Leyla Zana ve Washington

A+A-
Savaş SÜZAL

Son günlerde Kürt bağımsızlık hareketinin rüzgârları sertleşti. Gelişmeleri, her şeyi hayretle karşılayan benim sazan halkım, gene ağzı açık, bak bunu da yapmışlar diyerek karşılıyor. Hatırlarsanız, PKK ile mücadele eden askerlerin tutuklanması ve buna itiraz edebilecek yazar çizer takımının Silivri’yi mesken tutmasının, bir birine bağlı olduğunu anlatmıştık. Size nihai analize gitmeden önce bir başka kişiyi, Leyla Zana gerçeğini anlatacağım.
Yıllar önce Zana ve Ahmet Türk, Washington’a geldiklerinde sudan çıkmış balık gibiydiler. O zaman kendilerine PKK’nın Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından göz yumulan çakma bürosunun başındaki Kani Gulam yardım etmişti. Hatırlarsanız onlara daha sonra yardımcı olan Bayan Mitterrand ile tanışmalarını da bizim sağladığımızı yazmıştım.
Zana ile ilgili bir başka gerçek, onun bugün gerçek dışı konuştuğu. Washington’da bürosu olan Arap dünyasının saygın yayın organı El Hayat gazetesinin büro şefi olan Lübnanlı Refik ile iyi dosttuk. Benim Arapları sevmediğimi bilir ve Arap meslektaşlarına da tanıştırırken bunu söylerdi. Bir gün Refik’i bürosunda ziyaret ettiğimde, bir başka Arap Suriyeli gazeteci ile beni tanıştırdı.
Refik bu kişinin Suriye istihbarat örgütü El Muhaberat içinde iyi kaynakları olduğunu söyledi. Belki bu kişi bir Muhaberat ajanıydı bilemem. Genel olarak bölgeden konuşurken şimdi hatırlamıyorum laf dönüp dolaşıp Zana ve Kürtler konusuna geldi. Suriye’nin kendi Kürt sorunu olduğu için bizdeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı.
Adı geçen Suriyeli gazeteci o tarihlerde Kuzey Irak’ta gizlice yapılan bir Kürt konferansına katılan Leyla Zana’nın yaptığı konuşmadan haberim olup olmadığını sordu. Türk basını gibi tabii ki toplantıdan bile haberim yoktu. Çok sonraları bu konu basına yansıdı. O bana bu konuşmanın vahşet ve kan koktuğunu söyledi. Ben de konuşma metnini görmeden söylediklerine inanamayacağımı söyledim.
Ertesi gün beraberinde Leyla Zana’nın Irak Kürt konferansında yaptığı konuşmanın ’trancript’ini (tam metnini) getirdi. Arapçaydı ve Refik bana tercüme etti. Söylediği her şeyi, Türkiye’nin parçalanmasını Kürt devleti kurulmasını falan geçiyorum, bir cümlesi var ki, yanlış anlamayayım diye en az dört kere tercüme ettirip tek tek not aldım, kanımı dondurmuştu.
Bugünün barış havarisi ve Erdoğan’ı çözüm olarak gören Bayan Zana bu konuşmada, “Türk askerinin kanı nehir gibi akmadığı sürece Kürtlere barış ve gelecek olmadığını” söylüyordu. Ben o tarihte bunu haber olarak İstanbul’a göndermeme rağmen ne hikmetse gazetede yer almamıştı. O da başka hikâye.
Şimdi gelelim o günden bugüne. Sizlere de tuhaf gelmiyor mu, Leyla Zana’nın, Öcalan’a kan kusturan askerleri, hâlâ içeride tutan bir iktidarın liderini soruna çözüm olarak görmesi? Ve bu işe de önderlik eden basın kuruluşunun artık ampul iktidarının kontrolü altında olan bir grubun eski lideri ve Erdoğan’ın isteği ile bu gazetenin başına getirilmiş kişilerden oluşması.
Can Ataklı geçenlerde katıldığı bir tartışma programında oldukça doğru bir tahmin yaptı. Leyla Zana’nın bu çıkışının planlı bir senaryonun parçası olduğunu ve kafası azıcık çalışan hiç kimsenin bu tezgâhı yutmayacağını söyledi. Haklıydı. Daha sonraki taramalarımda gördüm ki Zana bu açıklamadan birkaç hafta önce Amerikalı diplomatlarla görüşmüş. Yani gazı Amerikalılar vermiş. Ardından AKP’nin Zana’ya sayın lakabıyla görüşe ne kadar sıcak baktıklarını açıklamaları da üstüne kremalı sos oldu.
Evet, bu çıkış, ne yazık ki sizlere aylardır anlattığımız PKK ve Kürt konusunda hazırlanan planın bir parçası. Ve hatta Öcalan’ın İmralı’dan çıkarılmasıyla Silivri’nin boşaltılması ve yeni anayasa çalışmaları da bulmacanın bir araya getirilmek istenen parçaları. Parçalar bir araya getirilince ortaya çıkarılacak resim de artık sır değil bilinen bir oyun.
Ama işin acı tarafı bu oyun içine Mustafa Kemal’in kurucusu olduğu partinin de katılmış olması. Ben Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışına şaşırmadım. Beni asıl şaşırtan, bu senaryoda rol alan bazı gazeteci ve siyasetçilerin daha önceki çıkışlarını unutarak adlarını ortaya atması. Hocaefendi bile bu oyunda rol almak istemedi. Demek ki bazı insanların çıkarları için yapmayacakları yokmuş. Yazık...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları