Kürtçe üzerinde bir inceleme -I-

A+A-
Sadi SOMUNCUOĞLU

Gündemimizin çok önemli konusu olan “Kürtçe” hakkında bilim ne diyor, önce bunu görelim.
“Dil, bir toplumun etnik kökeninin en önemli göstergelerinden biridir. Bu temelde Kürtçe yapı ve kelime olarak incelendiğinde görülmektedir ki, bu dil Türkçe, Farsça (İran) ve daha az olarak Arapça’nın karışımıdır. Bu da Kürt kimliğinin oluşumunda bu üç unsurun ağırlığının olduğunu göstermektedir.
Rusya’nın Erzurum konsolosu olarak görev yapmış olan Auguste Jaba, 1860 yılında Kürtçe üzerine derlemelerini yayınlamıştır. Daha sonra da Sen Petersburg Bilimler Akademisi’nin isteği üzerine F. Justi tarafından bu kitap esas alınarak 8378 kelimeden oluşan bir “Kürtçe” sözlük oluşturulmuştur. Bu sözlük 146 yıl öncesinin, bugünden çok daha saf Kürtçesini temsil etmektedir. V. Minorsky gibi önde gelen Kürdologlar bu sözlükteki kelimeleri menşe (aidiyet) itibariyle tasnif etmişler ve ortaya aşağıdaki tablo çıkmıştır.
3080 kelime ......Türkçe
1030 kelime ...... Farsça
1200 kelime ...... Zend lehçesi
370 kelime ........ Pehlevi lehçesi
2000 kelime ...... Arapça
220 kelime ........ Ermenice
108 kelime ........ Keldanî
60 kelime ......... Çerkesçe
20 kelime ......... Gürcüce
300 kelime ....... Menşei belli olmayan
olduğu anlaşılmıştır. (Prof. Dr. A. Haluk Çay, Her Yönüyle Kürt Dosyası, sf. 119)
Yukarıdaki tablo açıkça göstermektedir ki Kürt etnik kimliğinin oluşumunda öncelikli unsurlar, sırasıyla Türkler, İranlılar ve Araplardır. Ancak; Arapça Kürtçeye büyük ölçüde din ve Osmanlıca yoluyla girmiştir. Dolayısıyla Kürt kimliğinin oluşumunda baskın unsurlar Türkler ve İranlılardır.
Ahmet Buran’ın  Doğu Anadolu Ağızlarının Kelime Haznesi başlıklı (BTTD) araştırmasında, Kürtçe’de var olan 2500-3000 dolayındaki Farsça ve Arapça kelimenin %80’inin Osmanlı Türkçesi, %40-50’sinin de bugünkü Türkçe olduğu tespit edilmiştir. Alman De Groot 1300 yıl önce kullanılan Göktürk Türkçesine ait 532 kelimenin bugünkü Kürtçe’de halen kullanıldığını tespit etmiştir... Türkçe, Farsça ve Arapça’nın Kürtçe üzerindeki etkilerini bir ” kültür alışverişi “ olarak açıklamak mümkün değildir. Toplumların okur yazar olmadıkları radyo, televizyon, basın, kitap, dergi gibi iletişim araçlarının hayal bile edilemeyeceği hayvanların ve kağnıların dışında ulaşım araçlarının bulunmadığı bir dönemde bugünkü Kürtçe yapısına bir dilin oluşumunu toplulukların bire bir ilişki içinde oldukları birliktelik dışında açıklamak mümkün değildir. Dolayısıyla Kürt dili toplumsal bir kaynaşmanın ürünüdür.
Ancak Kürtçe; Türkçe ve Farsça ya da Arapça’nın bir lehçesi olmayıp özgün bir dildir. Ancak Kürtçe oturmuş yapısal özellikleri düzenli, temel kuralları lehçeleri kapsayan bütünlük içinde bir dil değildir. Dahası Kürtçe’nin üç ana lehçesi olan, Sorani, Gorani ve Kırmança’nın da kendi içlerinde tutarsızlıklara yol açan ciddi sorunları mevcuttur.
Ayrıca Kürtçe çağdaş anlamda bir kültür dili de değildir. Ülkemizde yaygın olan Kırmançcadır (%95). Ancak Kırmançca konuşan toplulukların daha iletişiminde bazı güçlükler söz konusudur. Zazaca, bazılarının sandığı ya da maksatlı olarak yaydığı gibi Kürtçe’nin bir lehçesi değildir. Bu husus konunun dünyaca tanınmış uzmanları olan Prof. V. N. Minosrkiy, Prof. Haddank, Prof. David Mckenzie, Ingmarg Sauberg, Terry L. Todd, Prof. Dr. Goucheie Kojima gibi otoriteler tarafından kanıtlanmıştır. W.B. Lockwood, T.M. Jhonstone da Zazacayı özgün bir dil olarak görürler. Kısacası dünyadaki ciddi bilim çevreleri Zazaca’yı Kürtçe’nin bir lehçesi olarak kabul etmez.
Ancak bu gerçeğe rağmen yıllardır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin yayın organı TRT, Zazaca’yı Kürtçe’nin bir lehçesi olarak takdim etmekte devlet 2004 AB ilerleme raporunda olduğu gibi Zazaca’nın Kürtçe’nin bir lehçesi olarak tanımlanmasına sessiz kalmaktadır. Bu tutum adete, Zazaları Kürtleştirerek Türkiye karşıtı Kürtçü cepheyi genişletmeyi hedefleyen bölücülerin işini kolaylaştırmaktadır. Bugün konuşulan Kürtçenin kökeni konusunda birbirinden çok farklı bir çok görüş ileri sürülmüştür. Kürtlerin başlangıçta Kaldece, Arapça konuştukları yolundaki savlar ciddi araştırma ve bilimsel verileri dayanmaması nedeniyle geçerlilik kazanmamıştır.
Zerdüşt’ün bir Med olduğunu ve Avesta’yı Zerdüşt’ün yazdığını varsayan kimi araştırmacılar Kürtçe ile Avesta arasında dolaylı bir bağlantı kurmaya çalışarak Kürtçe’nin kökeninin Medce olduğunu varsaymışlarsa da fazla taraftar bulamamışlardır.” 

Devam edecek
Kaynak: Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik
Yapısı, Kripto Yayınları, Ankara 2010,50. baskı, s. 167-170.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları