Köşk için kopacak fırtınanın uğultuları

İsrafil K.KUMBASAR

Yeni yasama yılının açılışı, ‘tek kale maç’ kıvamındaki siyasi hayatımıza kısmi bir renk kattı.
‘İleri demokrasiden’ fena halde bunalan matbuat, cumhurun reisi Abdullah Gül’ün sözlerine balıklama atladı.
Belli ki ağızlarına çalınan bir parmak balı, ‘farklı bir ses’ olarak algıladılar.
Oysa Gül’ün dediği yeni bir şey olmadığı gibi ‘mağduriyetleri giderecek’ herhangi bir gücü de bulunmuyor.
Sadece bir takım temenniler ile gönül almaya, “Ben biraz farklıyım” demeye çabalıyor. ‘Farklılığını’ vurgularken bile aslında ‘ayrılıkların’ ipuçlarını veriyor.
Pazar günkü ‘AKP kongresi’ ile Pazartesi günkü ‘yeni yasama yılı açılış töreni’ birlikte okunduğunda, ‘Köşk için kopacak fırtınanın’ ayak seslerine tanık oluyoruz.
Erdoğan ve Gül belli ki ön alma telaşında. Her ikisi de ‘farklı kitleler’ üzerinden sonuca gitme, ‘postun sahibi’ olma hülyası içerisinde.
AKP kongresine baktığımızda, Erdoğan’ın ‘daha yerel bir profil’ ile karşımıza çıktığını, Barzani’den, Meşal’den medet umduğunu anlıyoruz.
Bu bize bir şeyi gösteriyor: Erdoğan, yıkım işlerinde birlikte hareket ettiği ‘liberallerden’ umudu kesmiş durumda. ‘Dönek solcuların’ da kendisine yüz vermeyeceğini fark etmiş. Bir takım ‘ülkücü eskileri’ ile mesafeli olduğu da ortada.
Geriye sadece ve sadece sırtından çıkardığını söylediği ‘milli görüş’ gömleği kalıyor.

 

***

 

Köşk’e çıkma sevdasıyla gömleği yeniden sırtına geçiren Orta Doğu Sultanı’nın Numan Kurtulmuş’u partiye alması, Fatih Erbakan’ın da sıraya girdiği iddiaları, bu tezin en güçlü kanıtı.
Erdoğan stratejisini ‘kalabalıklar’ üzerine kuruyor. Gül cenahında konuşlanan ve kendilerini ‘daha kalifiye’ addedenler ise ‘sıkı bir pazarlığın’ içerisinde.
Sultan’ın ‘ben merkezli’ siyaseti, “Ben yaptım oldu” tavırları, sonsuz destek vaadiyle yanında duranların bir kısmını ürkütmüş.
Anketlerde Gül’ün önde çıkışı ‘biraz hileli’ görünse de, yarışın ‘at başı’ gittiğini kimse yadırgamıyor.
Pazar ve Pazartesi konuşmaları bizatihi AKP’lileri değil de ‘diğer kesimleri’hedef alan ve tamamen ‘Köşk yarışına’ endeksli dolaylı çıkışlardır.
Bakmayın siz “Biz kardeşiz, aramızda koltuk için ihtilaf çıkmaz” sözlerine.
Millet koltuğun insanı bir anda nasıl ‘Harun’ olmaktan çıkarıp, ‘Karun’ adayı yaptığını çok yakında gördü.
İşin ucunda bir de ‘Başbakanlık’ olunca, değil partiyi, partilileri; ‘memleketin bir bölümünü’ bile gözden çıkarmaya teşne yığınla insan bulursunuz bu ülkede.
Zaten AKP de kibarcası ‘kopuş’, gerçeği ise ‘satış’ üzerine kurulu bir parti değil mi?
***
‘Koltuk’ için, ‘mal’ için, ‘makam’ için, her şeyi bekleyeceksiniz siyasetçi güruhundan. Onlar için olduğu kadar, onların kalbine ‘kan pompalayan’ bir takım örgütlenmelerden de ‘satış’ işaretleri gayet doğaldır.
Zira, görünürde herkes ‘rıza-i lillah’ debelendiğini söylüyorsa da, ‘son karar mercii’ olmak noktasında tavizleri yoktur.
Azıcık ‘dışlanma’ belirtisi, ufak da olsa ‘menfaatlere halel geleceği’ endişesi bu tür örgütlenmelere her şeyi yaptırır.
Dönelim konumuza, yani Gül-Erdoğan Cumhurbaşkanlığı meydan muharebesine.
Dedik ya Erdoğan parti teşkilatı ve buna bağlı olarak ‘muhafazakar’kitleden medet umuyor. Tabii yapmıyoruz dediği ‘etnik’, ‘dini’, ‘bölgesel’ ayrımcılığı da alttan alta kaşıyor. Bazı kişilerin AKP kongresine davet edilmesi ‘tesadüfi’ şeyler değil.
Durup durup partisinde ‘Kürt kökenli 80 milletvekilinin’ olduğunu söylemesiyle, kongrede ‘Barzani’ye alkış tutturması’ bal gibi de bir etnik ayrımcılıktır ve ‘bir kesime’sırtını dayama telaşıdır. Öte yanda Gül’ün elindeki en etkili silah ise ‘üslup’çelmeleri ile ‘ortadaki’ vatandaşı yanına çekmek.
Erdoğan’ın her şeye rağmen sadece ve sadece ‘yerel bir figür’ olarak kaldığı algısını pekiştirmek.

 

***

 

Belli ki ‘tek kale’ maçta top bir Gül’ün, bir Erdoğan’ın ayağında sekip duracak. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine kadar ‘ciddi bir oluşum’ meydana gelmezse vatandaş ‘kötünün iyisi’ türünden bir tercihle karşı karşıya bırakılacak.
Tüm bunlar olurken asıl kavga, gürültü, patırtı, iktidarını paylaşmamakta direten Orta Doğu Sultanı ile ‘yancılar’ arasında yaşanacak.
Başka bir ifadeyle kendisinde ‘olduğundan fazla güç’ vehmedenlerden bazılarının ‘mindere serileceği’ aşikar.
Sayılı gün çabuk geçer, yaşayıp göreceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş