Libya’dan Kuzey Irak’a

A+A-
Afet ILGAZ

Dostumuz(!) Libya’nın isyancılarının başı olan bir zat Ankara’ya geldi ve üst düzeyde karşılandı. Yani Başbakan’la yetinilmedi, Cumhurbaşkanı tarafından da karşılandı.
Ona yapılan bu ölçüsüz karşılamayı seyrederken utanır gibi oldum.
İsyancı başkan da mahcuptu. Yani ben öyle bir izlenim edindim.
Hiç duymadık, hiç görmedik, hiç tanımıyoruz ama neredeyse askeri törenle karşılanacaktı.
O sırada dostumuz (!) Libya, NATO uçakları tarafından bombalanıyordu ve muhalif veya muvafık, yığınla Libyalı ölüyordu.
Bu zatı, sırf Türkiye’yi itibarsızlaştırmak (!) için yollamış olamazlardı. Yani “bir söylediği öbürünü tutmuyor. Bugün NATO’ya karşı, yarın NATO’ya üssünü açıyor” diye düşündürtmek için değil herhalde. Demokrasi götürmek için de değil herhalde. Irak’a götürülen demokrasiden sonra bunu dünyanın öbür ucundaki Amerikan halkı da anlamış. Yüzde doksan beşi, Irak’a saldırı kötüydü, diyor.

***

Türkiye’de neler oluyordu bu arada ona bakalım. Herhalde sadece bu misafirden ibaret değildi Türkiye’nin “aktivite” leri.
CHP lideri güneydoğu seyahatlerinden birinde “özerklik” lafı ediyordu. Daha önce de edilmişti bu laf ve kuşkular uyandıran bir laftı. Aynı zamanda harflerini karıştırdığım partinin ileri gelenleri istişare yapmak için Ankara’ya gideceklerine Kuzey Irak’a gidiyorlardı Barzani ve Talabani ile görüşmek üzere.
Bu arada Bengi Türk televizyonunda Murat İde’den duydum. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun düşen helikopteri şu Faruk Bayındır’ın firmasına aitmiş. Bu ismi biliyorsunuz, Bahçeli kürsülerde ilan etti.
Aklımı karıştıran bir şey daha var. Deniz Baykal’a yapılan şantajdan sonra CHP’ye şantaj mantaj yapılmadı. Bütün bu manzara, tehlikenin sınırımıza çok yaklaştığını, çünkü direnen üç ülkeli bir blokun, Suriye, İran ve Türkiye’nin kaldığını hatırlatıyor. Yapılan konferansın adı da “Kürdistan Konferansı.” İyi, değil mi? Yani “iyi şeyler olacak” anlamında iyi değil mi? Bir hazırlık konferansı yapılmalıymış ve bunun için de ellerini çabuk tutmalılarmış. Amaçları konfederal bir sistemmiş. Yani Suriye ve İran’daki “Kürt” bölgelerini içeriyormuş. Bunu Öcalan öneriyormuş. Suriye’deki kargaşanın sebebi de bu!
Bir yandan da ikinci bir anayasa değiştirme topluluğu ihdas edildi. Osman Can ekibinin bir girişimi bu. Adalet Ağaoğlu Hanım da bu toplantıda görüş bildirdi. Anayasamızın ilk üç maddesi ırkçı maddelermiş.

***

Libya’nın Trablus ve Bingazi olarak ikiye bölündüğü söyleniyor. Her şey ne kadar birbirine bağlı. Biz kaça bölünecektik?
Libya’dan “Irak’ın kuzeyine” demenin, “Nil’den Fırat’a” demek olduğunu eşbaşkan herhalde biliyordur.
Osmanlı Sarayında dekolte merakı
“Muhteşem Yüzyıl” dizisini izlerken hanımların elbiselerindeki dekoltelerin ciddi bir incelemeye tabi tutulmadan uygulandığını düşündüm. Cariyeler neyse ne de şehzade anneleri, kardeşleri, hatta valide sultanın dekoltesi konusunda doğru karar verildiğinden şüpheliyim. Ne kadar dekolte o kadar şıklık diye mi düşünülüyor? İyi ama bu tarihi bir bakış değil, oryantalist bakış açısı ve rahatsız ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları