Kürt oyları AKP’ye helal de CHP’ye haram mı yoksa

İsrafil K.KUMBASAR

İtiraf etmek gerekir ki, süreç hızlı işliyor.  Kemal Kılıçdaroğlu malum kaset hadisesinin ardından CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmadan önce bazı kesimler feryad-ı figan etmeye başlamıştı.
Hatta ve hatta “Kahrolası odaklar, kim sızdırdı bu kaseti?” diye gözyaşı dökenler bile vardı.
Sakın yanlış anlaşılmaya, bu gözyaşı sahipleri CHP’li falan değildi, bizzat iktidara yakın olanlardı.
Zira, onlara göre Deniz Baykal, eşi menendi bulunmayan bir muhalefetti. Zira,  “Buyrun, buradan geçin”  diyen ve iktidar koltuğunu ‘altın kase’ içerisinde Tayyip Erdoğan’a  sunan da bizzat Baykal’ın kendisiydi.
İktidarı ‘elinin tersi’ ile iten ve sürekli ‘muhalefet’ olma çabasını sürdüren bu ‘oluşum’, bir anlamda mevcut sistemde ‘muhalifliğin’ de önde giden kurumsal yapısıydı.
Nitekim, iktidara ‘alternatifsiz’ olma şerifini bahşeden CHP, bir anda alabora oldu. Baykal hal’edildi, tahta Kılıçdaroğlu oturdu.
‘Açılım’ üstüne ‘açılım’ yapanlar, CHP Kılıçdaroğlu’na teslim edilince bir anda tavır değiştirip ‘nesep’ ve ‘soy sop’ uzmanlığına soyundular.

* * *

Evvelemirde ‘Kemal’e ermemiş bir zatın zürriyeti’ masaya yatırıldı.
Oysa yatıranların kendi durumları pek iç açıcı değildi.  Rum tohumu iddiası da, Gürcü kırmalığı da karşılarına çıkarıldı. Madem ‘belden aşağı’ vurmak mubah, o halde “Buyurun işin içinden çıkın” denildi.
Orada bir kez daha ‘Türkiye’nin 36,5 millete ayrıştırılması’ planı gündeme geldi. Demek ki, boşuna değildi bu söylem. Değil mi ki memleket 36,5 milletten ibaretti, ‘etekteki taşları’ dökmenin vakt-i zamanıydı.
İktidar sahipleri, yedikleri haltın farkına
vardı.
Ki, CHP çizilen bu tablodan yola çıkarak ‘ittifak arayışına’ girerse, eğer onların dediği gibi ‘mozaik formülü’ işlerse vay hallerine.
İşte bu yüzden ellerine çabuk tuttular. Memleketin başına örmekte oldukları çorabı çok çabuk unuttular.
CHP eğer BDP ile ittifak yaparsa, tu kaka...
Ama kendileri ‘bölücülüğü’ kaşıyıp, üç beş çapulcuyu yanlarına çekerlerse demokrasi zaferi.
Cinliğin bu kadarı, ancak bunlardan
beklenir:
- “Böl, parçala, yönet; ama senden parça bölen çıkarsa dön bu sefer küfret.”

* * *


Malum odaklar, ‘CHP-BDP ittifakını’
pompalıyor.
İktidarın başı ise bunun ‘olmazlığını’
dillendiriyor.
İlk bakışta çelişki. Fakat oyunu kuranlar, bunun ‘iktidar hanesine’ artı olarak kaydedilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.
Mesela Tayyip Erdoğan göğsünü gere gere “Benim partimde 80 Kürt vekil var”  derken, Yozgatlı, Kayserili, Edirneli, Trabzonlu bunu sorgulamıyor. Ama CHP ‘Kürt oylarına’ talip olunca, bölücü oluyor.
Demek ki, ‘Türk’ün oyuyla ‘Kürt’ü meclise taşımak mubah, ama Kürt’ün oyuyla Türk’ü meclise taşımak haram.
Düstur bu:
- “Ey CHP, aklını bir başına al. Bir tek Kürt’ün oyu ile tek bir Türk’ü meclise taşıyamazsın. Ama Amasyalı Türk’ü kandırarak meclise Kürt vekil sokabilirsin.”
Mesela İstanbul’dan Kürt vekil seçtirebilirsin de, Diyarbakır’dan Türk vekil asla.
E tabi bu sistemi işleten en önemli etken ‘cami cemaati’ ve ‘din’ baskıdır.
Anladın sen onu.

* * *


Bu milletin ‘dinini’ kullananlar, kurban eti dağıtırken bile ‘kavmiyet taassubu’ ile hareket edip ‘parmak hesabı’ yapanlar, bir gün mutlaka hesap verecekler.
‘Kirli değirmene’ su taşıyanlar, günü geldiğinde ‘taşıdıkları suda’ boğulacaklar
Keser döner, sap döner.
Gün gelir hesap döner.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş