Kutü’l Ammare, Dilaver Cebeci ve sempozyum...

A+A-
Değerli okurlar, bu hafta sizlere üç ayrı konudan söz edeceğim. Bugün 29 Nisan ve çok önemli bir gün. Çünkü; tarihin bugünü, Türk’ün unutulan şanlı bir zaferine tanıktır! Bu zafer; 1. Dünya Savaşı’nda, Irak Cephesi’nde 29 Nisan 1916’da, Bağdat’ın 180 km. güneyindeki Kutü’l Ammare’de, Halil (Kut) Paşa buyruğundaki ordumuz tarafından kazanıldı. Bu zafer 1915 Çanakkale zaferinden sonra, İngiliz emperyalizmine indirilmiş en büyük Türk darbesidir! Bu zafer sonucunda İngilizlerin -Tümen komutanı General Townshend başta olmak üzere- 13 generali, 481 subayı ve 13. 300 eri Türk ordusuna teslim oldu... Bu şanlı zafer kolay kazanılmadı. Özellikle Arap ihaneti etkenlerin en önemlisiydi. İngilizler; diğer Arap yörelerinde olduğu gibi, Şaddülarap denilen o bölge Araplarını da  “Türklerden kurtaracakları, demokrasi ve özgürlük getirecekleri” vaadiyle kandırmışlardı. İngilizler savaş boyunca, Araplardan destek alıyorlardı. Öyle ki, aldatılmış Araplar bir ara Ammare Hastanesini basıp, yaralı Türk askerlerini cembiyeleriyle (hançerleriyle) şehit etmişlerdi. Bu zafer, gerçekten zorluklar içinde kazanılmış çok büyük bir Türk zaferidir. Türk ordusunun -Genelkurmayımız dışında- unutulmuş bu şanlı zaferini alkışlarla kutluyorum. Kuşatma altındaki İngiliz tümeninin komutanı General Townshend’in; kuşatmayı kaldırması için, sandıklar dolusu altını rüşvet olarak verme önerisini şiddetle reddeden ve Türk’e zafer armağan eden kahraman Halil Kut Paşa’mızı saygıyla anıyorum. Durağı uçmak olsun!
İkinci konumuz: Türkiye’min şairi Dilâver Cebeci... Sakın siz, Dilâver Cebeci’yi böyle küçük bir paragrafa sıkıştırarak anlatacağımı sanmayınız! Bu, bir büyük şair için olanaklı değil; hem de, benim 45 yıllık kardeşlikten ileri dostluğuma yakışmaz... Dilaver’den ileride genişçe söz edeceğim. Burada öldükten sonra kardeşime gösterilen anlamlı bir vefa duygusunu dile getireceğim. Dilaver’le özellikle hastalandığında; başta Darüzziyafe’nin sahibi saygıdeğer Hayrettin Nuhoğlu, Prof. Dr. Turan Yazgan; akademisyen arkadaşlarından Prof. Dr.Yümni Sezen gibi dostları; Eskişehir’den vefa abidesi Mehmet Ali Kalkan gibi pek çok güzel insanlar, gönülden ilgilendiler... Onu, 28 Mayıs 2008’de sonsuzluğa uğurladıktan sonra ise, en anlamlı vefa borcunu Bilgeoğuz Yayınları gösterdi. Bu yayınevi, Dilaver Cebeci’nin tam 12 eserini topluca yayımladı. Yayınevinin bu soylu davranışı elbette alkışlanacak bir durumdur. Yayınevi yöneticilerini gönülden kutluyorum. Yayımlanan kitaplar şunlar: Bütün Şiirleri, Tanzimat ve Türk Ailesi, Türk’e Dair, Divan Şiirinde Kadın, Büyü, Mavi Türkü, Kur’an’dan Gerçekler, Seyrânnâme, Farklı Yönleriyle Türkler, Devrannâme, Men Kazanga Baramen, Evliya Çelebi ve 17. yüzyıl Osmanlı Toplumu... Değerli okurlar, bir büyük şairin dünyasını anlatan bu eserlere Bilgeoğuz Yayınları’ndan ulaşabilirsiniz. Telefonu: .212. 527 33 65, e.postası: bilgi@bilgeoğuz.com.tr.
Son konumuz bilimsel bir toplantı haberi... Giresun Üniversitesi’- nce 21-23 Ekim 2010 tarihlerinde  “Uluslararası Karadeniz ve Civarı Türk Halkları Sempozyumu”  düzenlenecek. Bu önemli sempozyum 58 tanınmış akademisyenin yönetim ve danışmanlığında hazırlanıyor. İlgilenenlerin bildiri başlıklarını 30 Haziran 2010’a kadar sempozyum sekreteryasına ulaştırmaları gerekiyor. İletişim: 454 216 12 55, e.posta: krdnz2010@gmail.com   Haftaya buluşmak dileğiyle esen kalın.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları