Kurumsallaşan lâubalilik

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkiye’de lâubaliliğin salgın bir hastalık gibi yaygınlaşması ciddi bir sorundur. Bunun somut yansıması  bizzat Başbakan tarafından bir vardır bir yoktur denilen  “Kürt sorunu” nunda somutlaşmaktadır.Bugün başta siyaset olmak üzere bütün kurumlar tepeden tırnağa büyük bir ciddiyetsizliğin egemenliği altındadır.
Marifetin iltifata tabi olduğu sosyal bir vakıadır. Ciddiyetsizliğin bugün Türkiye’de en fazla iltifat, alkış ve beğeni alan bir olgu olduğu rahatlıkla söylenebilir. Zira hiçbir kurum satamadığı malı üretmez. Ciddiyetsizlik, ilkesizlik, düzensizlik ve lâubaliliğin bu denli yaygınlaşmasını gördüğü hüsnü kabule bağlamak mümkündür.
Türkiye’de en fazla izlenen programların taklit ile kaba komedi tipi yapımların olması, en fazla alkış alan siyasetin tutarsız siyaset olması bu tezi oldukça güçlendirmiştir. Mesajı, orijinalitesi, zekâ ürünü olmayan ürünler kapanın elinde kalmaktadır. Niteliksizliğin bu denli müşteri bulduğu bir yerde elbette oldukça fazla yorulmayı ve sıkıntı çekmeyi zorunlu kılan kalıcı ve orijinal eserler üretilemez. Nitekim bu ülkede üçüncü beşinci sınıf yüzlerce sanatçı, yine yedinci, sekizinci sınıf binlerce eser ve ürün var, buna karşın şaheser yok. Yetenek yarışmaları taklitçiler arasında yapılır hale gelmiştir.
Bütün felsefecileri bir araya getirin bir Fârâbî etmiyorsa, bütün din adamlarını yan yana ya da  alt alta koyun bir Gazali etmiyorsa, bütün şairleri torlayın toplayın bir araya getirin bir Yunus olamıyorsa, bütün mimarları üst üste koyun bir Sinan’ı oluşturamıyorsa; bu süreçten çıkarılması gereken dersler var demektir. 
Türkiye yüzeyselliği, kolaya kaçmayı, ucuzculuğu esas alan aydın, sanatçı ya da yazar, çizerle ağzına kadar dolmuş durumda. Doğumun önemi zorluğundadır. Sancı çekmeden doğan çocuğun kıymeti de yeterince bilinmez. Suni doğumların ne yapana ne de yaptırana kalıcı bir zevk vermesini ise kimse beklememelidir.
Çözmeye çalıştığı sorunun üzerine odaklaşamayan, yoğunlaşmasını beceremeyenlerin başarısız olmaları kaçınılmazdır. Bugün rahatına kıymasını bilmeyenler yarınki hayatının kalitesini artıracak eserler elbette ortaya koyamaz.
Tepeden tırnağa kadar cıvık, gevşek ve onursuz bir iş anlayışına sahip insanların doldurdukları kurumlardan işlerlik ve etkinlik beklemek gafilliktir. Kurum ve kuruluşlarda görev alan her insanın yaptığı işi ciddiye alması ve onu olabilecek en iyi bir şekilde yerine getirmenin mutluluğunu ve heyecanını duyacak bir zihniyete sahip olması her şeyden önemlidir. Parola mesleğinin en iyisi, gösterilecek tavrın en makulü, üretilen ürünün en kalitelisi ve liyakatin en üstününü ortaya koymak olmalıdır. Acizce yakınmaktan ve kendi niteliksizliğinin faturasını başkasına yüklemekten gayri yaptığı bir işi olmayan ciddiyetsiz insanların topluma yapacağı bir katkı olamaz. Yaptığı işin cinsi, boyutu, yoğunluğu ya da hacmi ne olursa olsun; onu birinci sınıf bir iş olarak ciddiye alıp yapamayan insanların meydana getirdiği toplumlar az gelişmişlikten kurtulamayacaklardır.
Bu sebeple ciddiyetsizliğin en iyi satan ürünlerden biri olduğu ülkemizde, kurumsallaşan ciddiyetsizlik  ve lâubalileşen siyaset hastalığının kökünden sökülüp atılması en acil işlerin başında gelmelidir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları