Küresel krizde turpun büyüğü heybede mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Küresel kriz, dalga dalga yayılıyor.
Paranın efendileri tarafından şimdilik ‘kâğıt üzerinde’ yapılan işlemler ve ‘al gülüm, ver gülüm’ politikaları ile geçiştirilmeye çalışılan krizin etkileri henüz ‘sokağa’ yansımadı.
Amerika’da ve Avrupa’da, insanların ‘kira öder gibi’ ev sahibi olmasına imkân tanıyan ‘mortgage kredileri’ veren birçok kuruluş battı, batma noktasına gelen birçok kuruluş devletlerin el koyması ile kurtarıldı, ama ne Amerika’da ne de Avrupa’da o krediler ile ev sahibi olan insanlar henüz evlerinden atılmadı, pek fazla kişi işten çıkarılıp kapı önüne konmadı.
Demek ki paranın efendileri, tepede yeni birtakım fırıldaklar çeviriyorlar.
“Kapitalizm çöküyor”, “Amerika batıyor” söylentileri arasında, ‘para’ ve o paraya dayanan güç, kaşla göz arasında el değiştiriyor.
Birinin cebinden çıkan, başkasının cebine giriyor.
‘Kaybeden’ kim, ‘kazanan’ kim olacak?
Yakında hep birlikte öğreneceğiz.

* * *

Döne dolaşa sonunda Türkiye’nin de kapısına dayanan kriz, işin vehametini hâlâ kavramamakta ısrar eden iktidar sahiplerinde, ‘sanal’ bir mutluluk havası estirmeye başladı.
Üreticiler, düne kadar ne istiyorlardı?
- “İthalatı disipline edin, girdi maliyetini düşürün.”
Kriz sayesinde petrol geriledi, enerji maliyetleri düştü, üreticiler rahatladı.
Peki, ihracatçılar neyi talep ediyordu?
- “TL’yi serbest bırakın, döviz kurunu yükseltin.”
Kriz sayesinde döviz kuru yükseldi, ihracatçılar zil takıp oynamaya başladı.
Tabii ki iktidara da artık bu saatten sonra yapacağı bir iş kalmadı.
‘Üreten’ memnun, ‘satan’ memnun.
İyi de, peki ‘alıcı’ nerede?
Bugüne kadar yaşananlar, ‘buzdağının’ yalnızca görünen kısmı.
‘Turpun büyüğü’ heybede.

* * *


Kriz, bugüne kadar “Ekonomiyi biz idare ediyoruz” havasındaki iktidar sahiplerinin ne kadar ‘dışa bağımlı’ olduklarını ortaya çıkardı.
Nasıl olsa ‘küplerini’ dolduran ve ‘açın’ halinden anlamayanlar, yaklaşan tehlike karşısında ‘gerekli tedbirleri’ almak yerine hâlâ “Bize bir şey olmaz” diye ‘yan gelip yatmaya’ devam ediyorlar.
“Ümüğümüzü sıktırmayız” diye içeriye efelenirken, kapalı kapılar arkasında “Ne olur anlaşalım” diye IMF memurlarına yalvarıyorlar.
Tekstilden otomotive kadar ülkedeki bütün sektörler iflas noktasına geldi.
Ama iktidar sahipleri, bir türlü çözebilmiş değiller:
Üreticiler, niye bu kadar tedirgin?
Belli ki, onlar ‘iflah olmaz’ muhalif.
Peki ihracatçılar niye endişeli?
Onlar da ‘zinhaaar’ muhalif.
Üreticinin de, ihracatçının da yüzü gülecek, ama ah şu alıcıların yaptığı işgüzarlık da bir olmasa.
Adamlar sırf ‘muhalefet olsun’ diye almıyorlar.

* * *


‘Kriz tamtamları’ çalmaktan bıkmadınız mı?
Bırakın artık şu ‘körü körüne muhalefeti’ beyler.
Baksanıza, adamlar ‘hiçbir şey olmuyormuş gibi’ ne de güzel yollarına devam ediyorlar.
Siz siz olun, önümüzdeki seçimlerde oyunuzu ‘Kriz Partisi’ne verin.
Nasıl olsa kriz her işi ‘kendiliğinden’ çözüyor.
Üreticiyi de, ihracatçıyı da sevindiriyor.
O zaman AKP’ye ne gerek var?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş