Kurtuluş reçetesini açıklıyorum

Kürşad ZORLU

Geçen hafta sonu Ankara’da Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün katılımıyla “KKTC’de fırsatlar ve tehditler” çalıştayı düzenlendi. Çeşitli sunumların yapıldığı toplantıda oturum başkanlıklarından birisi de bize verildi.  Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği ve Dış Basın Birliği’nin organizatörlüğünde gerçekleştirilen çalıştayda Devlet Bakanı Çiçek Kuzey Kıbrıs yönetimine sert eleştiriler yöneltirken; AB’ye girme düşüncesinin vazgeçilmez olmadığını ifade etti. Belirtmek gerekir ki siyasilerin önemli bir kısmı AB’nin Türkiye’yi asla almayacağını bilmelerine karşın bu hususta istekli gibi gözükerek bir takım reformların sözde AB giriş süreci üzerinden gerçekleştirilmesine zemin oluşturmaktadırlar.


Nereye kadar
Oysa Türkiye’nin 1959 yılında başladığı AB macerasında onlar  “almayacağız”, biz ise “zorla gireceğiz” diyerek etrafımızda olup bitenleri göremez hale geldik. Adanın güney kesimi, 2012 yılında Kıbrıs’ın bütününü temsilen AB dönem başkanlığını devralacağından, şimdiden bu maceranın büyük ölçüde tamamlanacağını iddia etmek mümkündür. Çok açık ki ne bizim ne de Kuzey Kıbrıs’ın bağımsız bir devlet olarak AB’ye girme şansı yok. Baktığımızda Türkiye 1974’ten beri Kuzey Kıbrıs’a yaklaşık 5.5 milyar dolarlık mali destek sağlamış. Fakat parametreler incelendiğinde Kuzey Kıbrıs ekonomisi reel olarak geriye giderken, Türkiye ekonomisi de bağımlılığını ortadan kaldıracak etkili bir çözüm geliştirememiş.


İşte çözüm
Öte yandan ar-ge yatırımlarını ihmal eden Türkiye’nin 2010 yılında ileri teknoloji ürünü ithalatı 21,1 milyar dolar ve bu sebeple meydana gelen cari açık 17,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. İthalat yapılan ilk 4 ülke ise Çin, ABD, Almanya ve Fransa... İleri teknoloji ürünleri hava ve uzay taşıtları, bilgisayarlar, telefonlar, radyo ve televizyon vericileri gibi elektronik ürünleri kapsamaktadır. Eğer Türkiye bunların bir kısmını bile kendisi üretebilse ekonomi eşsiz bir tırmanışa geçebilir. Bugün Hong-Kong, Singapur, Tayvan gibi adalarda neredeyse tamamen ileri teknoloji ürünleri üretiliyor. Japonya Okinawa adasında şeker kamışından plastik hammaddesi imal ediyor ve kendisi kullanıyor.
Peki acaba Kuzey Kıbrıs neden Türkiye’nin hammadde kaynağı ya da ileri teknoloji deposu olmasın? Bunun için Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta uygun koşullar var. Genç ve eğitimli nüfus avantajının yanı sıra üniversite-teknokent işbirliği gerçekleşme aşamasında. Üstelik Türkiye’deki işsizlik sorununu unutmamak gerekir. Bu durumda ambargoların devam etmesini de önemsememek gerekir. Türkiye böylesi bir kararla hem cebindeki parayı ekonomi içerisinde tutmuş olacak hem de KKTC bir teknoloji üssü olarak Türkiye’ye ekonomik sıçrayış sağlayacaktır. İnanın şaka değil... 20 milyar dolarlık bir pastadan bahsediyoruz. Ve bu rakam yıllardır başka ülkelerin cebine giriyor. Belirtilen yatırımın tam olarak maliyetini bilemiyorum. Konunun uzmanları tarafından araştırılmalı. Ancak Türkiye böyle bir adım atarsa hazineye bile gerek kalmayabilir. Zira özel sektör bu ürünleri Türkiye’ye sağlamak üzere hemen yatırıma koyuluverir. İşte size onurlu, milli ve bilimsel zemini olan bir kurutuluş reçetesi. Gelin bunu düşünüp hep birlikte tartışalım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş