Liderlerin soyu!

A+A-
Arslan BULUT

İktidarın PKK ile görüştüğüne dair haberleri, Tayyip Erdoğan, “alçakça bir iftira”  olarak nitelendirdi. İyi ama kendisi sık sık CHP, MHP ve BDP’yi ruh üçüzü olarak göstermiyor muydu? Özellikle PKK’nın partisi BDP ile MHP arasında bir paralellik kurmak iftira değil miydi?
Gelelim iktidarın PKK ile görüşüp görüşmediğine! Bu yöndeki tartışma terör örgütünden bu yönde haberler gelince başladı. Murat Karayılan “Açıklanmasında sakınca görmediğimiz diğer önemli bir gelişme de devletin, önderliğimizle geliştirdiği diyalog temelinde ateşkes talebinde bulunması. Önderimiz “Bir şans daha” dedi, ateşkes ilan ettik”  demişti.
Abdullah Gül de 16 Ağustos’ta “Terörle mücadelede her türlü yöntem devreye girer. Devlet, terörle masaya oturup pazarlık yapmaz ama devletin birçok kurumu vardır ve onlar nasıl hareket edeceğini bilir” diye konuşmuştu.
Yani devletin bir kurumunun PKK ile masaya oturduğu kesindir! Devletin bir kurumu PKK ile görüşünce, bu, hükümetin görüşmesi demektir. Çünkü hükümetin izni olmadan, hiçbir kurum böyle ciddi bir meselede adım bile atamaz!

***

Diğer taraftan KCK iddianamesinde örgütün lideri olarak gösterildiği halde Abdullah Öcalan hakkında hiçbir suçlama yapılmaması Avukat Vural Ergül tarafından  “AKP, teröristbaşına af sözü verdi” diye yorumlandı.
CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan da MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 20 Temmuz’da İmralı’da Öcalan’la görüştüğü iddialarının doğru olup olmadığını sormuştu.
DSP lideri Masum Türker ise “MİT, CIA ile işbirliği yapmış ve bu konuda ateşkes sağlanmış mıdır, sağlanmamış mıdır? Hükümet adına görüşmeleri MİT mi yürütüyor?” diye bir açıklama yaptı. Bunca veriden sonra iktidarın onayı ile Türkiye adına PKK ile birilerinin görüştüğü kesinlik kazanıyor. Demek ki ortada “alçakça bir iftira”  yok! O halde bu duruma ne ad vermeliyiz? 

***

 
Bir de boy ve soy tartışması çıktı! Tayyip Erdoğan, kimse kendisinin boyunu gündeme getirmediği; aksine Bülent Arınç, Kemal Kılıçdaroğlu için “Şu kadarlık boyuyla bakın neler yapıyor” mealinde konuştuğu halde, sanki kendisine sataşan varmış gibi boyunun 1.85 olduğunu hatırlattı. En uzun lider olduğunu böylece vurgulamış oldu. Oradan kafiyeli olarak “soy”a geçti! Bugüne kadar söylemde ırkçılığa karşı olan Tayyip Erdoğan birdenbire, soyun da önemli olduğunu söylemeye başladı.
Bence de, bir milleti yönetmeye kalkışanların soyu-sopu önemlidir.
Atatürk, “Aziz milletime tavsiyem odur ki, başına geçireceği adamların kanlarındaki ve vicdanlarındaki cevheri asliyi tayin etmekten bir an olsun uzak durmasın” sözlerini, acaba hangi sebepler ve hangi dönemler için söylemişti?
Ayrıca sadece Kılıçdaroğlu’nun soyu sopu değil, bütün liderlerin soyu sopu bütün ayrıntıları ile açıklansın ki millet kime güveneceğini bilsin!

***


Türkiye’nin Atatürk’ten sonraki siyasi kadrolarına bakınız? Siyasi partilerin yönetim kadrolarında bulunanlara, bakanlık, başbakanlık, hatta cumhurbaşkanlığı yapanlara bakınız? Kimleri koruyup kollamışlar, kimleri yükseltmişler, kimleri indirmişler?
Kozaların en tehlikeli olanları, milli ve dini mesajları kullanan siyasi-sosyal grupların içine yerleştirilenlerdir. Peki nasıl teşhis edilir kozalar? Çok basit? İkiyüzlü olup olmadıklarından hemen anlaşılırlar. Söylemi ile eylemi birbirine tutmayan, özü sözü bir olmayan adamlar büyük ihtimalle kozadır. 
Türk Milleti’nin asıl uyanışı, kozaları tespit etmek olacaktır. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları