Mağazalardaki yabancı elektronik eşyalara saldıran 'Şu Çılgın Türkler' (

İsrafil K.KUMBASAR

Yıllar önce ulusal planda yayın yapan bir gazete, baş sayfasının göbeğine kocaman bir fotoğraf yerleştirmiş, altına da şu başlığı atmıştı:
- “Çok şükür bugünleri de gördük.”
Fotoğrafta ise, mahalle arasında eskici arabasının üzerine atılmış olan ‘hurda’ bir bilgisayar vardı.
Gazete, ülkemizdeki gelişmeyi okuyucularına böyle takdim ediyordu.
Elektronik ürünler satan bir mağazanın açılışında yaşananları, hep birlikte adeta bir ‘korku filmi’ gibi izledik.
‘Made in Yabancı’ etiketi taşıyan elektronik ürünlerin ‘indirimli’ olarak satışa çıkarılacağını duyan onbinlerce insan, ‘daha sahur vakti’ mağazanın önünde uzun kuyruklar oluşturdu.
Kapıların önünde yığılan kalabalıklar, içeriye girebilmek için birbirlerini çiğnediler, içeri alınmayanlar çerçeveleri kırdılar, camları parçaladılar.
‘Çekirge sürüsü’ gibi reyonlara saldıran vatandaşları, üzerlerine sıkılan ‘biber gazı’ da durduramadı.
‘Güvenliği sağlamakla’ görevli polisler bile, görevlerini unutup kasaların önünde sıraya girdiler.
Mağaza, kelimenin tam anlamıyla yağmalandı.
İşte size günümüzün ‘Çılgın Türkler’i.

* * *

İnsanlar, ‘gerçekten ihtiyaçları’ olduğu için mi bu tür kampanyalara hücüm ediyorlar dersiniz?
Ne yazık ki hayır.
Büyük çoğunluk, gazetelerde  “Fiyatlar şöyle ucuzladı”, “Şu kadar indirim var”  diye çarşaf çarşaf yayınlanan reklamlardan etkileniyorlar.
‘Teşvik’ ve ’tahrik edici’ reklamların cazibesine dayanamayıp, soluğu mağazalarda alıyorlar.
Nitekim, yanına yaklaşan muhabire zafer kazanmış bir komutan edası ile  “Bir karambol oldu, çıkıştan içeri daldım” diyen bir vatandaş,  “Elinizdeki şey nedir” sorusuna şu cevabı veriyordu:
- “Valli mp3 mü ne diyorlar. Rafta başka bir şey kalmayınca, ucuz diye ben de bunu aldım.”
Peki, reklamlarda belirtilenler gibi gerçekten bir ’ucuzluk’ mu var?
Hayır, çünkü teknoloji çok süratli bir şekilde geliyor.
Bugün piyasaya çıkan ürünler, kısa bir süre sonra geliştirilen yeni bir ürünün ardından ‘çöplük’ malzemesi oluyor.
Teknomarketler, ‘piyasaya sürdükleri’ yeni ürünler ile, kısa süre içerisinde zaten ‘voliyi’ vuruyorlar.
Kampanyalar ile de ’depo temizliği’ yapıyorlar.

* * *


Tam sayfa reklamların üzerinde yer alan şu ifadeler oldukça dikkat çekici:
- “Falan kartın sahiplerine, 12 ay taksit artı yüzde yirmi indirim. Eğer isterseniz, ilgili reyonumuzdan anında kart sahibi olabilirsiniz.”
Bu ifade size neyi anlatıyor?
Demek ki, tüketim çılgınlığını körükleyen en önemli faktör bankalar.
Satışların büyük kısmı ‘kredi kartları’ aracılığı ile yapılıyor.
Vatandaş, ‘hiç de ihtiyacı olmayan’ pahalı bir ürünü ‘sözde indirimli’ alıp, ‘taksitle’ ödeme yaparken, bu işten kazançlı çıkan bankalar oluyor.
‘İndirimli ürün’ kampanyalarına destek verip ‘kart sahibi olmayan’ vatandaşları tuzağa çeken bankalar, ‘ödeme sıkıntısı’ içerisine düşenleri, ‘yüksek oranlı’ faizler ile ‘inek gibi’ sağıyorlar.
Türkiye’de bir önceki yıla göre kredi kartlarından sağlanan ciroda yüzde 81, işlem adedinde ise yüzde 69’luk büyüme meydana geldi.
Normal kartlarda dünya genelinde yıllık ortalama 2 bin 500 dolarlık harcama yapılırken, bu rakam Türkiye’de 2 bin 800 dolara fırladı.

* * *


Sistemli bir şekilde ‘tüketim kültürünü’ teşvik eden emperyalistler, sonunda ‘tüketim çılgını’ yeni bir insan tipi yaratmayı başardılar.
Öyle ki, “Ucuz gübre var” diye bir kampanya düzenlense, ’gerçekten ihtiyacı olan’ köylülerden önce, bu çılgın tüketici tipleri oraya da koşacak.
İnsanlar, bir zamanlar ‘ürettikleri’ ile övünürlerdi
Şimdi ‘tükettikleri’ ile övünüyorlar.
Kişilerin değeri artık, ‘bilgi’ ile, ‘birikim’ ile, ‘kültür’ ile, ‘deneyim’ ile değil, ‘yediği yemek’, ‘giydiği elbise’, ‘taktığı aksesuar’, ‘bindiği araba, ‘evine aldığı eşyalar’ ile ölçülüyor.
Değer yargıları değişince, ‘öncelikler’ de değişiverdi.
Ülkedeki stratejik kuruluşların el değiştirmesi, doğal kaynaklarının peşkeş çekilmesi, toprakların haraç mezat satılması, Kıbrıs’ın, Güneydoğu’nun elden gitmesi artık kimsenin umurunda değil.
“Gelin vatan uğruna bir şeyler yapalım” diye yola çıkarsanız, yanınızda pek fazla kimseyi bulamazsınız.
Ama, yabancı ürünler satan bir mağaza açmaya kalkışırsanız, bir anda ’miting manzarası’ ile karşılaşabilirsiniz.
Acı, ama gerçek bu!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş