Kurban Bayramı

A+A-
Ahmet SEVGİ

“Kurban” kavramı insanlık tarihi ile yaşıttır. Cenâb-ı Allah’a ilk kurban sunanlar Hz. Âdem’in oğulları Kâbil ile Hâbil’dir. O günden beri kurban edilen canlı ve kurban edilme amacı farklılıklar arz etse de hangi dine mensup olursa olsun bütün kavimlerde kurban inancı hep var olagelmiştir.   

İslâm dinindeki kurban ibadetinin temelini “Sâffât Sûresi”nin 102 ve 103. âyetleri teşkil eder. Söz konusu âyetlerde anlatıldığı üzere İbrahim aleyhisselam, Allah kendisine sâlih bir evlat verirse onu Rabbi yolunda kurban edeceğini vadetmiş, Allah da ona İsmail’i vermişti. İsmail belli bir yaşa gelince Cenâb-ı Allah, Hz. İbrahim’e rüyasında bu vadini hatırlatır. İbrahim Peygamber de bunu ilâhî bir emir telakki ederek kurban etmek üzere oğlunu dağa götürür, konuyu ona açar. İsmail  “Babacığım, sen emredildiğin ne ise onu yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın” deyince Hz. İbrahim oğlu İsmail’i kurban etmek ister lakin bıçak onu kesmez, İsmail’in yerine Allah tarafından gönderilen koçu kurban eder.
Kanaatimizce bu kıssa, kurban ibadetinin hikmetini, diğer bir ifade ile arka planını açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre, Allah’a yakın olabilmek için kişi en sevdiği şeyi Allah yolunda kurban edebilecek bir inanca sahip olmalı ve inancını sadece sözde değil, fiilî olarak da gerçekleştirebileceğini ispat etmelidir.
İnsanın evlatlarından daha değerli neyi olabilir? Gerektiğinde Allah için onları kurban edebilmek ne büyük imtihandır. Bu sebepledir ki Cenâb-ı Hakk sadece Peygamberlerini böyle zor imtihanlara tabi tutmuştur. Kurban, böyle büyük bir imtihanın sembolü olduğuna göre bizlere düşen kurban konusunda çok daha hassas davranmak olmalıdır. Kurban alırken cimri davranmamak, hele hele kurbanlık hayvanlara karşı göstereceğimiz davranışlarda onların evlatlarımıza karşı bir bedel olarak elimizde bulunduğunu bir an bile akıldan çıkarmamak çok önemlidir.
Keşke Diyanet camiası, hatta bu konuda etkili ve yetkili kim varsa kurban haftası boyunca hep bu ana fikri işleseler yani kurbanlık hayvanların, en değerli varlığımızı (evlat) kurban etmekten bizi kurtaran canlılar olduğunu anlatsalar... Eminim o zaman özellikle büyük şehirlerde eli satırlı hayvan kovalayan insanlar yahut kurban keserken gösterilen merhametsizlikler ekranlara yansımayacak, muarızlarımız da “Kurban Bayramı”nı “hayvan katliamı” olarak değerlendirmeyeceklerdir.
Aslında “Hac Sûresi”nin 37. âyeti her şeyi özetlemektedir: “Boğazlanan kurbanlık hayvanların ne eti, ne de kanı Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan sizin takvânızdır.” 
Demek ki bütün mesele Allah’ın emir ve yasaklarının hikmetini iyi anlayarak “takvâ” sahibi fertler olabilmektir. Bu da âdil davranmak, merhametli olmak, iyilik yapmak ve kötülüklerden kaçınmakla mümkün olacaktır.
İyi bayramlar 
efendim...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları