'Köşeli' olanları anlarız köşesizlere ne oluyor?

İsrafil K.KUMBASAR
Hükümetin başı, ‘köşeli’ bazı köşe yazarlarını patronlara şikayet etti ya.
‘Gazetecilik’ adına farkına varmadan bir hizmette bulundu. “Maaşını verdiğin yazara sahip çık”  mealindeki bu tehdit dolu ifade, aslında “Ben gücü paylaşmam arkadaş” dayatmasının dışa vurmasından başka bir şey değil.
“Mühür bende, Süleyman benim” itirafıdır bu.
Kim takar ‘kuvvetler’ ayrımını. ‘Hukukmuş’, ‘basın özgürlüğüymüş’, hepsi hikaye.
Değil mi ki bu millet gücü ‘kendisine’ devretti (!), tabii ‘bildiğini’ okuyacak Son Sultan Tayyip Han Hazretleri.
Zat-ı alilerinin tepki gören bu sözlerini, medyaya en az kendisi kadar ‘hasımane’ bir tutum takınan Bülent Arınç bile ‘tevil’ yoluna gitmek zorunda kaldı.
Ki, tevilin hemen önünde kullanılan ‘diğer kelime’ tam da bu olaya denk düşüyordu.
Çabaladı, uğraştı fakat nafile. ‘Tehdit’ ve ‘gözdağı’ inkar götürmez bir çıplaklıkla ortada duruyordu. Ertesi gün hazret kendisi çıktı kürsüye ve sözlerinin ‘yanlış yorumlandığını’ üstüne basa basa anlattı.
Meğer hazret buyurmuşlar ki, “Vitrine doğru dürüst adam koyun, sizi zarara uğratacak insanları niye vitrine koyuyorsunuz.”
Düzeltmenin de ‘düzeltmeye’ ihtiyacı var ya, kendileri bilir.

* * *

O da ne?
Sekiz yıldır hükümetin başına “Gözünün üstüde kaşın var” demeye bile cesaret edemeyen, ‘köşesiz’ bazı kalem erbabı bayrak açmış.
‘Demokrat’ tosuncuklar... İmzaları çakmışlar bir paragraf yazının altına.
Efendim, Erdoğan’ın sözleri ‘basın özgürlüğü’ ve genel olarak ‘demokratik Türkiye’ idealine aykırıymış.
Hani Nuray Mert’i çekin alın o listeden.
Geriye yılın 365 günü Tayyip Sultan’ın faziletlerini ve ‘bu ülke için ne muhteşem bir fırsat olduğunu’ yaza yaza bitap düşen kalemşorlar.
Hadi haksızlık etmeyelim, aralarında bir iki kişi de ‘orta oyunu’ misali muhalif yazılar da kaleme almışlardır diyelim. Aylardır  “Vay sen misin sivil vesayet lafını çıkaran”  diye linç edilmek istenen Nuray Mert’in o listede yer alışını da bir ‘tuhaf bir çelişki’ olarak yorumlayalım.
Endişemiz odur ki, yarın RTE Hazretleri listeye bir göz atıp, birilerini çağırabilir:
- “Yahu sana ne oluyor. Sen niye üzerine alındın? Ben senin yazdığın köşeyi AKP bülteni gibi kullandığını bilmiyor muyum?”
Ama ‘iktidara yakınlık’ hissi böyle bir şey olmalı. O ‘överken’ de, ‘söverken’ de en yakınında bulunma ihtirası.

* * *

- “Biz aşağıda imzası olan köşe yazarları.”
Sanki apartman yönetiminin ‘merkezi ısıtma sistemine’ geçişi yönündeki karar defterine imza atılıyor.
Yahu bir düşünün. Yarın öbür gün ‘uçağa alınmama’ ihtimali var. ‘Bir telefon’ ile oturtulduğunuz köşelerden ‘derdest edilme’ vaziyeti söz konusu.
Diyelim ki, bazı ‘harbi’ (!) demokratların kanına dokundu Erdoğan’ın söyledikleri.
Varsayalım ki, “Sekiz yılda ilk kez muhalefet edebileceğimiz bir mevzu çıktı” diye düşünenler oldu.
E size ne oluyor, ‘çakma’ demokratlar.
Sahi ne oluyor, iktidar şakşakçıları? Çok mu daraldınız? Rüyanın ‘kabusa’ dönüşmeye başladığına dair bir yerlerden ‘işaret’ mi aldınız?
Bence bu kez Tayyip Erdoğan’a birileri fena halde haksızlık ediyor. Bunca ‘nimet’, ‘izzet’ ve ‘iltifata’ rağmen, ‘yazdıkları yerin’ adından başka ‘köşeli bir tarafı’ kalmamış bu şahsiyetlerin imza çakması, hayli düşündürücüdür.
Hükümetin başı, ‘patronlara’ gözdağı vermeyi bırakıp, şu ‘listede adı bulunanları’ bir dinlemeli.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş