Küresel bataklık ve yeni Irak hükümeti

Kürşad ZORLU

Bölüşüm kavramının odağında şekillenen ekonomik yaklaşımların temel olarak kapitalizm vurgusuna sahip Adam Smith’le başlayıp, 1929’dan sonra devlet müdahalesinin öngörüldüğü Keynesyen yaklaşımla ilerlediğini ve süreç içerisinde her ikisinin de kullanılabilir hale geldiğini söyleyebiliriz. Ancak soğuk savaş sonrası yeni ve hepsinden etkili bir ekonomik yaklaşım şekillenmektedir. Küresel Kapitalizm... Farklı ve bütünleşmiş araçlarla coğrafyaları altüst edebilme özelliğine sahip olan küresel kapitalizm çok uluslu şirketleri ve ardından ülkeleri esaret altına almaktadır. Artık insan odaklılık ya da demokrasinin ölçüsü, bu şirketlerin mal ve hizmetlerini tükettiğiniz oranda gerçekleşmektedir. Şüphesiz Büyük Orta Doğu Projesi ekonomik sistemde süregelen dönüşümden soyutlanamaz. Böyle bakıldığında bütün bu sorunların temelinin ekonomi ve yönetim olduğu ifade edilebilir.

Orta Doğu kongresi
TASAM tarafından 10-12 Aralık tarihlerinde Hatay’da düzenlenen “Uluslararası Orta Doğu Kongresi” de böyle bir zeminde toplanmıştır. Kim ne derse desin Orta Doğu bölgesi, dünya algısında sorun, kaos, savaş vb.. olgular çağrıştırmaktadır. Bu karmaşık durumun “Küresel Bataklık” şeklinde adlandırılabilecek bir bölge meydana getirdiği ileri sürülebilir. Gerçekten bu bataklığın her geçen gün derinleştiği ve küresel güçleri bile ürküttüğü aşikardır. ABD, Irak işgali ile 2 milyar dolar maliyet yaratmış ancak bölgede dönüşü olmayan yapısal kırılmalar meydana getirmiştir.

Neden Hatay
TASAM Başkanı Süleyman Şensoy kongrede Irak’ın bütünlüğünden ve Türkiye’nin ekseninin kaymadığından söz ederek kongrenin Hatay’da yapılmasının önemine dikkat çekti. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, Hatay’ın Orta Doğu bölgesinin Asya ve Avrupa’ya açılan kapısı olduğunu ve Hatay merkezli bir sivil platform oluşturulabileceğini ifade etti. Ayrıca Suriye ile vizelerin kaldırılmasının ardından, giriş çıkış sayısının 950 binden, 2 milyon 150 bine yükseldiğini belirtti. Lekesiz, Hatay’ı dünya şehri yapmaya kararlı olduğunun da altını çizdi.

Anayasada Türk ambargosu
Konuşmalar sırasında Mısır Büyükelçisi Abderahman Salaheldin  “Irak devleti etnik gruplarıyla birlikte yaşamalıdır” dediğinde henüz Prof. Dr. Hasan Tunç’u dinlememişti. Zira Tunç, “Irak anayasasında temel unsur olarak Arap ve Kürtlerin sayıldığı, Türkmenlerin ise yok kabul edildiği görülüyor. Bir takım küçük temel hakların dışında söz söyleme gücüne etki edemedikleri ortada. Federal devlet yasaları ile federe devlet yasaları çatışırsa federe yapının yetkisi ön plana çıkarılıyor. Yani Kürt yönetiminin... Bu sonuç yeni anayasanın 141 ve 142. Maddesinde görülebiliyor” şeklindeki sözleri Türkmen Cephesinden Habip Hürmüzlü’nün dikkati altındaydı.

Adaletsiz yönetim
Toplantı devam ederken yeni Irak hükümetinin kurulduğu haberi geldi. Beklentilerin tersine etnik temelli yönetim anlayışı devam ediyor. Bölgesel Kürt yönetimini oluşturan nüfus, toplam nüfusun %20’si olmasına rağmen devlet, gücünün %60’ını kontrol etmeye devam ediyor. Küresel bataklık giderek güç kazanıyor ve Irak Türkleri yine bilinmeyen mecralara sürükleniyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş