Küresel ‘örtülü’ saldırı!

Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Küreselleşme gerçeği, üzüntü vericidir ki; ’çok uluslu şirketler’egemenliğini de doğurdu. Küreselleşme olgusunun yaşandığı şu son 25 yıl içerisinde küresel şirketlerin, devletleri yönlendirmesine tanık olduk. İleri teknoloji ve donanımlı bilim insanı-laboratuvar gücünü elinde bulunduran devletler, sözünü ettiğimiz şirketler eliyle ülkeleri sömürüyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bir ’küresel’şirketler devletidir. Bu devlet küreselleşmenin nimetlerini, emperyalizmi için çok açık biçimde kullanıyor. Bir başka deyişle ABD, dünyaya kendi yararına ‘yeni bir düzen’ vermeye çalışıyor. ABD, kendi halkı dahil, tüm dünya insanlığını sadece ’tüketici’olarak görüyor. Böylesi bir görüş, kapitalist egemen sisteme aykırı değildir. Çünkü kişi yetkisindeki sermaye-üretim aracı; her şeye rağmen kesinlikle çok kazanmalıdır. İşte, dünya insanlığının sadece tüketim objesi olarak görülmesi, bu arzusunun doğal bir sonucudur. Yine, gelişmekte olan ülkelerin insanını ucuz işgücü, toprağını ucuz hammadde kaynağı olarak görmesi de kendi mantıklarınca doğaldır.
Bu nedenle -özellikle Türkiye’de- hiç kimse, yoktan yere ABD karşıtı olmuyor. ABD’nin dünya insanlığının bakışına sunduğu kendi fotoğrafı, katıksız emperyalizmdir. İnsanın insanı sömürmesine karşı çıkma erdemini taşıyanlar, bu küresel sömürü politikalarına elbette karşı çıkacaklardır. Kaldı ki, bu karşı çıkışın ABD vatandaşlarıyla da bir ilgisi yoktur. Sorun, ABD’nin özellikle baba ve oğul Bush’lar yönetimiyle öne çıkan; yerine göre örtülü, yerine göre açık, saldırgan tavrıyla ilgilidir. Türk milletinin erdemli evlatları olarak, bu saldırgan tavrı onaylamamız elbette mümkün değildir.
Bu millet 1946’dan beri Amerikan propagandasıyla yaşıyor. Sonuç ortada: %85 ABD karşıtı bir halk var! ABD, Türk halkının kendisine duyduğu öfkeye bir türlü ’anlam’veremiyor. Bu ’anlam’veremeyiş bir hasta mantık ürünüdür. İşte o hasta mantık, Türk halkını, Irak aşiretleriyle ve Afrika halklarıyla karıştırmaktadır.
ABD, millî devletlerin varlığından rahatsız. Çünkü ulusal-millî devletler etkin olduğu sürece, büyük ABD şirketlerinin pazara egemen olması kolay değildir. O halde, millî devletler çözülmelidir! Bunun yolu da şudur: ’Yöresel güçler ekonomik bağımsızlığa kavuşmalı. Millî devlette kırıntı halinde de olsa, her ’farklılık’öne çıkmalı; siyasî kimlik kazanmalı; küçük devletler; hatta Kent devletleri oluşmalı... Ve bu küçük devletçikler arasında anlaşmazlıklar yaratılmalı...’İşte bunun adı örtülü saldırıdır! Ama özellikle Orta Doğu coğrafyasında işler açık saldırı yanında kargaşa ve bunalımla da yürütülüyor. İşte Irak ve sıradakiler...
ABD elçisi Ross Wilson’un 2006 yılında Türk siyaset, sanatçı ve iş adamlarını toparlayıp Akdeniz’deki Eisenhower uçak gemisini gezdirerek Türkiye’ye örtülü bir ‘gözdağı’ vermesinin Türkler için hiçbir anlamı yoktur. Şunu açıkça yazmalıyım: Başarılı ’kara harekâtı’yapamayan hiçbir süper güç, ülkelere egemen olamaz!
Bu millet, Sakarya ve Dumlupınar’da olduğu gibi, servetini gözünü kırpmadan harcamasını bilir! Türk milleti, Alman generali Ludendorf’un 1. Dünya Savaşı sonrasında ortaya attığı “Topyekûn Savaş” stratejisini Mustafa Kemal Paşa’nın dehasıyla dünyada ilk uygulayan millettir. Ve bu millet, teslimiyetçi bir İstanbul hükümetini ’atlayarak’emperyalizme ders vermiştir!
O Mustafa Kemal’i de bir Türk anası doğurmadı mı?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş