Kurşuna adres göstermek!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Kimi vuracağı belli olmayan hain/kalleş/kahpe pusu ya da saldırının adı terördür. Kimi zaman kuytu bir yere, kimi zaman da bir araç bagajına ya da yol altına saklanan bir mayın/bomba insanların geçtiği anda patlatılmaktadır. Böylece masum insanların bir kısmı paramparça olarak ölmekte, bir kısım insanlar da ömür boyu vücudunun bir kısmını kayıp ederek sakat yaşamak zorunda kalmaktadır. Terör saldırısı sırasında kimin öleceğini, kimin sakat kalacağını şans tayin eder.
PKK son günlerde böyle bir çok saldırı düzenledi. Bunlardan birisini de bölücü örgüt, Siirt’te gerçekleştirdi. Siirt Polis Meslek Yüksek Okulu yönüne giden sivil otomobil önce uzun namlulu silahlarla yaylım ateşine tutuldu. Ardından da bölücü militanlar roketatarla saldırıya geçtiler. Saldırıda delik deşik olan otomobilde bulunan 6 kadından dördü öldü, ikisi de ağır yaralandı. Bu saldırıyı PKK üstlenerek  “Otomobili polis aracı sandık. Yaşamlarını yitiren insanlarımızın ailelerinden ve çevrelerinden özür diliyoruz”  diye bir özür açıklaması yaptılar.
Siirt’te katledilen dört masum kadının şoku yaşanırken bu kez bir saldırı haberi de Batman’dan geldi. Batman’da da teröristler polis aracına yaylım ateşi açıyorlar. Polislerin karşılık vermesiyle çıkan çatışmada iki ateş arasında otomobilleriyle kalan Talat Doğrul, eşi hamile Mizgin Doğrul ve Sultan Doğrul ölüyor. Hamile kadının karnındaki bebek, hastanede yapılan müdahalenin ardından kurtarılabiliyor.
Siirt saldırısında ölen ve sakat kalan kadınların tamamı bu ülkenin dili Kürtçe olan yurttaşlarıdır. Yani katledilenler, bölücü örgütün hakları ve özgürlüğü (!) uğruna mücadele ettiğini söylediği insanlardır.
Menfur saldırıda ölenlerin  “Kürt”  olması BDP’nin  “İslamcı” kanat milletvekillerinden Altan Tan’a şu değerlendirmeyi yaptırmıştır:  “Kurşun mutlaka adres sormalıdır. Adres sormayan kurşun katildir. Adres sormayan, soramayan her kurşun teröristtir... Kamuoyu vicdanında kabul görmeyen, masum insanlara zarar veren her türlü eylem terör eylemidir” .
BDP’li Şerafettin Elçi  “Masumların zarar görmesi yanlış. Çatışan taraflar birbirinin hedefi olmalı” dedi. CHP’li Sezgin Tanrıkulu ise: “Kurşun katildir. Ölümün meşrusu olmaz”  demiş.
Dikkat edilirse Altan Tan, teröristlere ‘insan öldürmeyin’ demiyor, diyemiyor. Kurşun atmayın da demiyor.  “Adrese teslim kurşun atın” diyor.  “Adres sormayan kurşun katildir, teröristtir”  diyor. Adres soran kurşunun ise makbul ve makul olduğunu söylemiş oluyor. Resmen ’hedefi doğru seçin ve doğru hedefe ateş edin’ demeye getiriyor. Bu zihniyet, kim olursa olsun insan öldürmeyin, katil olmayın, canlıya silah doğrultmayın diyemiyor. Şerafettin Elçi ise  “çatışan taraflar birbirinin hedefi olmalı” diyerek bölücü teröristlerin güvenlik güçlerini hedef alan saldırılarının doğal olduğunu dolaylı olarak onaylamış oluyor. Bu zihniyet, gerçekte “bizimkileri öldürmeyin, diğerlerini öldürebilirsiniz” demeye getiriyor.
Bölücülerin dinci ve sosyalist kanadının her ikisinin de kurşunun kendinden saymadıklarının canını almasını sorun olarak görmediği anlaşılıyor. Bu nedenle bu zatı muhteremler sabah namazını kıldırmak için camiye giden imamı katleden, markette alış veriş yaparken ya da sokakta yürüyenleri ensesinden kurşunlayarak katledenlerle ilgili bir itiraz geliştirmiyorlar. Konu bölücülük ve ırkçılık olduğunda bu cenah, semavi dinlerin  “öldürmeyiniz”  emrini de, sınıf savaşımı konusunu da bir kenara bırakıyorlar.
Yaşananlar, silahlı bölücülerin siyasi bölücülerce teşvik edildiği, motive edildiği, övüldüğü ve yönlendirildiğini göstermektedir. Bu nedenle Başbakan’ın  “terörle mücadele, siyasi bölücülerle müzakere” olarak ifade ettiği söylemin gerçek hayatta karşılığının olmadığını göstermektedir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları