Kusur ettiyse affola!

A+A-
Altemur KILIÇ

PKK terörünü, önce  “bölücülük-Büyük Kürdistan”  manifestosu ve sonra Eruh-Şemdinli’de Türk askerlerini  “on gerillasına”  şehit ettirmekle başlatan ve sonra bugüne değin binlerce insanımızın ölümüne sebep olan Abdullah Öcalan’ın, namı diğer Apo’nun delilleri sabit olduktan sonra idam cezasına çarptırıldığı halde hâlâ İmralı’da yaşaması, tarihimize,  “Zamanının bir gaflet abidesidir” şeklinde geçecektir... Bundan sonra da AKP iktidarının  “Barışçı çözümü” nü bu katilin yol haritasında araması ve onunla pazarlıklara girişmesi  “utanç abidesi” ne tüy dikmekle kalmayıp şehitlere ihanet
olacaktır.

***


Ama şimdi durum, süren gaflet ve ihanetle şu kerteye geldi. BDP liderlerinden Baydemir açıkça; yeni bir adım atılmadıkça Abdullah Öcalan’ın, İmralı’ya giden heyetle görüşmeyeceğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor, “Hükümet, ’Süreç tıkandı, ben görüşmem, dememelidir. Gerekirse açıktan müzakereleri yürütmelidir.’Öcalan’ın koşullarını düzeltmelidir. Hatta özgürlüğü dâhil olmak üzere her şeyi tartışmaya hazır olmalıdır hükümet.”

***


Olmaz demeyin! Bu iktidar  “Barış uğruna”  şimdiye kadar Öcalan’la pazarlık yaptığı gibi, eşkıya başının yaşam koşullarını düzeltir... Boğaz’da bir yalıya nakleder ve  “ilgili bakanlar” onunla yan yana, diz dize otururlar, sohbet ederler... Hatta Başbakan da Dolmabahçe’deki ofisine buyur eder... Hem bildiğim kadarıyla orada üstleri örtülecek ’Türk Bayrağı’ve ’Atatürk fotoğrafı’da yok!..
Ben de bir kehanette bulunayım: Erdoğan’ın ve AKP iktidarının sonunu Apo getirecek!..


Ata’ya ihanet
Eski MHP Milletvekili Deniz Bölükbaşı, kaset skandalı yüzünden saf harici kalınca  “Dışişleri İskelesi”  adlı bir kitap yazmış... Bonn’da görevliyken, orada kulaktan duyma öğrenmişmiş: “Atatürk rahatsızlanıp Berlin’e gitmeden önce kendisi için Türkiye’den jöle rakı hazırlandığını ve 5 fıçı olarak Berlin’e gönderildiğini.”
Neresinden başlayayım?.. Atatürk’ün hastalandıktan sonra tedavi için değil Berlin’e, hiçbir yabancı memlekete gönderilmesi ciddi olarak söz konusu olmamıştı. Atatürk, hekimi Dr. Fisenje’nin (Paris Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Noel Fissenger) Fransa’ya götürülmesi teklifini de reddetmişti. Duçar olduğu siroz hastalığının sebebi alkol olduğuna göre, Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak’ın ve sonuna kadar yanında bulunan babam Kılıç Ali’nin böyle bir şeyi tasavvur etmeleri ve jöle şeklinde rakı göndermeleri akıllara bile gelemezdi...

***


Babamın Atatürk’ü rakı içmemesi için uyardığını bilirim... Ata’nın da cevabını; “Kılıç, biliyorum rakı çok zararlı ama, kafam durmadan işliyor; teskin etmem lâzım.” 
Deniz Bey’i severdim... Başına gelenlere çok üzülmüştüm... Bu iddialarını ona ve Atatürk’ü seven Osman Bölükbaşı’nın oğluna hiç yakıştıramadım! Meşhur olmak için Zemzem kuyusuna işemek şart değil!
Oğlum Deniz; böyle bir dedikoduyla kovuklarından çıkmaya başlayan Mustafa Kemal düşmanlarının eline yeni bir koz verdiğinin farkında mısın?.. Yoksa kaybettiğin itibarını böyle kazanacağını mı sanırsın?!!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları