Kralın soytarısı...

Ahmet TAKAN

Cumartesi yazısı olduğu için okurlarımızı pek germeden neşeli başlayalım bugünkü yazımıza.
Sanal âlemde dolaşırken çok hoş bir bilmece gözüme çarptı. Türk milleti bilmecelere meraklıdır. Bir bilmecenin çözümü için bazen yıllarca kafa yorar. Bilmeceyi size aktarayım:
“Ülkenin birinde bir kral ve  bunun sağ kolu veziri varmış. Kralın da canı sıkıldıkça kendisini neşelendirmesi için sıklıkla çağırdığı soytarısı. Kral soytarıyı pek de sevmezmiş ama canı sıkılınca da kendisini neşelendirebilecek başkası yokmuş. Vezir ise soytarıdan nefret edermiş. Soytarının bir yeteneği varmış, fakat vezir ve kral, soytarının bu yeteneğini bilmiyorlarmış. Soytarı medyummuş. Yine bir gün kral canı sıkılınca soytarısını çağırmış. Fakat bu sefer kralı neşelendirememiş soytarı. Bunu gören vezir de  fırsat bilerek soytarının artık işe yaramadığını söyleyerek  boynunun vurulmasını önermiş krala. Kral da vezire; ‘iki kağıdın birine yaşam, birine de ölüm yaz ve soytarıya bu kağıtlardan birini çektirelim. Hangisini seçerse kaderini o belirlesin’ demiş. Fakat vezir soytarıdan nefret ettiğinden kağıtların ikisine de ölüm yazmış. Soytarı kralın huzuruna gelmiş ve o an kağıtların içini görmüş. Bir süre düşündükten sonra bir kağıt çekmiş ve ölümden kurtulmuş...
Ama nasıl? Hadi bakalım kafa yoralım biraz?”  Siz bilmecenin çözümünü arayadurun...

Atatürk, hitabe ve ötesi
Güncelle ilgili yazımız ise, AKP Genel Başkan Yardımcısı  Hüseyin Çelik’in  son sözlerine ait.
Çelik, “Atatürk’ü kanunla sevdiremezsiniz. Atatürk’ü koruma kanunu ne büyük hüsran ve garip bir durum. Peygamberin bile koruma kanunu yok” dedi. Hüseyin Çelik, Atatürk’ün gençliğe hitabesinin kaldırılmasına “Ayet mi?” diyerek yeşil ışık yaktı.
Aslında şaşıracak bir yanı yok. Klasik AKP zihniyeti ve emellerinin rutin dışa vurumu. Ama bu sözlerde gerçek Müslümanları incitecek yanlar var. Konuyu ehline ve en yetkili makamda oturan kimseye danışalım istedik. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e  basın müşavirinin isteğine uyarak yazılı şu soruları sorduk:
-AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ‘Atatürk’ü kanunla sevdiremezsiniz. Atatürk’ü koruma kanunu ne büyük hüsran ve garip bir durum. Peygamberi bile koruma kanunu yok’ dedi.
Sayın Çelik’in bu sözleri ve söyleyiş tarzı doğru mudur? Sevgili peygamberimizin koruma kanununa ihtiyacı var mıdır?
Hz Peygamber ile Atatürk’ün karşılaştırılması doğru mudur?
-Hüseyin Çelik, “Atatürk’ün gençliğe hitabesi ayet mi” diye sordu.
Sizce, bu doğru tarzda sorulmuş bir soru mu? Gençliğe hitabe ile ayet karşılaştırması doğru mudur?
Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri  Abdulkadir Özkan, sorularımı alır almaz kısa bir süre içinde cevap verdi:
“Sayın Başkan, siyasi polemik konusu olduğu için bu konulara girmiyor. Cevap vermiyor.”
Hüseyin Çelik’in sözlerine değil de Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in kaçamak tutumuna çok şaştım.
Peki bu konularda bizleri kim aydınlatacak?
Evet!..
Cevap makamları cemaatler ise açıktan söylesinler de onu bilelim.
Her sıkıştıklarında dine sarılıyorlar.
Allah ile milleti kandırmaya devam ediyorlar..Kimsenin çıtı çıkmıyor.
Önce Sultan Tayyip Erdoğan çıktı, “Dindar gençlik yetiştireceğiz” dedi.
Arkasından Hüseyin Çelik’in yukarıdaki sözleri.
Paralel kurgu yapın..
Din burada yine araç.
Amaç; Atatürk ilke ve inkılaplarını tamamen yok etmek. Cumhuriyet devriminin  yasalarını kaldırmak.

***


Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in cevaplayamadığı soruları eski Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi İlahiyatçı Prof. Dr.  Mehmet Bayraktar’a sorduk:
Hz. Peygamber-Atatürk karşılaştırması: “Biz Atatürk’ü kanunsuz da severiz kanunlu da severiz. Peygamberimizin ayrı yeri var bizim yüreğimizde, Atatürk’ün ayrı yeri var. Bunları karıştırıp kıyaslamak uygun değildir, onların yerleri ayrı, görevleri ayrı, bunları kıyaslamak mümkün değil. Bu kanun niye çıktı? Şimdiki gibi dış güçlerin teşvikiyle Atatürk’e karşı olan adamlar, O’nun heykellerine ve ne bileyim O’na saldırdılar onun için bu kanun konuşuluyor. Atatürk isteseydi kendi zamanında kendisi hakkında kanun çıkartırdı, Atatürk öyle bir adam değil; maalesef bizim milletimizden bazı kişilerin basiretsizliği böyle bir kanunun çıkmasına neden oldu biliyorsunuz.”
Gençliğe Hitabe-Ayet karşılaştırması: “Her şeyin ayet olması gerekmez. Gençliğe Hitabe dokunulmazdır tabii. Gençliğe Hitabe, İstiklal Marşı bunlar bizim milli değerlerimiz, manevi değerlerimiz aynı zamanda, bunlara dokunmak gerekmez zaten, bunların tartışılması abes; gündeme getirilmesi abes, çünkü bugün halkımızın içerisinde Türklüğü sevmeyen insanlar var onun için bütün bu saldırılar Türkiye’nin parçalanmasını, bölünmesini isteyenlerin çabalarıdır. Ta Ortaçağdan beri Avrupalı din adamlarının, papazların, siyasilerin amaçlarıdır. Türkleri yıkmanın olarak yolu da Türklerin millî değerlerinin, büyüklerine bağlılıklarının ortadan kaldırılması şeklinde kaideleşmiş bir kuralları var. Bizimkiler de bunları tekrarlıyor bilerek ya da bilmeyerek.”
Hüseyin Çelik, Milli Eğitim Bakanı iken Emine Erdoğan’ın elinden Sultan Tayyip Erdoğan kurtarmıştı.
“Seviyor” ya!..


Gurbetçi emekliler maaşsız kaldı..

Şu anda  Milli Eğitim Müsteşarı olan  ve kuruma çağ atlatan (!) eski SGK Müsteşarı Emin Zararsız’ın kulakları çınlasın; Ankara Haber Merkezimize ilgi çekici bir haber ulaştı:
“Almanya’da çalışıp emekli olan ve Türkiye’ye geri dönen yaklaşık 70 bin vatandaşın Şubat ayı maaşları yatırılmadı. Sosyal Güvenlik Kurumu üzerinden yatırılan maaşların, kurumdan kaynaklı bir sorundan dolayı yatmadığı öğrenildi. SGK Yurtdışı Hizmetler Daire Başkanlığı’ndan alınan bilgiye göre, sorun 3 eski sosyal güvenlik kurumunun birleştirilmesi çalışmalarından kaynaklandı. Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur’u bünyesinde toplayan SGK’da birden fazla dairenin konuyla ilgilenmesinden dolayı sistemde bir sorun meydana geldi. Bu nedenle de Almanya’da Euro bazlı emekli maaşı alan vatandaşların maaşı da yatırılmadı. SGK yetkilileri maaşların en geç 15 Şubat’ta yatacağını belirtirken ’Mart ayında böyle bir sorun yaşanmayacak’ dedi.”

Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş