Liberal aydınların gafleti

A+A-
Ahmet B. ERCİLASUN

Bir kısım liberal aydınlarımız “dava arkadaşlığı”nın ne olduğunu hâlâ anlayabilmiş değiller. Onların gafleti Türkiye’ye çok pahalıya mal oldu. Ve bu “pahalıya mal olma” süreci daha ne kadar devam edecek, Türkiye daha neler kaybedecek, bilmiyoruz.
“Yeni Türkiye”, “restorasyon” terimlerini ele alan bir yazısını Taha Akyol şu cümlelerle bitiriyor:
“Değişime, yenileşmeye elbette evet. Fakat nasıl? Ben derim ki, ülkenin ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin köklü kurumlarını, değerlerini ve parlamenter sistemin teamüllerini devam ettirerek, liberal demokrasi ve evrensel hukuk yönünde değişimler yaparak. Sakin ve itidalli...” (Hürriyet, 08.09.2014).
Bunların “dava arkadaşlığı” dediği şeyin ne olduğunu Taha Akyol dostumuz da hâlâ anlamamış görünüyor ve onlara “cumhuriyetin köklü kurumlarını, değerlerini...” korumalarını, “sakin ve itidalli” olmalarını tavsiye ediyor. Aslında bunların “ideoloji” sini en iyi bilmesi gerekenlerden biri Taha Akyol’dur. Belki biliyor da “itidal” tavsiye ederek onları durdurabileceğini sanıyor.
Son yazılarında “çocukluk hayalleri” tabirini sık kullanan Ertuğrul Özkök meseleyi anlamış görünüyor. Fakat ne kadar geç! Evet Türkiye, “dava arkadaşları”nın “çocukluk hayalleri”ne teslim olmuş durumdadır. 
Soldan gelen liberal aydınların bir kısmı, Cumhuriyet değerlerini ve Atatürk’ü kendilerinin yıkamayacaklarını bildikleri için yıllarca bunlara destek oldular. Bu değerlerin, dini referans alan gruplarca yıkılabileceğini gördüler ve onlara destek verdiler. “Dava arkadaşlığı”nın hedefinin sadece Cumhuriyet değerlerini yıkmaktan ibaret olmadığını ancak bir iki yıl önce anladılar ve desteklerini çektiler. Fakat onların desteği, “dava arkadaşları”nın “ideoloji”sine bir nevi meşruiyet kazandırdı ve dava arkadaşları hâlâ bu zemin üzerinden yürüyorlar. 
Dava arkadaşlarının ideolojisinin ne olduğu Necip Fazıl’ın “İdeolocya Örgüsü” kitabında ayrıntılarıyla anlatılmıştır ve bu kitap onların baş ucu eseridir. Hayrettin Karaman’ın kitap ve yazılarında da aynı ideoloji anlatılır. Ve nihayet bu işin siyasetini yapanlar da genellikle farklı söylemlerin arkasına saklanmalarına rağmen zaman zaman baklayı ağızlarından çıkarmaktadırlar. Onların konuşma ve yazılarını iyi takip edenler bunu rahatlıkla görebilir.
Şimdi bir kere daha tekrar edelim.
1. Söz konusu ideolojinin adı “teokrasi”dir. Bu ideolojinin mensupları, ülkenin bütün idari, hukuki, iktisadi ve sosyal düzenini kendilerinin anlayıp yorumladığı bir dine dayandırmak isterler. Onlara göre Tanrı, dünyanın nasıl idare edileceğinin bütün esaslarını vazetmiştir ve dünya bu esaslara göre yönetilmelidir. İlahi sistemin yanında beşerî sistemlerin sözü bile olmaz, iddiasındadırlar. Tanrı’nın insanlara verdiği en büyük nimeti, aklı inkâr eden bu anlayışın, Müslümanlıkla da ilgisinin bulunmadığı açıktır.
2. Dava arkadaşlarının dilinde “millet, millî” kelimeleri asla Türkçedeki anlamıyla kullanılmaz; “ümmet, ümmete ait” anlamında kullanılır; çünkü Arapçadaki anlam budur. Tabii ki bu, “anlam değişmesi” denen kavramdan habersiz olmanın sonucudur. İdeolojinin ikinci yanı “siyasi ümmetçilik”, yani bütün Müslümanları aynı devletin çatısı altında toplamaktır. Bu hedefe de ancak “federasyon” vasıtasıyla ulaşılabilir. İşte bu sebeple onların hedefinde Türkiye’yi federal bir ülke hâline getirmek de vardır. 
Siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve aydınlar, “dava arkadaşları”nın bu hedeflerini bilmeli ve mücadelelerini buna göre yürütmelidirler. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları