Kördüğüm İskender’i bekliyor!

A+A-
Altemur KILIÇ

YSK’nın, BDP destekli bağımsız Diyarbakır vekili Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürmesi, İstanbul’daki mahkemelerin de Mehmet Haberal’ın ve Mustafa Balbay’ın tahliye taleplerini reddetmeleriyle ülke kaosun eşiğine geldi... Böylelikle, iç savaşı çıkarmak, kıyameti koparmak fırsat ve imkanı, Apo ve adamlarına altın tepsi içinde sunuldu!
Türkiye “kördüğüm”; bunu bir hamlede çözecek “İskender” nerede?.. Pis kokulara boğulduk. Bunları temizleyecek “Herkül” nerede?.. İçinden çıkılmaz bir hale gelen oyunu bitirecek “tanrısal” makine nerede?..
Tarihte, yakın tarihimizde, benzer hallerde “İskender” gibi devlet ve hükümet adamları, sözün, siyasetin ve de hukukun bittiği yerde “kördüğümü” iradeleriyle çözmüşler ve ülkeyi boğan pislikleri, pis kokuları temizleyip, milletin önünde yeni ufuklar açmışlardı... Şimdi, böyle adamlar “mümkün olanı” yapmakla yetinen politikacılar değil,  “mümkün olmayanları” başaracak irade sahibi “devlet adamları” nerede?.. Eski deyişiyle “kaht-ı ricâl”, yani devlet adamı boşluğu ve yokluğu var... “İktidar” terbiye edeceğine “ifsat” ediyor!

***


Bu vâsıl olduğumuz bağlamda, “Düğümü”  çözecek “İskender’in”, “pislikleri”, kokuları dağıtacak “Herkül”ün, mantıken Cumhurbaşkanı olması gerekir. Geniş yetkileriyle milletin, cumhurun başkanı olarak görev öncelikle, hatta belki de yalnız ona düşer... İnanıyorum ki, Sayın Gül bu durumları “esefle” izliyordur. Ama dışarıdan gözlemci, AKP’nin değil, milletin başı ise iradesini fazla zaman kaybetmeden göstermesi gerekir. Bunu yaparsa tarihimizde yerini bir  “devlet adamı” olarak alır; yoksa tarih sahnesinde “figüran” olarak kalır.
Eğer Abdullah Gül bir şey yapmaz, yapamazsa “görev” Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a düşer... Tatil dönüşü ne yapacağını heyecanla bekliyoruz... Fakat “Şahin’in sesi” Bozdağ’ın sert sözlerine bakılırsa pek umut yok! Tek umut Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın sözlerinde. “Bu sorun sokaklarda değil, Meclis’te yasal düzenlemeyle çözülmeli” demiş... Ama “kıyamet”in, “mahşerin atlıları” bunu beklerler mi? Yarın, çok geç olabilir; hatta sonra suçlu aramaya zaman ve zemin kalmayabilir!


Telefon çetesi

Sevgili okuyucularım, önceki gün başımıza gelenleri, kendi safdilliğimi itiraf etmek pahasına, hem ülkenin ne hallere geldiğinin bir örneği olarak, hem de sizlere uyarı olarak nakletmek isterim..
Dün sabah telefonum çaldı. Ciddi bir ses telefon numaramı teyit etmemi istedi ve sertçe “Bu numaradan bir albayın eşi taciz ve tehdit edilmiş. Evinizde sizden başka kim var” diye sordu... Ben de “Eşimden başka telefonu böyle kullanacak kimse yok” dedim. O zaman yumuşadı. “Öyleyse birileri sizi kullanıyorlar, adınıza GSM hatları alıyorlar, hesaplarınıza giriyorlar. Tehdit altındasınız. Biz Emniyetteniz ve bu olayları soruşturuyoruz” dedi. Kendi adını “Başkomiser filan” diye, sicil numarasını, yaka numarasını, telefon numarasını verdikten sonra telefonu, “Emniyet Müdürü” dediği zata verdi ve o da “Lütfen bu konuda bize yardımcı olun, ama kimseye bir şey söylemeyin. Bizim talimatımıza göre hareket edin” dedi ve “Şimdi bankanıza gidebilir misiniz” diye sordu... Gidemeyeceğimi söyleyince, “Oğlunuz gidebilir mi?” diye sordu. Oğlumuzun burada olmadığını söyledim. Ama gene uyanamadım. “Yardımcımı göndereyim” dedim ve Hasan’a “Kimseye bir şey söyleme, git dediklerini aynen yap. Önemli bir iş” talimatını verdim. Hasan gitmiş. Orada onu, görünmeden çok yakından izlemişler. Otomobilin pusuya yattığını, civarda polisler olduğunu, fakat onlara bir şey dememesini söylemişler. Kredi kartlarının numara ve şifrelerini sormuşlar... Hasan akıllı bir Kayserili, hemen uyanmış, şifreleri söylememiş. İş Bankası Müdür Yardımcısı hanım da hemen devreye girmiş. Hesaplarımızı, kredi kartlarımızı bloke etmiş. Bu arada bizi aramış ama, telefonlarımızı da kesmişler... Bu olayın üç kahramanı, bir budalası var. Kredi kartları deyince hemen yerinden fırlayan eşim Güzide... Bankamatikte bilerek geçersiz şifre veren yardımcım Hasan Karakaş ve Banka Müdür Yardımcısı Ayşegül Karataş. Budala da ben, Hasan’a “Ne derlerse yap. Bu devlet işi” diye ısrar eden ben...
Hemen şunu söyleyeyim; Olayı ihbar edince Alanya ve Antalya Emniyeti hemen hareket geçtiler. Bu, muhtemelen merkezi dışarıda olan “Çete” çökertilir mi? Ben polislere güvenirim. Teknoloji ilerledikçe eşkıyanın da işine yarıyor.

 


Geçmiş olsun: Mehmet Ali Birand ekrana ve köşesine sezon sonuna kadar veda etti. Önemli bir ameliyat geçiriyor. Allah’ın bildiğini kuldan ne saklamalı, Birand’la yıldızlarımız hiç barışmadı, düşüncelerimiz kesinlikle uyuşmaz. Ama medyada önemli yeri vardır ve meslektaşımızdır. Ona acil şifalar ve biran önce işinin başına dönmesini diliyorum. Dönsün ki bana da yazacak konu çıksın...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları