Kuldan gizlenir de peki ya Allah’tan?

İsrafil K.KUMBASAR

Muhalefet ta en başından, daha ilk günlerde peşine düşmesi gerekirken yıllar sonra yeniden ‘akçeli’ işlerle hükümeti sıkıştırma yolunu keşfetti.
 “Günaydın”  demek bile abes; atı alan Üsküdar’ı geçmiştir.
Hazır Üsküdar demişken ‘camilerin’ nasıl ‘vergi borcu’ yüzünden Hazine’ye devredildiğini hatırlayınız.
‘Cami’, ‘vergi’, ‘borç’; dikkat buyurunuz bu üç kelime bile iktidarın ülke kaynaklarına ‘hangi anlayış’ ile baktığını ve değerlendirdiğini ortaya koymaya yeterlidir.
Herhangi bir ilçede, herhangi bir caminin şadırvanında biraz soluklanın; alnınıza biraz soğuk su çarpın ve etrafı izlemeye koyulun.
Fazla sürmeyecek; çok kısa bir süre içerisinde ‘çarkın nasıl döndüğünü’ anlayacaksınız.
Orada, büyük fotoğrafın ‘küçük unsurları’ olan bir takım cemaat ehlinin temsilcileriyle yüz yüze geleceksiniz.
Hani şimdi muhalefet “Sayıştay raporları kaçırılıyor, hükümet harcamalarını izah edemiyor” diye serzenişte bulunuyor ya, işte onun ağababaları bu cemaat ehlidir.
Üstelik hükümetten çok daha eskilere uzar onların kökü.

 


***

 


Onlar, nereden, nasıl nemalanacaklarını çok iyi bilirler.
Hangi bakanlığın ‘ne tür avantalara’ sahip olduğu, hangisinin ‘teşvik’, hangisinin ‘kamu arazisi’, hangisinin ‘koltuk’dağıttığını onlardan daha iyi bilen olamaz.
Hangi vakfa ait ‘külliyelere’konulacağı, hangi vakıf arazisinin ‘cüz’i bedel’ ile kiralanacağı onların ihtisas alanıdır.
Zira onlar ‘hizmet’ehlidirler.
Eğer bir yerde ‘faydalanılacak’, ‘nemalanılacak’ bir şey varsa önce onların hakkıdır.
Zira onlar din-ü devlet için ‘kendi hayatlarını’, ‘çoluk çocuklarını’, ‘mal varlıklarını’ gözden çıkarmış, ’kutsal bir davanın’ birer neferi olmuşlardır.
Hakikaten öyle mi dersiniz?
‘Yola çıktıkları’ gün ile ‘yoldan çıktıkları’ gün arasındaki farkı sadece peşlerine takılan zavallı güruh bilemez.
Aslında bir gün onlar da anlar da yıllar sonra artık yapacakları bir şey yoktur.
Zira muhterem zatlar onları birbirleriyle öylesine ‘hısım-akraba’ haline getirmiştir ki, ‘aşağı’ tükürseler sakal, ‘yukarı’ tükürseler bıyık misali, ortada kalakalmışlardır.
Sadece ‘devletten’ nemalanma değildir yaptıkları; vatandaşın ‘dişinden tırnağından biriktirdikleri’, ‘kurban derileri’, ‘zekat paraları’ sayın sayabildiğiniz kadar.

 


***

 


Mevcut hükümet işte böylesi bir ‘zihin ikliminde’ neşet etmiş, o kanallardan geçerek günümüze gelmiştir.
Yani iddia edildiği gibi “Biz hükümet olduk, hadi bunun nimetlerinden yararlanalım” diye bir durum değildir yaşadığımız.
Onlar, ‘her hükümet’ döneminde ülkenin kaynaklarından yararlanmayı adeta ‘dinin bir rüknü’ gibi gördüler.
O yüzden liberallerin “her yol mübah” düsturunu, komünistlerin “yıkılası düzen” ilkesini pek bir sevdiler.
Eğer iktidarda iseler zaten ‘musluğun’ başındaydılar, muhalefette kaldıkları dönemde ise ‘kafir devletten’ koparılan her kılı mübah gördüler.
Dolayısıyla onlar için ‘kaybetmek’ diye bir şey hiçbir zaman söz konusu olmadı.
Bugün de öyle değil mi?
‘İmam’ dahil bütün cemaati ‘beş kişiden’ oluşan camilere ‘bir temizlikçi’, ‘bir güvenlikçi’ atamalarının altındaki gerçekse camiye hürmet midir sizce?
Yoksa “Ula bizim Cemal’un oğlini da işe alun da”  fırsatçılığının hayata geçirilmiş hazin bir tezahürü mü?

 


***

 


Sayıştay raporlarını ‘gizlemek’ ve ‘kağıt üzerinde’ hesap vermekten kaçınmak pekala mümkündür?
Peki, o koca koca plazaları, talan için kurulan ‘sözde vakıflara’ tahsis edilen ‘tarihi binaları’, turistik alana çevrilen ‘tersaneleri’, sayıları durmadan artan ‘gemicikleri’ nasıl gözden kaçıracaksınız.
‘Yola çıktığınız’ nokta ile ‘yoldan çıktığınız’ noktayı bir şekilde kamufle edebilirsiniz, ama unutmayınız bir de ahret, ‘hesap günü’ gerçeği var.
Buyurun dilediğiniz raporu, belgeyi gizleyin ve tahrif edin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş