Kuyu ve mezarlar!

Altemur KILIÇ

AKP Hükümeti eşittir Recep Tayyip Erdoğan, Suriye konusunda; uçağımızın düşürülüşü, düşürüldüğü yer ve düşürülme şekli hususunda, kendi kazdıkları kuyuya düşmek üzere. Böyle herkesi, bütün dünyayı bir süre aldatırsın. bu çağda ve bu teknolojik düzeyde hiç bir şey sonsuza kadar gizli kalmıyor. Onun için kimseyi sonsuza kadar aldatamazsın!..

***


Hükümetin şimdiye kadarki iddiası uçağımızın uluslararası hava sahasında vurulduğu idi. Bunun kanıtı da uçağın herhalde Rusya'dan temin edilmiş füze ile vurulmuş olmasıydı. Zira uçak belli bir alan ve mesafede uçaksavar ateşi ile vurulabilirdi!
Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı, şimdiye kadar "füze" tezinde direndiler. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel kesin konuşmuştu: "Uçağın füze ile vurulduğu kesin" demişti. Dışişleri Bakanı Davutoğlu da dünya kamuoyuna bu tezi hararetle savundu. Şimdi hakikatler ortaya çıkıyor; uzmanlar ve emekli havacılara göre uçağın uluslararası alanda füze ile değil, Suriye kara sularından açılan uçaksavar ateşi ile vurulduğu belirginleşiyor.
Bu durumda Hükümet ağız değiştirmeye başladı. Füze ihtimalini kabul ediyor.
Bu konudaki yazımda; "Ben her şeyden evvel Genelkurmay'a inanmak isterim. Ancak eğer uçak Suriye hava sahasını ihlal etmişse bunda "maksatlı keşif" ve "tahrik" unsurları düşünülebilir. O zaman da halkımızın infiali, istikameti değişir. Umarım ki bu şık varit olmaz! Zira her şeyden önce Türkiye Devletinin uluslararası kamuoyundaki prestiji ve inanılırlığı söz konusu olacaktır" diye yazmıştım . İşte şimdi bu noktaya geldik!
Şimdi, Suriye'ye karşı dünya kamuoyunda suçlu, savaş tahrikçisi durumuna düştük. Suriye konusunda haklı olduklarımız da gölgede kaldı.
Soracaklar; uçak Suriye hava sahasına kasten mi ve Suriye'ye saldırmak için bir "casus belli", savaş sebebi oluşturmak için mi girdi?.
   AKP Hükümeti, kendi kazdığı kuyuya düşecek gibi. Kazılan kuyu iki yiğit pilotumuza mezar olmasaydı...

***


"Zaafı telif", bir yazıda, meramın -istenilenin- yeterince ifade edilememesidir, yanlış anlamalara yol açar... Konuşmalarda da bu varit oluyor. Sözler yanlış ve yetersiz ifade edilince bunalımlara da sebebiyet veriyor.
Mesela Genelkurmay Başkanı'mız Orgeneral Necdet Özel gazetecilere Suriye konusunda "Savaş çıkaracak halimiz yok" demiş. Ben biliyorum ki aslında muhakkak, "Suriye ile savaş çıkarmaya ne lüzum var" demek istemiştir. Yoksa ben emim ki Türk Ordusu'nun komutanının, ordusunun gücünden şüphesi olamaz. Özel paşa'nın bu ortamda hele Kandil'i vurmak konusunda ABD'yi ikna etmek sözleri de hatırlanınca, bu sözleri yanlış anlaşılmaya müsait!
Fakat asıl "zaafı telif"den öte düpedüz münasebetsizlik CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Dışişleri Bakanı Davutoğlu'na "Küçük Enver" demesi. O da rahmetli Enver Paşa gibi Türkiye'yi sorumsuzca savaşa sokacak "Küçük Enver" imiş. Bir defa Davutoğlu gibi birini Enver Paşa gibi bir kahramanla aynı kefeye koymak kökten yanlış. Gaflet ve yakın tarihimizi bilmemek ve rahmetliye saygısızlık.
Birinci Dünya Savaşı'na nasıl ve ne şartlarda girmiştik.

***


Bu konuyu önümüzdeki Pazar köşemde anlatmaya çalışacağım. Sayın Kılıçdaroğlu okuma lütfunda bulunurlarsa, belki tenevvür eder de milli kahramanlarımıza haksızlık etmez...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş