Krema sermaye de bayram etsin!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Alçaklığın bir başka tezahürü de, şehit cenazeleri daha toprağa verilmeden, sureti hak tavır-yutturmaca ile Baykal ve Bahçeli’ye saldırmaktır...
Baykal ve Bahçeli neyin temsilcisi?..
Milli duruşun...
Ne yaptırıyorlar?..
Yandaşlara açıklama yaptırıp “Baykal ve Bahçeli’nin çocukları bu savaşta yok, açılıma o yüzden karşılar!.. Açılımı engellemesinler..” dedirtiyorlar..
O kadar ileri gidiliyor ki, bu açıklamalara şehit akrabaları da ortak ettiriliyor...
Ne yani?.. Baykal ve Bahçeli ses çıkarmasın da, açılım denilen ucube, PKK çetesinin istekleri doğrultusunda mı gerçekleşsin!!.
Baykal ve Bahçeli’nin oğlu yokmuş.. Bu açıklamaları yutturmaya çalışanlar da çok iyi biliyorlar ki hem Baykal, hem Bahçeli çocukları olsa gözlerini kırpmadan asker ocağına gönderirler.. Hem de öyle bugünkü güç sahiplerinin yaptıkları gibi veletlerini kısa dönem dandikliği ile bu işten sıyırtmazlar...
Açıklamayı yapanların hangi siyasilerle iç içe oldukları, şehit tabutları başında bile bu ilişkileri kanırtarak rant kovaladıkları ortada!..
Üst üste acıların haberleri geliyor..
Eşkıyanın serseri timlerinin elde molotof saldırılarını seyreden milletin öfkesi, gelen bu acılarla katmerleşiyor..
Bu ishalin tedavisi belli iken, kangreni tam göbeğinden işaret edenlere saldırmak oyundakilerin bir üslubudur...
Günahkarları da gizlemenin gayreti..
Demeç sahiplerinin, malum matbuat tarafından alkışlanan sözlerinde neden en azından şu DTP denilen malum ekip yok...
Bu ölümlerin arkasındaki tetikçilerin bir parçası olduğunu artık açık açık beyan eden DTP’yi suçlayan, neden tek satır ya da söz yok!!?
Çünkü bu durum aynı kaba edenlerin ortaya çıkardığı bir tezahürdür!..
PKK çetesinin TBMM içerisine sürdüğü bir uyanıklığa alkış tutanları biliyoruz.. İşte onlar şimdi ortaya çıkan tablo ve ölümler için rahat rahat kına yakabilirler...
Genel seçimlerden hemen sonra, meşhur patroniçe Güler Sabancı’nın, yüzünü yıkar yıkamaz sevinç içerisinde verdiği demeçte,  “DTP’nin TBMM’ye girmesini” alkışladığını biliyoruz...
Buyrun işte sonuçlarını görün...
Eşkıya çetesinin cezaevindeki militanları çıkarılıp mebus yapıldı..! Kime hizmet edecekleri de ortadaydı.. Krema sermayenin ve onların kontrolündeki matbuatın açtığı yolda ilerlerken, Mehmetçiklerin kanını döke döke kendilerine yol aradılar..
Memleketin hakim sınıflarının alkışladıkları muteberler olarak!..
Gelinen noktada görünen o ki; Türk Milletinin elinden vatan toprakları koparılıp alınmak istenmektedir... İçeriye yerleşmiş, işbirlikçi olmuş, elinde geniş maddi imkanlar olan bir mutabakat çerçevesinde...
Türk Silahlı Kuvvetleri saldırının odağına oturtularak...
Bir taraftan silahlı eşkıya, er, erbaş ve alt rütbeli askerleri kurşunlarla yok etme peşine düşmüştür..
Müttefikleri değişik silahlı (para-kalem-STK vs silahı sahibi) müttefikleri de Genelkurmay’ı teslimiyete zorlamaktadır!..
Bu geniş bir ablukadır ve ablukaya düşenlerin suskunluğu manidardır!..
Bu nedenle de saldırganın azgınlığı sınır tanımamaktadır.. Otobüste molotof kokteyli ile yakılan Serap’ın cenazesine şifreli çelenk gönderen işbirlikçiler, “Sizin askeriniz de çocuk öldürmüştü” alçakça ithamı ile canavarlıklarını süslemekte ve Türk Silahlı Kuvvetlerine rahatça sövmektedirler!..
Askere artık “susma, sıra sana gelecek”  demek için de geç kalınmış gibidir...
Kına yakmışların bu kadar çok bir şekilde, ortalıkta şen şakrak dolaştıklarını gördükçe!..

Yazarın Diğer Yazıları