Küreselleştirme ve bölgesel kalkınma ajansları

A+A-
Mustafa ERKAL

Hep dünü konuşma ve suçlama alışkanlığımız var. Her 28 Şubat geldiğinde koro halinde 28 Şubat’ı konuşuyor, bugüne pek değinemiyoruz. 28 Şubat, Refah-Doğru Yol iktidarını alaşağı etmek, Refah Partisi’ni parçalayarak ileride kullanılabileceklere yeni parti kurdurularak adeta bugünlerdeki sorunların temellerinin atıldığı tarihtir. Bu bakımdan, bugünkü iktidar 28 Şubat’a çok şey borçludur. Öyle bir ortam hazırlanmıştı ki, asker-sivil bürokrasiye laiklik hassasiyetiyle hareket ettirilmiş, İslami görünümlü bir kesime de mazlum rolü oynatılmıştır. Başörtülü milletvekili, Refah Partisi yönetimine rağmen TBBM’ne sokulmuştur. Böylece içeride mevcut iktidarın önünün de açılması sağlanmıştır. Dışarıda ise; özellikle Ortadoğu’da küresel gücün çıkarlarına uygun bir ortam yaratılarak BOP desteklenmiş ve Ortadoğu’nun kolaylıkla karıştırılmasına yol açılmıştır. 28 Şubat’ı tenkit edenler, günümüzdeki sivil darbeleri görmemezlikten geliyor ve tenkit dahi edemiyorlar. Her halde ileri demokrasinin sonucu bunlar...

Bölge Kalkınma Ajansları yine gündeme geliyor. Ajanslar, önü açılmış ülkelerin, milli devletlerin küresel çıkarlara göre şekillendirilme süreci olan küreselleşme, küreselleştirme anlaşılmadan fark edilemez. Ajanslar, küreselleştirmenin bir gereğidir.

Küreselleşme, “üretme ithal et, borçlan ve daha çok etki alanıma gir, tüketimi düşün” anlayışını egemen kılmaktadır. Bu anlayış “küresel düşün, milli değil; yerel davran, bütünü değil; parçayı esas al” görüşü ile takviye edilmektedir. Milli kaynaklara el koymak, merkezi devleti dışlayarak ajansların kalkınma kurullarının yabancı ülkelerle doğrudan temasları bunların amaçlarıdır. Kamu denetiminden ve kamu yararından uzak olmaları, merkezi bütçeyi dışlayıcı çalışmaları, bölgesel kalkınma hedefleri ile çelişir.

Devletten kredi alınacak, dışarıdan proje karşılığı AB fonları gelecek ve sermaye-hasıla katsayısı düşük azgelişmiş yöreler kalkındırılacak, rekabet yaratılacak! Belirli seviyede bölgesel kalkınma olmadan bölgelerarası rekabet nasıl hedeflenebilir? Yabancı sermaye kar amacını ikinci plana atarak nasıl kamu yararına düşünebilir? Üstelik dışarıya kar transferi de yapılacak, vergi kolaylıkları ve imtiyazlar tanınacak... Bu sürecin bölge ve yöre kalkınmasını sağlayacağını beklemek liberal körlüktür. Yerli emsallerinden çok daha az vergi alınınca, bu defa vasıtalı vergilerle, beyan dışı gelir vergileriyle halk ve orta sınıf ezilecek, kayıt dışı ekonomiye hiç dokunulmayacak... Bu küresel kapitalizme eklemlenme, ucuz hammadde, yarı mamul ve mamul tedarikinin sağlanmasıdır.

Gelir dağılımını bozucu etkileri olan Bölgesel Kalkınma Ajansları, ülkemizde tartışılmadan 2009 yılında kabul ettirilmiştir. Bunlar, istihdam ve gelir yaratıcı reel sektör olmayıp türev faaliyetlere dayanırlar. İngiltere, kamu harcamalarını arttırdığı gerekçesiyle kalkınma ajanslarının faaliyetlerini iptal etmiştir. Türkiye’de ise; bunun tersi yapılmakta, bir zamanlar “barış gönüllüleri” nin oynadığı siyasi rol, bu defa ekonomik boyutuyla ajanslara verilmektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları