Lozan mübadilleri...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Avrupa Birliği (AB)’nin parçalanmış, küçülmüş bir Türkiye’den yana olduğu biliniyor.
AB’nin bu niyetine karşı eleştiriler yapıldıkça; Türkiye’yi etnik parselasyona bölme çalışmalarına dikkat çekildikçe; yurdumuzdaki beslemeleri: “Siz Sevr paranoyasını yaşıyorsunuz” derler. (Paranoya için -kısaca- her davranışı düşmanca algılayan bir akıl hastalığı diyebiliriz).
Oysa gerçek paranoyak, gerçek ‘akıl hastaları’kendileridir. Öyle olmasa Türk milletindeki en küçük bir farklılığı ’etnisite’olarak görebilirler mi?
Ayrıştırma saldırılarına ara verildiğini sanmayınız. Yabanın oltası her an içimizde ve av aramakla meşgul. Bu aralar sessiz ve derinden gidiyorlar. Çünkü; Güney Doğu’daki çılgınlığa öncelik tanıyorlar.
Yazıya böyle bir girişi niçin yaptım?
Geçen hafta belirttiğim gibi, Ankara Lozan Mübadilleri Derneği’ni ziyaret etmiştim...
Önce Dernek’ten söz etmeliyim: Bu Dernek, Lozan Antlaşması’nın 14. maddesinin son fıkrasında sözü edilen; Yunanistan ile Türkiye arasındaki nüfus mübadelesi (değişimi) sonucu; 1923 yılından başlayıp 1930’a kadar Türkiye’ye gelen Müslüman Türk ailelerin çocuklarınca kurulmuş bir örgüt.
Dernek; kitaplığıyla, sıcak sohbet ortamıyla bir bilgi ve kültür ocağı. Emekli asker, avukat, eğitimci; kısacası, her meslekten evlâdı fatihan çocuklarının bir yuvası. Bay, bayan; hepsi bilgili, hepsi kültürlü insanlar. Derneklerini evleri gibi görüyorlar. Onlar için; ’Atatürk sevgisiyle dolu; gerçek aydınlar topluluğu’demek daha doğru olur.
Dernekteki söyleşimizde çeşitli konulardan söz ettik... Vedalaşıp kapıya yöneldiğim sırada, Dernek Başkanı Avukat sayın Ertan Sütçü, kapı ağzında elimi bırakmadan tüm mübadiller adına, bir gönül sızısını dile getirdi. Sayın Başkan şöyle dedi:
 “Biz Lozan Mübadilleri üzerinde de oyunlar oynanmak isteniyor. Bizi Türk milletinden ayrı bir etnik grup gibi göstermeye çalışanlar var. Ben tüm mübadiller adına konuşuyorum: Bizler Türk milletinin evlatlarıyız. Akıl sağlığı yerinde olan her mübadil çocuğu böyle düşünür. Bizi kimse kandıramaz; kullanamaz. Lütfen, bu feryadımızı gazetenizde yazınız.”
Sayın Sütçü’nün şahsında; dikkatli ve yüksek erdemli evlâdı fatihan çocuklarını saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Ve bir kitap... Atatürk Karikatürleri!
Bu kitaptan ayrıntılı olarak söz etmek istiyorum.
Araştırmacı Hasan Yavuzcan’ın hazırladığı, İstanbul Aydın Üniversitesi’nce yayımlanan Atatürk Karikatürleri, gerçekten yoğun emek ürünü. Kurtuluş Savaşı’nın sürdüğü 1921’den, Cumhuriyet’in 1926’ncı yılı sonuna kadar; Karagöz, Aydede, Ayna, Akbaba, Yeni Kelime,  Köroğlu dergilerinde yayımlanan Atatürk’ümüzle ilgili, tüm karikatürler bu kitapta toplanmış.
Eser, düzen açısından da ilginçlik taşıyor. Büyük ansiklopedik boy sayfaların sağında, karikatürün yer aldığı dergi sayfası veriliyor; soldaki sayfada ise sadece karikatür ve alt yazıları -Türkçe, İngilizce olarak- yer alıyor.
Kitapta Karagöz’de yayımlananlar ağırlıklı. En ilginci de; 1921 yılında Kütahya-Eskişehir hattından Sakarya doğusuna geri çekildiğimiz sıralarda bile Kemal Paşa’mıza olan sonsuz güvenin, karikatürlerde yer almasıdır. Bu kitap Kurtuluş Savaşı’mızdaki psikolojik havayı çok güzel yansıtıyor.
Başta Hasan Yavuzcan olmak üzere; Üniversite Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın’ı, Editörler: Prof. Dr. Mustafa Çıkrıkçı, Mahir Yılmaz, Mustafa Bıçakçı ve çevirmen Öğr.Gör. İrem Erdem’i gönülden kutluyorum. Haftaya buluşmak dileğiyle...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları