Korkular şatosu

Altemur KILIÇ

Sanki bir  “Korkular Şatosu”  içindeyiz... Her duvarın, her perdenin arkasından bir hortlak, bir  “iskelet”  çıkacakmış gibi! Bu  “şato” hayalimizde mi? Kâbusumuz, evhamımız mı? Yoksa bu “şato” düşmanlarımızın ve içimizdeki hainlerin elbirliği ve işbirliğiyle Türkiye’yi yok etmek için tasarladıkları senaryonun  “sahnesi”  mi? Düşmanlar (bu paranoya filan değil); akıllarınca, bizi, başka türlü yenmeye güçleri yetmeyince, “şatoda” çıldırtacaklar... Galiba da, başarıyorlar!

Tarihin “iskeletleri”  
Tarihin, “Ergenekon” un sözde  “iskeletlerini”  ortaya çıkardılar, fakat bu da yetmedi! Ne var ki genç kuşaklar, bizlerin yakın tanığı olduğumuz, içinde yaşadığımız olayların aslının faslını bilmediklerı için, bu dedikodu  “iskeletlerini”  canlı sanıyorlar! Geçen akşam, çok okumuş bir gençle tartışıyorduk... O, yakın tarihimizle ve bugünlerle ilgili, çoğu kulaktan dolma, iddiaları söyleyince, ben bunların çoğunun doğru olmadığını yakından bildiğimi söyleyince, o  “Ama Altemur bey; ben bunları filan kitapta, falan profesörün yazısında okudum, feşmekân TV programında duydum, internette gördüm”  diye cevap verdi! Kitap yazdıysa, profesör böyle dediyse, muhakkak doğrudur! Kısacası, bir  “bilgi” kirliliği var!  “Anında”  iletişim çıktı -gerçekler karardı! 

Asıl hortlaklar 
“Şatonun”  asıl dehşeti-hortlakları Aktütün saldırısından sonra canlandı! En canlıları, malum medyada ve köşelerde gene ortaya atılan  “Karanlık Güçler”  masalı! Malum medyanın gazetesinin manşeti  “Karanlık güçler O Hal için faaliyette” . Yani bu güçler, Aktütün baskınını vesile ederek Terörle Mücadele Yasası’nı değiştirmek istiyorlarmış. Daha da ileri gidiyor.  “Saldırının”  da bu maksatla ve zamanda   “yaptırıldığını”  “imadan”  öte iddia ediyorlar! Malum yazarlar, özellikle Mehmet Altan, her fırsatta bu komplo iddiasını yeniler!

Zamanlama  
Eğer “zamanlama” söz konusuysa, malûm çevrelerin şu anda ve zamanda “O Hal” in geri getirilmesine, karşı çıkmalarının da, bir maksadı var; eğer “O Hal” gelirse seçimlerde, AKP’nin Güneydoğu’da oy kaybetmesi korkusu veya aksine, Meclis’teki ağırlığıyla reddedilirse bu partinin oy kazanması!

Fesat ve nifak
 Bu “Korku Şatosunda “ başka fesatlar var! Başta, TSK’yı ve komutanlarını sözde ihmal ve hatalarla suçlayıp halk arasında TSK’ya saygıyı ve sevgiyi azaltmak! Dahası var: Komutanlar arasına -askerle Emniyet, polisle jandarma arasına nifak sokmak!
Tekrar ederim Güneydoğu’da savsaklamaya bırakılamayacak gerçek bir savaş var. Söz konusu olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, hatta Türk milletinin varoluşu!
“O” bazı yazarların, “O Hal” ve diğer radikal tedbirlere karşı, ” savuma-güvenlik mi, yoksa özgürlükler mi, felsefe, kelime oyunları yapmaları beyhude... Tabii ki mümkünse, mümkün olduğu oranda, “hem özgürlük hem de güvenlik!”  Zaten aslında biri olmazsa, diğeri de olamaz! Ancak, Türkiye’de  “güvenlik”  kalmaz ve ülke korunamazsa, “demokrasinin”, “özgürlüklerin”  ne yeri, ne de anlamı kalır! Karar vermemiz gerek: Her şeyden önce  “Türkiye”  mi? 
Savaş zamanlarında, her demokratik ülkede özgürlüklerden, demokrasiden fedakârlık yapılmıştır. Bu bağlamda, Türkiye, gerçek ve ölümcül olabilecek bir savaş halindedir ve  “O Hal”i yeniden ilan etmek, Genelkurmay’ın taleplerini yerine getirmek zorunlu olmuştur! Hatta eğer, bu savaş durmaz daha da artarsa, “sıkıyönetim”  dahi düşünülecektir!
Ama asıl  “sıkıyönetim”  “Korkular Şatosu”  için gerekli; zira  “Fesatların sahnesi” olan bu  “şatoyu”, içindekilerle birlikte, temellerinden nasıl yakmalı veya havaya uçurmalı?
İşte sonunda, “olmak veya olmamak meselesi”  de bu!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş