KÜÇÜK'TEN İLGİNÇ İDDİA

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Kemal Abi ‘olmaz’ dedi okul arkadaşı devreye girdi

Bu sorular cevap bekliyor: Maliye Bakanı, Doğan operasyonuna itiraz mı etti? Kalp krizine yol açan “istifa et” baskısı mıydı? Unakıtan ABD’ye neden yalnız gitti? Ekren, Erdoğan’a “hayır” diyebilir mi?

Doğan Grubu’na verilen 826 milyon TL’lik cezayla ilgili çarpıcı iddialar var. Odatv’nin sorularını yanıtlayan ve “Maliye Bakanı’nın bilgisi ve izni olmadan böyle bir operasyon yapılamaz” diyen  Prof. Yalçın Küçük’ün gündeme getirdiği sorular, cevaplanırsa, “bir medya kuruluşunun uğradığı mali baskı” hikayesini yeniden yazmak gerekebilir. Küçük’ün açıklamasından çarpıcı satırbaşları şöyle:

Erdoğan “oryantal despot”
“Bu kadar önemli işlerin Maliye Bakanı ve Başbakanlık’taki zatın bilgisi dışında olması imkânsız. Tayyip Erdoğan, Montesquieu’nin deyimiyle bir “oryantal despot” olma yolunda. Şunu sorabiliriz: Erdoğan’ın “Kemal Ağabey” dediği Maliye Bakanı’nın apar topar Ankara’dan ayrılıp Amerika’ya gitmesiyle Doğan Holding’e yapılan bu operasyon arasında bir bağlantı var mı?
Duyduklarımıza göre, Erdoğan, Unakıtan’ın istifasını istemiş. İki tez ileri sürebiliriz; biri, Erdoğan’ın çocuklarıyla ilgili pırlanta ticaretinde birtakım belgeler çıkmıştır. Maliye Bakanlığı bu belgelerin çıkışını neden önlememiştir? Bu durumda Maliye Bakanı’na çok kızmış olabilir. İkincisi; bunu kim yaptıysa Maliye Bakanlığı’nın emri olmadan yapamaz. O zaman  Maliye Bakanı Unakıtan -etik işaretlere göre hukuk dışı- bu operasyona itiraz etti mi?
Unakıtan böylesine bir operasyona karşı çıktı mı? Çünkü Unakıtan bu kapıyı açmadan, vergi memurları harekete geçemez.  Hiçbir devlet memuru, hiçbir vergi kontrol veya hesap uzmanı Maliye Bakanı’nın oluru olmadan böylesine büyük bir operasyonu başlatamaz. Bir ihtimal Maliye Bakanı Unakıtan “bunu yapamam” dedi, Tayyip Erdoğan bunu yaptırmak için istifasını istedi. İster istemez de kalp krizi geçirip yurtdışına irtica etti. Ne hastanede, ne de yurtdışına çıkarken Erdoğan’ın yakınları Unakıtan’ın yüzüne bakmadı. Bir zavallı vergi memuru gibi gitti ve unutuluverdi.
Bu işin hesabını Nazım Ekren vermek durumundadır. Tayip Erdoğan’ın İmam Hatipden arkadaşı olan Ekren’in oluru olmadan bu operasyon başlatılamaz.

Operasyonu Ekren’e yaptırdılar
Prof. Yalçın Küçük’ten geldi. Aydın Doğan’ın yöneticileri buna itiraz ettiler. Şükrü Kızılot değerli bir vergi hukukçusudur. Vergi hukukundaki bilgisine, raporlarına, analizlerine güvenim tamdır. Prof. Kızılot’un yazdıklarını okuduğumda burada Doğan Holding’in kusuru yoktur. Dolayısıyla vergi memurları bu idarenin  “Gestapo memurları” gibi hareket etmektedirler. Kızılot’un en ufak bir şüphe bırakmadan bunun hukuk dışı olduğunu söylemesi bu holdinge yapılanların bir cezalandırma, ortadan kaldırma, mezara koyma operasyonu olduğu konusunda bende hiç kuşku bırakmadı.
Nazım Ekren şu anda Maliye Bakan Vekilidir. O,  “evet” demeden bunu yapmak mümkün değildir.
Bu AKP hükümetinin bir camiayı kirletme işidir. Bunlar bir camiayı kirletiyorlar. Bunu kaybederler. 
Seçim sonuçlarından alınacak oyla beraber değil, bütün bu yaptıklarıyla beraber, Adalet Bakanı’nın söyledikleriyle beraber AKP hükümeti her türlü meşruiyetini kaybetmiş durumdadır. Kanunların ruhuna göre meşruiyetini yitirmiştir.”

 

++++++

Uçakta ‘isli viski’ de var mıydı?
E.A.’nın uçağa alınması, bir daha sınırı aşarsa, kaybedeceği nimetleri göstermek için olmasın sakın.Yeni Hayat skandalı sönmüş olsa, Erdoğan E.A.’ya “Ertuğrul Özkök de böyle söylüyordu” diyerek, “ayağını denk al, sonun benzemesin” uyarısı yapar mıydı?

Başbakan’ın uçağında ağırlanmak bu kez de ’o adam’a nasip oldu...
* Bir kez daha anladım ki, promosyon gezisinin türü fark etmiyor ’o adam’ için... Otel gezisi de, Başbakan’ın uçağı da makbul... Yeter ki bedava olsun..
* Uçakta isli viski servisi mi var mıydı? ’O adam’ın alkol probleminin Başbakan Erdoğan’ın da dikkatini çektiğini öğrendik. Meğerse alkolü azaltmış... 
* ’Ya uçakta aç kalırsa’ endişem boşunaymış. ’O adam’ iştahlı kaleminden mönüyü sıralamış: ’Misafirlere önce çiklet ve sıcakhavlu servisi yapılıyor. Sabah kahvaltısı gayet zengin: Peynirler, meyveler, bal-kaymak, börekler, gözleme, yumurta çeşitleri (menemen, omlet, sucuklu), meyve suları, çay, kahve... Tabii bunlar bembeyaz örtüler üstünde yeniliyor.’ Afiyet olsun.
* Egemen Bağış’a geçmişte çizgi-roman yazdığını söylemiş. Keşke konu açılmışken, Penthouse geçmişinden de söz etseydi.
* ’Yeni Hayat Apartmanı’ skandalı sönmüşe benziyor. Bunda eşinin yıkama yağlama yazıları mı, kendi çabaları mı etkili oldu bilmiyoruz.     
* Oray Eğin / Akşam

 

++++++


Yermez ve Yenişafak’a telif ödeyecek misiniz?
Sabah’ta yer alan habere göre, TRT 1’de yayınlanan M.A.T. dizisinin 26 Şubat Perşembe akşamı ekrana gelecek bölümünde Üzeyir Garih cinayeti işlenecekmiş.  “Bir işadamı... Gizemli Mezar Ziyaretleri... Ve ölüm” başlığıyla konusu duyurulan dizinin senaryosunda, Garih’in ölüm raporunu hazırlayan eski Adli Tıp Kurumu Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat’ın imzası varmış. Senaryoya göre, Garih’i öldüren bir kişi değil, iki profeyonelmiş. Hatta olay yerinde üçüncü kişi de olabilirmiş...
Senayonun kurgusu, davanın sanığı Yener Yermez’in Yenişafak’a yazdığı mektuplarda anlattıklarının kopyası gibi. Yermez ve Yenişafak’a, senaryoyla ilgili olarak, telif hakkı bile doğabilir!...


++++++

Fehmi Amca’ya kardeş tavsiyesi
Fehmi Amca, Hürriyet veya Sabah yayın yönetmenliği için “Teklif alacağımı sanmıyorum; gelirse kabul etmeyeceğimi ise biliyorum.” dese de, bugüne kadar gelen çoğu iş teklifinin üstüne atlamış ve aynı anda iki gazete, üç-dört televizyon kanalını idareye kalkışmış birisi olarak, Hakan’ın “kardeş tavsiyesi”ne kulak vermesi gerekiyor:
“Fehmi Abi! Meslektaşlarının pozisyonlarını ”patrona mektuplar“ ile ele geçirmeye çalışan bir gazeteci için ne diyeceğimi doğrusu bilemiyorum...Hadi diyelim ki emeklerin karşılık buldu ve Aydın Bey ”hükümetle arayı düzeltmek için“ seni Hürriyet’in başına getirdi... İyi de, Başbakan Erdoğan senden de pek hazzetmez ki? Benden sana ”kardeş tavsiyesi “. Geç Yeni Şafak’ın başına. Öyle bir gazetecilik yap ki...Kuşaklar boyu anlatılsın, ”fasıl dinleyen gazeteci“nin ”arya dinleyen gazeteci“yi ezip geçme efsanesi...
* Ahmet Hakan / Hürriyet ”


++++++

Bu bir itiraf mı?
Hep başkaları için düşünüp başkaları için kalem oynatacak değilim ya, kendim için okumak-yazmak  istiyorum.
* Taha Kıvanç / Yenişafak

++++++

Soyguna ortak değilseniz gün bugündür
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı, diğer bakanlar, iktidar partisinin milletvekilleri, parti örgütleri, kadın kolları, gençlik kolları, Sabah, Zaman, Yeni Şafak, Star, Bugün gibi iktidarı kollayan gazetelerin genel yayın müdürleri, “adalet- temizlik- din-iman-vicdan-yüksek ahlak-darbe tehdidinden arınmış yüksek demokrasi savunuculuğunu yapan başyazarları” için gün doğdu. Adaletten yana mısınız?
Gösterin!
“Almancadan tercümenin” aylar miskin tempoda değil “yıldırım hızıyla” 2-3 gün içinde yapılması için başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere iktidar partisinin bütün organları ağırlığını koyabilir.
“1 savcı yetmez” demeliler.
“3 savcı” istemeliler.
Bir yandan Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) “Fener soygunu paralarının bavullu kuryelerle Almanya’dan Türkiye’ye taşınma organize işinde rol alanların kimlikleri, ilişkileri, bağlantıları” ortaya çıkartılırken öbür yandan da; icra iflas hukuku-ticaret hukuku-şirketler hukukuna hâkim özel ihtisas görmüş 3 ilave savcı hemen görevlendirilmeli. Bilanço okuyabilme becerisi edinmiş uzmanlar bulunup, savcılara yardımcı olarak verilmeli. Tercümelerin doğru yapıldığını, araştırmaların “adaleti saptırmayacak biçimde yürütüldüğünü” göstermek için de muhalefet partilerinin hukukçu milletvekillerinden bir “Fener Dosyasını İzleme Kurulu” kurulmalı.
48 milyon Euro toplandı. 18 milyon Euro’su geldi. Türkiye’de buhar oldu. Kimlere, hangi şirketlere aktarıldı. Hangi çulsuzlar zengin edildi. Dosyanın gecikmesi sırasında hangi belgeler, bilgiler silindi, hangi deliller karartıldı? RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7’nin sahibi Zekeriya Karaman, “18 milyon Euro’nun buharlaşmasında” hangi rolleri üstlendiler ve onların arkasında da bugünün siyasetçilerinden kimler vardı? Bu soruların üzerine gidebilecek bir “adalet kadrosunun” oluşturulması 169 günlük gecikmeyi giderebilir.
* Necati Doğru / Vatan


++++++

MİNİ YORUM
Ne güzel İstanbul!

Mesela, TBMM’de hukuk dışı davranan Ahmet Tük için “Çok iyi yaptı. Hukuk hayatın çok gerisinde kalırsa, hayat hukuka uydurulmaz” diyen Cengiz Çandar... Mesela “Kimsenin hukuka riayet etmesini bekleyemezsiniz. Hukuk, topluma düşmanlık ve kinin koçbaşıdır.” diyen Mustafa Karaalioğlu...  Mesela “Artık kimse yasalara uymaz, yolumuzu kendimiz bulacağız” yazan Ahmet Altan... Mesela “Yargı, kuralsızlığın kaynağı. Siyaset bu boşluğu doldurmalı. Yargılayan, yargılanır.” diyen Mümtaz’er Türköne... Hepsi hukuk devletine saygılı... Ama “Bir tas çorbaya muhtaç ettiler” diyerek, insanların ne hale düşürüldüğünü anlatan Vedat Yenerer, ‘adil yargılamaya’ karşı! Ne güzel İstanbul, ne adil ülke, ne umutlu yaşam ...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları