Kurtlar Vadisi

Altemur KILIÇ

Kurtlar Vadisi’nde -medyada- “kurtlar”  arasında Başbakan, AKP Genel Başkanı Erdoğan’la Aydın Doğan -Doğan Grubu- arasında  “sıcak savaş”  patladı. Anlaşılıyor ki, bu mücadele bir süredir  “soğuk savaş”  şeklinde sürüyormuş; şimdi, Almanya’daki  “Deniz Feneri”  yolsuzluğu dolayısıyla  “patladı”  Erdoğan ve Doğan arasındaki  “köprüler”  atıldı! Öyle diyoruz, ama  “mülahazat hanesini”  gene açık bırakalım; ileride, karşılıklı çıkarlar gerektirirse bahar havaları gene başlayabilir!

Keskin öfke
Bana kalırsa Erdoğan öfkesine hakim olamadı ve yerel seçimler öncesinde, zamansız  “patladı” ; basınla kavga hiçbir zaman  “hayır vermez”  ama özellikle bu bağlamda, AKP’ye çok zarar verebilir! AKP’nin elinde hükümet gücü varsa, medyanın elinde de olayların dibine inmek ve kamuoyuna bilgi vermek gücü ve imkânları var! Doğan Grubu  “medyasının”  elinde de, AKP’ye ve Erdoğan’a çok zarar verebilecek bilgilere ve belgelere ulaşmak gücü var! Bu mücadelenin sonu Erdoğan için büyük hüsran olabilir. Hayati Yazıcı olayında, AKP Ergenekon’a bulaştırıldı. Bu dava kapsamında iddialar ortaya atmakta  “atış serbest” !.. Bu olay, Ergenekon davası kadar sahibini yutacak bir canavar olduğunu göstermekten başka, bir kısım medyanın bugünkü durumunu da gösterdi.

Medyanın hali
Özetle; hep yazdık, medyanın (gazete, dergi, TV ve radyo kanalları) tek elde toplanması, basın ve düşünce hürriyetine, kamuoyunun doğru bilgi almak hakkına aykırıdır. Üstelik bu  “tekeller” , “büyük iş”  holdinglerinin elinde olursa, iktidarla menfaat ilişkileri olan holdinglerin gazete ve TV’leri, yayınlarını, bu ilişkilere göre ayarlamak zorundadırlar! İşte,  “Doğan-Erdoğan çatışması”  bunun en bariz örneği; menfaatler aynı olursa mesele yok, ama ya çatışırsa -ve şimdi çatışınca - kızılca kıyamet bundan kopuyor, kirli çamaşırlar ortalara dökülüyor.  “Tencere dibin kara, seninki benden kara”  kavgası patlıyor... Yukarıda yazdığım gibi, ileride menfaatler gene  “çakışırsa”, kavga belki biter, ama olan medya-basın özgürlüğüne olur!
Bu kavganın bence süfli ayrıntılarına karşılık “şantajlaşmaya”, girmeyeceği, ama anlaşılan o ki, iki tarafın kararı kesin.
Şimdi merak ettiğim iki şey var: Diğer  “holding-medya grupları”  ne yapacaklar... Bu olayın neresinde olacaklar? Ve asıl Doğan Grubu gazete ve TV kanallarında, AKP’ye yalakalık-çanakalık yapan yazarlar, özel uçağın özel konukları, TV programcıları nasıl keskin dönüş yapacaklar? Hatırlarsınız; Emin Çölaşan, Doğan Grubu’nun Hürriyet’inden, Erdoğan’ın isteği üzerine  “kovulmuştu” . Bekir Coşkun da az kalsın kovulacaktı. Ve merak ediyorum Çölaşan’a  “yol gösteren” , onu kovan Ertuğrul Özkök neler yazacak...
Ne yapacak?
Ama dedim ya,  “çıkarlar çakışınca” , sırtlarında yumurta küfesi yok; yalakalığa devam ederler!

Erivan seferi
Aslında, bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erivan seferini yazacaktım! Erivan’da korkulanlar pek olmadı; Gül  “birazcık”  yuhalandı. O kadar da olur diyecekler! Ve Milli Takım 2-0 galip geldi. Ama Ermenistan’la sorunlar,  “kurşun geçirmez cam”  arkasında çözüldü mü? Daha belli değil... Sarkisyan memnun,  “Uzattığımız el havada kalmadı”  diye... Yani eli Abdullah Gül’ün elinde kaldı ve bu “eli” nereye koyacak diye merak edilmekte!  Sayın Cumhurbaşkanı da memnun;  “Çözüm iradesini gösterdim”  diye... ABD ve AB memnun, Gül sözümüzü dinledi,  “iyi çocuk oldu”  diye...  “Hrantçılar”  memnun,  “Hrant’ın ruhu şad oldu”  diye! Bakalım, Sarkisyan-Ermenistan şimdi bize ne gösterecek! Erivan olayı daha çok su götürür.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş