Krizden çıkış uzayacak

A+A-
Esfender KORKMAZ

Ekonomide canlanmanın göstergesi olan, büyüme göstergelerine bakarsak, gelişmekte olan ülkeler içinde, G-20’ler içinde ve üyesi olduğu OECD ülkeleri içinde 2008 ve 2009 ekonomik krizini en ağır yaşayan ülke Türkiye oldu. 2009 yılı için büyüme oranının eksi 6 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
2010 yılında da, Dünya Bankasının “Küresel Ekonomik Beklentiler 2010 raporu” na göre, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler içinde krizden daha yorgun çıkmış olması, 2010 ve sonrasına da yansıyacaktır. Zira 2010 yılında gelişmekte olan ülkelerde büyüme ortalaması 5.2 olarak tahmin ediliyor iken, Türkiye için bu oran 3.3 olarak tahmin edilmektedir.


DÜNYA BANKASI, KÜRESEL EKONOMİK BEKLENTİLER,
2010 RAPORUNDA BÜYÜME

                                            2009 2010         

DÜNYA ORTALAMASI................. -2.2  2.7            
YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER........... -3.3  1.8                   
EURO BÖLGESİ..........................-3.9  1.0                            
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER.......   1.2  5.2              
TÜRKİYE..................................-5.8 3.3              
ABD .......................................-2.5  2.5              
JAPONYA.................................-5.4  1.3              
ÇİN..........................................8.4  9.0             
HİNDİSTAN................................6.0  7.5             
MEKSİKA..................................-7.1  3.5              
ARJANTİN.................................-2.2  2.3   

Aslında AKP iktidarında büyüme oranı, zigzaglı (istikrarsız) bir yapı gösterdi ve gelişmekte olan ülkeler ortalaması altında kaldı.
2003-2009 arasında 7 yılda kümülatif olarak, gelişmekte olan ülkelerde büyüme ortalaması yüzde 54, Türkiye’de ise yüzde 32.3 oldu. Başka bir ifade ile gelişmekte olan ülkelerde 7 yılda GSYH’da reel artış yüzde 54, Türkiye de ise yüzde 32.3 oldu.
Dünya Bankası’nın tahmini doğrudur. Türkiye önümüzdeki yıllarda diğer ülkelere göre ve geçmişe göre daha az büyüyecektir.
1) Temel sorun plansızlık ve politikasızlıktır. Hükümetin ilan ettiği orta vadeli programlar tutmadı. Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflemesi üç yıl arka arkaya tutmadı. Enflasyonu resesyon düşürdü.
2) Sıcak para ve düşük kur, ithalatın daha ucuz olmasına, ihracatın daha pahalı olmasına neden oldu. Türkiye’nin rekabet gücü düştü ve cari açıkları arttı. Ancak aynı zamanda, üretimde aramalı ve hammadde oranı yüzde 70’e çıktı. İthalata dayalı büyüme yaşandı. Ekonomik kriz nedeniyle, ithalattaki azalma, daha büyük daralma getirdi.
3) AKP iktidarı hazır imkanları tüketti. Mevcut yatırımları ve varlıkları, kârlı işletmeleri yabancı sermayeye sattı. Bu işletmelerin satılmasından elde edilen dövizle Türkiye, yeni yatırım yapmadı, iç ve dış açığını kapattı. Eğer yabancı sermaye sıfırdan yatırım yapsaydı, ilave katma değer yaratacağı için büyümeyi ve istihdamı olumlu etkilerdi.
4) AKP iktidarı, devleti küçülttü. Bu nedenle piyasa spekülasyona açık yapı kazandı. Aynı şekilde hükümet kayıt dışılığı önlemede yetersiz kaldı. Piyasada haksız rekabet ortaya çıktı.
Çözüm için önce bu küçülmenin envanterini çıkarmak ve nedenlerini ortadan kaldırmak gerekir. Bunun için de orta vadeli programlar yetmez. Çünkü sorun yapısaldır. Yapısal dönüşüm ve çözüm için daha uzun vadeli planlama yapmak ve yapısal dönüşüm programı hazırlamak gerekir.
Bu planlama, devlet-piyasa dengesinin yeniden kurulması, reel sektör-finans sektörü dengesinin yeniden kurulması, devletin yeniden yapılanması, merkezi devlet ve mahalli idareler arasında yetki ve sorumluluğun tarif edilmesi, iç tasarrufun artırılması, emek yoğun yatırımların artırılması gibi ulusal politikalara dayanmalıdır. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları