Kültürel hak mı, devlet talebi mi? (1)

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

“Kürt Sorunu”

Bölücü terör, gündemin birinci maddesi. Medyada tartışılıyor, emekli komutanlar konuşuyor. Adeta bir yanlışın yarışması yapılıyor. Konuyu tarihi geçmişi ve bütünüyle ele alan neredeyse yok. Böyle olunca da gerçeği teşhis etmek zorlaşıyor.
Önce, soruna verilmek istenen isimden başlayalım. Karşımızda bölücü terör mü, yoksa emperyalistlerin, PKK ve yandaşlarının dediği gibi  “Kürt sorunu” , yani  “etnik sorun”  mu var? Cevap için  “etnik sorun”  nedir, kısaca onu anlatalım. Eğer insanlar sırf bir sosyal gruba mensup olduğu için, ayrıma tabi tutuluyor, vatandaşlık hakları kısıtlanıyorsa veya dışlanıyorsa, orada bir sorun var demektir. Çözümü de, eşitliğin sağlanmasıyla mümkün olabilir. 
Şimdi insafla cevap verelim. Ülkemizde tarih boyunca, devlet veya toplum tarafından şu veya bu etnik gruba mensup olduğu için dışlanan, hakları sınırlanan olmuş mudur? İftiharla ve göğsümüzü gererek diyoruz ki, asla!.. Bu durumun sadece bizim milletimize, kültürümüze, inancımıza has olduğunu da iddiayla söyleyebiliriz. Özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi çağımızın kutsal kavramlarının öncülüğünü yaptığı ileri sürülen, o gelişmiş Batıda  yaşananlara bakıldığında, bu fark daha net biçimde görülmektedir. Avrupa ülkelerinin tamamında, ırkçılığın, etnik grupları dışlamanın, tedavi edilemeyen bir virüs gibi yayıldığı görülüyor.
Alın İngiltere’yi. Güya İmparatorluk yapısından dolayı Avrupa’nın en hoşgörülü ülkesi. Ama İngiliz polis teşkilatı  “Irkçılıkla Mücadele Dairesi” nin 2005 yılı raporunda,  “Irkçılık bütün teşkilatta kurumsallaştığı için, mücadele etmek ve netice almak mümkün değil”  deniliyor. Bir göçmen ülkesi olan ABD’ye gelince, yasalar defalarca değiştirilip, ayrımcılık kağıt üzerinde kaldırıldı, ama toplumda, 1-2-3. sınıf diye devam eden itibar sıralaması var. Irkçılığın bir tarifi de insanların aidiyetine göre önem sırasına konması değil midir?
Demek ki, bizde böyle bir sorun yok. Peki “Kürt sorunu var”  diyenlerin derdi nedir? Bunlar soruna, insanların değil, etnik grupların eşitliği açısından bakıyorlar. Yani, Türk milleti de etnik bir grup, onunla eşitlik diyorlar. Daha açıkçası, Türk Milleti’nin Anadolu’da kurduğu bin yıllık siyasi egemenlik gibi, biz de bu toprakların bir bölümünde egemen olmalıyız. Eğer bu şimdilik mümkün değilse, T.C. Devleti’ne “ortak” edilmeliyiz iddiasındalar. Bu haklı ve gerçekleşmesi mümkün bir iddia mı?
Asla. Çünkü Türk, bir etnisitenin değil, bir milletin adıdır. Millet ile etnisite, birbirinin benzeri ve dengi olmadığı için de kıyaslanamaz, eşitliğinden bahsedilemez. Kaldı ki ülkemizde bin yıl içinde, aynı dinden olan bütün etnik topluluklar, Türk kimliğinde buluşmuş ve bütünleşmiştir. 
Peki,  “Dil-kültür gibi haklar verilseydi, terör olur muydu? PKK, nasıl oluyor da destek bulabiliyor?”  diye sormanın anlamı var mı? Terör yine olurdu. Zira sorun, asırlardır tabii zemininde yaşanan dil-kültür de değil, devlet kurma iddiasında.
Emperyalistler, Osmanlıdan beri devletimizi çökertme peşinde. Çok isyan çıkarttılar, ama ayrışmayı sağlayamadılar. Bugün de aynı oyun PKK üzerinden yürütülüyor. Etnik-ırk psikolojisi, daima tahrike müsaittir. Özellikle milli bünyenin zayıfladığı dönemlerde. Bir de emperyalist güçler, devlet kurdurma büyük yalanıyla kışkırtmışlarsa, terör de olur, isyan da. Bastırılamaz, zamana yayılırsa, belli ölçüde destek de bulabilir.
Her milletin içinde var olan etnik gruplar silaha sarılırsa dünyanın hali nice olur? Bu yüzdendir ki, etnik-ırkçı siyaset insanlık için en büyük tehlike sayıldığından, ilim, din ve dünya hukuku bunu şiddetle reddediyor.
Yakın geçmişi hatırlayalım; İçeride 36 silahlı komünist fraksiyon, dışarıda 10 yıl boyunca Türk diplomatlarını şehit eden ASALA terör örgütü vardı. ASALA, bölücü terörü 1984 Beyrut anlaşmasıyla, PKK’ya devretti. Zira bu bir haçlı projesi. Sadece bu gerçek bile sorunumuzun ne olduğunu görmeye yeter.   
Türk Milletinin zihnini karıştırmayalım. Ülkemiz, etnik/ırk fitnesiyle Iraklaştırılmak isteniyor. Biz de birliğimizi ve egemenliğimizi savunuyoruz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları