP’li gibi konuşanlar ve bir de başka türlü konuşanlar olarak ikiye ayırmaktadır. Daha doğrusu Sayın Arınç’ın her söylediğine  “Hakkı âliniz var efendim!”,  “doğrudur efendim”,  “hemen efendim”,  “çok doğru efendim”  diyenler AKP’li gibi konuşan olarak kabul edilmektedir. Ya da hangi gazetelerin okunur, hangilerinin evlere sokulur olup olmadığını Sayın Başbakan’dan öğrenenler gerçek AKP’li olanlardır. İtiraz edenler, karşı çıkanlar, sorunlarını dile getirenler ve eleştirenler ise AKP’li olmayan ve AKP’li gibi konuşmayanlardır!

Öveceksen konuş! 
Burada yeni tür bir demokrat (!) tutumla karşı karşıya kalınmış olur. Bu tür demokratik tavır ’övmek, evet demek, doğrulamak’ kaydıyla herkese konuşma hakkı tanımaktadır. Yine herkesin desteklemek amacıyla tezahürat yapmak hakkı da vardır. Yap denileni yapmak, yapma denileni yapmamak! Haddini bilmek, kalk deyince kalkmak, konuş denildiğinde konuşmak, sus denilince de susmak her halde AKP’li gibi olmak anlamına gelmektedir.
Demokrasi adına bu durumdan nasıl bir sonuç çıkarılabilir? Demek ki demokrasi yasaları değiştirmek, katılımcılığa imkân vermek ya da demokrasiyi davranışlara uydurmak sorunu değildir. Yani demokrasi; sistem, yapı, yasa, yöntemden daha çok insan, idrak ve kültür sorunudur.  Diktatörlükleri yalnız darbeler kurmaz; seçilmiş, halkın kendi rızasıyla başlarına getirmiş oldukları insanlar arasında da onlarca diktatör çıkmasının temel nedeni budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları