Kürşat Tüzmen’in sözleri ve Aziz Nesin’le kankalık

A+A-
Afet ILGAZ

Kürşat Tüzmen’in konuşmasını şaşkınlıkla izledim. Bu konuşmanın, iktidarın, canını bile vermeye hazır olduğunu söylediği demokrasiyle taban tabana zıt bir içeriği vardı ama, söylenecek başka şeyler de var.
İktidarın bütün sıkıştırmalarına, baskılarına rağmen vicdanının sesini dinliyerek oy vermiş başka milletvekillerini de etkiliyebilecek nitelikte sözlerdi.
Kürşat Bey sekiz yıldır yoldaşlık yaptığı iktidarın nasıl büyük hatalar içinde olduğunu görmezlikten gelemez. Bu büyük hataların, basit, kişisel suçlar, ayıplar, günahlar olmadığını ve sonuçta zarar görecek olanın Türkiye olduğunu da bilir. Bu oylama bu yüzden büyük önem taşıyan veballi bir oylamadır ama gene de geleceği (gaybı anlamında) Allah bilir. Bu kadar tutkuyla, manevralarla, akıl almaz baskılarla çıkarılan bu kanunların günün birinde bugünkü iktidarı vurmayacağını şimdiden kimse bilemez. İşin içine nefs girdi mi şeytan da girer; ben karışmam.
Türkiye’nin alt üst edilmiş ordusunun, yargısının, maliyesinin, dış siyasetinin, sosyal dokusunun nasıl onarılmayacak derecelere giden bir tahribatla karşı karşıya olduğunu da bilir.
Türk töresinin, gerçekten de “lider uçurumdan atla diyorsa, adamlarının atlamasını” mı emrettiğini bilmiyorum ama bu laflar bana son günlerde televizyonlarda bollaşan “aşiret” dizilerindeki “kötü ağa” nın her dediğini yapmak için elleri kucaklarında, başları önlerinde sessiz bekleyen aşiret üyelerini hatırlattı. Miran Ağa’yı hatırlattı mesela. Olmadık kötülükleri yapıyor, cinayetler işliyor, çocuk kaçırıyor, işkence yapıyor ama adamları ona dünyanın en doğru, en akıllı, en güçlü, en haklı, en masum, en suçsuz ve günahsız adamıymış gibi elleri bağlı, itaat ediyorlar. (Miran Ağa, Aşk Bir Hayal dizisindeki bir tiplemedir)
***
Kürşat Bey, o çılgınca sevindikleri 17 maddenin geçtiği günün şerefine, milletvekillerine suşi ziyareti veriyor. Bu bir şey değil. Bir fotoğraf karesinde şunlar var: Bir bağımsız milletvekili ki AKP’ye muhalif olarak bilinir, açık açık göstere göstere oyunu veriyor ve yanındaki gözlemci gibi duran AKP’liyle gülerek bir şeyler konuşuyor. Zarfa koymadığı iskarta pulları AKP’liye verirmiş meğer o sırada. O AKP’li Recep Kural diyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu da bağırıp
duruyordu. Teklif edilen milyon doları bulan ihalelerden, meclise doluşan
“iş” adamlarından, bağımsızların yemeğe giderken, oy kullanmaya giderken hep AKP’lilerle birlikte olduklarını söylüyordu.
Bu arada Suat Kılıç’a da (başkan vekili) bir soru soruldu. Turgutlu’da belediyeye ikinci el otomobili sıfırdan daha yüksek bir fiyata satıp satmadığını soruldu. Suat Kılıç gülüp duruyordu.
Aziz Nesin’le kanka olmak
Başbakanı da, yardımcılarını da, artık insanlar “sakinleştirici” almadan seyredemiyorlar. Yahut haber dinlemiyorlar. Yahut o haberden o habere geçerken esas haberleri kaçırıyorlar.
Benim de en son tamamını dinliyemediğim ve dehşet içinde kaldığım, Başbakanın Aziz Nesin’den alıntıladığı bir paragraftı.
Aziz Nesin bir yazardır. Dönemin gadrine uğramıştır, o yazılar da çok eskilerde kalmıştır.
Hani siz Aziz Nesin’i solcu olduğu için sevmezdiniz?
Bir zamanlar Tayyip Bey’in bazı bantları yayınlanırdı. Eskiden söylediği sözler... Onları dinlerken de üzülürdüm. Eski, eskilerde kalmıştır. Şimdiki işe bakmalı, derdim ama şimdiki icraatta da pek bir şey çıkmıyordu. Şimdi artık o bantlar ortada yok. Otorite kuruldu. Ama gene de Meclis kayıtları falan gibi kayıtlar, mülakat örnekleri var. Geçenlerde Birgün gazetesi Tayyip Bey’in öyle bir lafını bulup çıkardı ki, kendi de inanmamıştır heralde.
Aziz Nesin’i okurken Tayyip Bey’in yüzü müthişti. Yazının şiddetine uygun bir kasılma içindeydi ve Tayyip Bey Cumhuriyetin bir dönemine de olsa, Aziz Nesin aracılığıyla hakaret edebildiği için çok mutluydu.
Netice-i kelâm insan göğsünü gere gere “Evet, ben hayır oyu verdim” diyebilmeli. Yoksa:
Aklıma Kerimoğlu zeybeğinin o harika sözlerinden biri geliyor:
Of aman da of aman, bu dağlarda geyik kalmadı
Oyna ülen kel arabım sen oyna, senden başka yiğit kalmadı.

Yazarın Diğer Yazıları