Lâle Devri...

A+A-
Ahmet SEVGİ

III. Ahmet’in padişah, Damat İbrahim Paşa’nın da vezir olduğu 1718-1730 yıllarını kapsayan 12 yıllık döneme Lâle Devri denilmektedir. Bu anlamda “Lâle Devri” tabiri ilk defa Yahya Kemâl’in bir mısraında geçer:
“Gönül o âfete meftûndu Lâle Devri’nde.”
Daha sonra Ahmet Refik’in aynı isimli eseriyle (Ahmet Refik: Lâle Devri, 5. baskı, İst. 1932) bu ad yaygınlık kazanır.
Lâle Devri’nin veziriâzamı (Başbakan) Damat İbrahim Paşa sadarete gelince ilk iş olarak Pasarofça Anlaşması’nın (21 Temmuz 1718) imzalanmasını sağlayarak bir barış süreci başlatmış oldu. Savaştan bıkan halk -gayet tabii- sulh ve sükûndan memnundu. Bu olumlu havadan bilistifade İbrahim Paşa, matbaanın kurulması, Tulumbacı Ocağı (itfaiye), Doğu’dan ve Batı’dan önemli eserlerin Türkçeye çevrilmesi, çini imâlâthânesi, dokuma atölyesi gibi teknik ve kültürel bazı yeniliklere öncülük etmiştir. Ancak, bu zaman zarfında gerek devlet erkânı, gerekse halk arasında zevk ve sefanın günden güne artmış olduğu da gözden kaçmamaktadır. Şair Nedim’in ifadesiyle:
“Gülelim eğlenelim, kâm alalım dünyâdan.” anlayışı yavaş yavaş topluma hâkim olmaya başlamıştır. Yazın “Sâdâbâd” sefası, kışın “helva” sohbetleri o devrin vazgeçilmez eğlenceleri arasındadır.
Bir vesika olarak İbrahim Paşa’nın, padişahı helva sohbetine dâveti ve padişahın bu dâvete cevabını belirten kıt’aları buraya kaydetmek isterim:
“Ezelden abd-i memlûkun çerâğ-ı hâsınım zîra//Sebep sensin beni ihyâya devletle saâdetle//Senindir hâne yoktur minnetin devletlü hünkârım//Kerem kıl sohbet-i helvâya sen ikbâl ü şevketle.”
Cevâb-ı Padişâh
“Çerâğımsın vezîr-i âzamımsın nüktedânımsın//Nazîrin yok sadâkat içre meşhûr-ı cihânımsın//Beni sen idesin dâvet ne mümkin eylemek bize red//Derûnunda olan mührüm gibi sen hırz-ı cânımsın.”
Lâle Devri’nin bir diğer dikkat çekici özelliği de, bugünkü “medya”nın fonksiyonunu deruhte eden o günün şairlerinin III. Ahmet ve İbrahim Paşa’ya çok sayıda “methiye” yazmış olmalarıdır. İbrahim Paşa’nın emriyle, kendisine ve padişaha sunulan kasidelerin bir araya getirildiği “Kasideler Mecmuası”nda hangi dalkavukluklar yok ki...
Her kemâlin bir zevâli vardır. Sefânın cefâsı, sabahın akşamı ve çıkışın inişi mukadderdir. Nitekim kaynaklarda belirtildiğine göre, zevk ve sefânın artması, askerî reformlar yüzünden yeniçerilerin memnuniyetsizliği, önemli görevlere özellikle İbrahim Paşa’nın yakınlarının atanması huzursuzluğu peyderpey artırır. Ve nihayet bir seyyar satıcının (Patrona Halil) fitili ateşlemesiyle isyan başlar, padişah tahttan indirilir, İbrahim Paşa da öldürülür.
Bu anlatılanlara lütfen kıssa deyip geçmeyin. Kıssa olsa bile içinde akıl sahipleri için nice hisse saklı...
Kızım sana söylüyorum, gelinin sen anla!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları