Körfez Arapları, ABD ve İran

A+A-

Bilindiği gibi son altı aydan bu tarafa Arap dünyası karışık.Tunus, Mısır, Libya, Yemen ve Suriye, ne istiyor Araplar özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insanca yaşama hakkı ve koşulları, bu istekler son derece haklı ve yerinde isteklerdir. Ancak merak ettiğimiz nokta niçin bu ülkelerde başkaldırı oluyor da aynı sorunları yaşayan Körfez ülkelerinde olmuyor. Bizce sorunun cevabı çok basit, çünkü Körfez ülkelerinin İsrail ve ABD’yi rahatsız edecek bir politikaları yok. İsrail’in varlığına ve ABD’nin çıkarlarına saygı gösteriyor ve tartışmıyor. Bu gerekçe tek başına yeterli mi, tabii ki hayır. ABD ve İsrail’in bu olayları takip ve kontrol etmek için bölgede dost ülke ve rejimlere ihtiyacı vardır. Ayrıca hepsini aynı anda devirmek pratik olmadığı gibi kontrolü de güçtür; bu nedenlerle Körfez ülkeleri şimdilik rahatlar.
Devrilen bu diktatörlerin yerine ABD ve İsrail açısından uyumlu olacak zararsız iktidarlar getirilip, siyasi hayat tam olarak kurulduktan sonra eskiyen ve halkın gözünde itibarı olmayan Körfez yönetimleri de hiç şüpheniz olmasın bir bir yönetimi terk ederek yerine yeni nesil ve yıpranmamış ABD ve İsrail yanlısı İslami tandanslı yönetimler gelecektir. Bu olaylar başladığında bizi takip eden okuyucular hatırlayacaktır şunun altını çizmiştik: Mısır ABD, İsrail ve Suudi Arabistan için çok önemli bir ülkedir ve Mısır’ı yönetecek iktidarı Mısır halkı değil, bu üç ülke belirleyecektir diye belirtmiştik ve bu gün de aynı kanaatteyiz ve olaylar da bizi doğrulamaktadır.
İran bir müddet bilindiği gibi küresel bir güç ve aktör olmak için uğraştı. Dünyadaki Şii halkları kendi etrafında topladı ve onları kollayarak kendine bağladı ama bu bağlanma politik olmaktan ziyade diyanet şeklinde gerçekleşti. Daha açıkçası çeşitli ülkelerde bulunan Şiiler ve liderleri İran’a din ve diyanet ilişkileri kuralım ama kendi ülkemizde devlete ve millete karşı herhangi bir eylemde bulunamayız ve İran’ın bir dış politika maşası ve enstrümanı olamayız düşüncesi hakim olmuştur. İran da bunu kabullenmek zorunda kalmıştır. Bu mezhepsel işbirliğinin çok önemli olmasa da İran’a belli bir katkı sağladığını da kabul etmek gerekir. Bunun tek istisnası Lübnan’daki Hizbullah’tır. İran, Hizbullah vasıtasıyla Lübnan, Körfez ülkeleri ve İsrail üzerinde ciddi baskı ve korku yaratmayı başarmıştır.
İran’ın Suriye’yi desteklemesi ve Esad rejiminin ayakta kalmasına  önemli destek vermesi başta ABD, İsrail ve Körfez ülkeleri olmak üzere Türkiye’nin de dahil olduğu doğulu ve batılı bir çok ülkeyi rahatsız etmektedir. Sorun Esad’ın gitmesinden ziyade kimin geleceği ve istikrara kavuşup kavuşmayacağı sorunudur. Zira iç savaş yaşayan ülkeler genelde hiçbir ülkenin çıkarına hizmet edemez. Ayrıca batılıların Suriye’ye müdahalesi durumunda İran’ın tavrının hangi ölçüde olacağını kestirmek de zordur. İran’ın Esad rejimine silah ve para yardımı yapma ihtimali güçlü olduğu için batılılar bir Suriye bataklılığına girmek istemeyecektir. İç savaş ve dış müdahale çok uzun ve kanlı olabilir; bu nedenle Suriye işinin daha uzayacağını söylemek mümkündür.
AKP iktidarının Arap Baharı olarak adlandırılan ayaklanmalar başladıktan sonra Arap Orta Doğusuna olan ilgisi ve etkinliği azalmıştır. Bunun nedeni bir yanda ABD ve İsrail diğer yanda halkların özgürlüğü ve gelecek yeni yönetimlerin niteliğidir. Gelecek yönetimler ABD ve İsrail etkisi altında olacağından AKP yönetimi için Arap politikası ve Arap halklarının Tayyip Erdoğan sempatisi eskisi kadar kolay oluşamayacak gibi gözükmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları