Krizi fırsata çeviren 'açıkgöz' işverenler

İsrafil K.KUMBASAR

Krizin etkileri, iyice belirginleşmeye başladı.
Eylül ayı içerisinde, sanayide son altı yılın en hızlı ‘üretim düşüşü’ gerçekleşti.
TÜİK verilerine göre, ekonomik büyümenin öncü göstergesi niteliğindeki sanayi üretimi Ağustos ayındaki ‘yüzde 4.1’lik’ düşüşün ardından, Eylül ayında da ‘yüzde 5.5’ ile son altı yılın en yüksek oranlı düşüşünü yaşadı.
İmalat sanayiindeki düşüş, ‘yüzde 6.4’e’ ulaştı.
2007 Ekim ayında yüzde 83 olan imalat sanayii kapasite kullanımı, bir yıl içinde ‘6.4 puan’ azalarak ‘yüzde 76’ya’ kadar geriledi.
‘Beklentilerin’ çok altında gerçekleşen rakamlar, ‘eksi büyüme’ sinyalleri veriyor.
Uzmanlar, önümüzdeki aylar içerisinde ekonomide büyük bir ‘daralma’ olacağını belirterek, hükümeti uyarıyor.
Ancak, bugüne kadar, “Bize bir şey olmaz” diyerek vaziyeti idare eden hükümet, ‘köklü tedbirler’ almak yerine günü kurtarmaya çalışıyor.

* * *

Ülke, büyük bir kriz ile karşı karşıya.
Ama, başta TÜSİAD’da yuvalanan tekelci sermaye patronları olmak üzere, ‘ülkenin kaymağını yiyen’ bir takım açıkgözler, hazır ayaklarına kadar gelen krizi, ‘fırsata’ dönüştürmeye başladı.
Namusu ile üretim yapan birçok işadamı, ‘nakit sıkıntısı’, ‘daralan talep’ ve ‘dönen çek ve senetler’ ile boğuşurken, ‘tuzu kuru’ açıkgözler, faturayı ‘çalışanlara’ kesip, ceplerini dolduruyor.
Krizden fazla etkilenmeyen bazı sektörlerde yaşanan ihracat artışına rağmen, kriz şemsiyesinin altına gizlenen açıkgözler, ‘çalışanlara haklarını’ teslim etmemek için binbir türlü fırıldak çeviriyor.
Kimileri ‘kazanılmış hakları’ hiçe sayıyor.
Kimileri, ‘yeni yasaları’ görmezden geliyor.
Kimileri, iki üç yıldan beri çalışanların maaşlarına ‘doğru dürüst’ zam yapmıyor.
Kimileri, çarşı pazarda yaşanan gerçek enflasyonu ‘kriz’ gerekçesiyle maaşlara yansıtmıyor.

* * *


Bazı açıkgözler, habire ‘işçi kıyımına’ gidiyor.
En büyük haksızlık ise, ‘tecrübeli’ elemanlara yapılıyor, onların yerine ‘tecrübesiz’ elemanlar alınarak ücretler ‘düşük düzeyde’ tutuluyor.
Bazı açıkgözler; masraf olmasın diye ‘servisleri’ kaldırıyor, ‘yemek’ uygulamasına son veriyor.
Bazı açıkgözler, ‘faiz’ alabilmek için işçilerine maaşlarını iki ya da üçe bölerek ödüyor.
Hatta bazı açıkgözler, daha da ileri gidip işçileri ‘ücretsiz’ çalıştırmanın hesabını yapıyor.
Bazı işyerlerinde, ‘ücretli’ izinler, ‘ücretsiz’ şekle dönüştürülüyor, ‘bir’ çalışanın sırtına, ancak ‘üç kişinin’ yapabileceği işler yükleniyor. 
Bazı işyerlerinde, çalışma saatleri ‘8’den 12’ye’ çıkarılıyor, bir vardiyada çalışan işçilerin tamamının işine son veriliyor.
Kalan iki vardiya ise 4 gün 12 saat çalıştırılıyor, 4 gün de 48 saat olduğu için 3 gün ‘ücretsiz izne’ çıkarılıyor.

* * *


‘İşsizlik’ ve ‘yoksullukla’ mücadele etmek üzere iktidar olanlar, rantiyeci açıkgözler ile kol kola verip küplerini doldurmaya devam ediyor.
Peki, çalışanlara yönelik bu aleni kıyımlar ve haksızlıklar karşısında, ‘onların sırtından’ köşeyi dönen, servetlerine servet katan ‘sendika ağaları’ ne yapıyor?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik denetmenleri ne işe yarıyor?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş