Kuzey Irak'ta fırtına yaklaşıyor

A+A-
İrfan ÜLKÜ

Daha önceleri de bu köşemde değerli okurlarımla paylaştığım gibi, Barzani yönetimiyle ABD’nin ilişkilerinin hızla kötüye gitmesinin tarihsel, jeopolitik, vb.. nedenleri artık biliniyor. Geçenlerde, Irak Başbakanı Maliki’nin yani Irak merkezi hükümetinin başbakanının da Kuzey Irak’ın imzaladığı petrol anlaşmalarını tanımayacağını sert üslupla açıklaması, Kuzey Irak’ta önümüzdeki günlerde çok önemli siyasal gelişmelerin yaşanabileceğinin habercisi.
Maliki’nin açıklamasıyla paralel dün Yeni Şafak’ta yer alan bir başka önemli haberi de okuyalım:
“Irak’ta 300 bin Şii’nin imzaladığı İran’la ilişkilere dikkat edilmesi gerektiği konusundaki mektup yankı uyandırdı. Aralarında Şii çoğunluğun önemli isimleri bulunan imzacılar, İran’ın Irak’ın istikrarını bozma yolunda çalışmalar yaptığını belirttiler.”
Bütün bu gelişmelerde üzerinde yoğunlaşmamız gereken olgu, ABD ve müttefiği İngiltere’yle petrol oyununda ilişkileri iyice bozulan Mesud Barzani’nin bölgesinde Rusya, Avrupa Birliği ve bazı Asya ülkeleri firmalarına yeni Irak Anayasa’sına aykırı olarak imzaladığı petrol anlaşmaları. Şii kökenli başbakan Maliki ile Barzani’nin Sünni Irak harekatına karşı kurdukları ittifakının bu nedenle çatırdadığını görüyoruz. Ayrıca Merkezi hükümeti Türkiye’nin PKK’ya yönelik operasyonları nedeniyle suçlayan Barzani ve Kürt yönetici kadrosu hızla İran’la işgalci ABD’yi rahatsız eden ilişkilere giriyor.
Gerçekte Washington’u asıl rahatsız eden gelişmeler Süleymaniye’deki İran başkonsolosluğu’na ABD askerlerinin düzenlediği baskınla başladı. Baskında göz altına alınan üç İran’lı diplomatla ele geçtiği öne sürülen bazı belgelerden Barzani’nin İran’la bazı gizli ilişkiler içinde olduğu anlaşılıyor. Bu ilişkiler olağan diplomatik temasların çok ötesinde. Washington’un bu olaydan sonra Barzani’yi gözden çıkarmayı tartıştığı ise Michel Rubin’in son yazılarında gösterdiği gibi artık sır değil...
İran, her ne kadar Türkiye’yle PKK’ya karşı bazı eş zamanlı askeri operasyonlar düzenlese de, Barzani ile gizli trafiğinde Türkiye’nin Kuzey Irak’a askeri müdahalesine karşı çıkacağını sık sık gündeme getiriyor. Ayrıca Mesud Barzani İran’daki Kürtlerle Kuzey Irak yönetiminin siyasal amaçlı ilişkisi olmadığını da vurguluyor.
Bu arada Barzani aşireti ve aile içinde büyük huzursuzluklar yaşandığı haberleri de geliyor. Barzani’nin spekülasyonlara neden olan yurtdışına ani çıkışının arkasında Barzani aşiretinin Talabani’nin aşiretiyle çatışması bir yana, kendi içinde paylaşım ve rant mücadelesine girdiği de söyleniyor. İşte bütün bu gelişmeler ışığında Mesud’un 3 Şubat 2007 tarihli demeci ayrı bir anlam kazanıyor:
 “Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani, İran’a müdahale etmesi durumunda ABD’ye destek vermeyeceklerini”  açıkladı. ABD’nin olası bir İran harekatından çekinen Mesud Barzani, “Irak topraklarının ABD İran çatışmaları için sahne görevi görmemesini istiyoruz”  diye konuştu. Barzani iki ülkenin Irak topraklarında çatışmaları durumunda tarafsız kalacaklarını da ekledi.
ABD, İngiltere, Türkiye (İsrail şimdilik renk vermiyor) karşısında yalnız kalan Mesud Barzani’nin babası ve aşiretinin tarihsel yolunu izleyerek Tahran’ın koruyucu şemsiyesinin altına sığınmak istemesi, bu önemli gelişme, petrolün paylaşımında büyük emperyalist güçlerle yerel güç ve kabilelerle etnik gruplar arasında başlayan kavganın kalbi artık Kuzey Irak ile Kürtlerdir.
Kuzey Irak, Yeni Büyük Oyun’un ikinci Afganistan’ı sayılmalı. Orada büyük bir fırtına hızla yaklaşıyor. Türkiye buna hazırlıklı olmalı.

Yazarın Diğer Yazıları