Mahalle ağzı ile açıklama

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Geçtiğimiz hafta "Türk Ocakları Mahkemeye Düştü" başlıklı yazımın mürekkebi kurumadan "Türk Milliyetçilerinin siyasi partisi MHP de aynı akıbete uğruyor." Aydın kelimesi işportaya düştüğü için can Azerbaycan'ımızın "Ziyalı" tanımı ile Ziya Gökalp'in "Münevver"ini tercih ediyorum. Binlerce yıl öncesine dayanan gelenek ve neredeyse 150 yıl önce siyasi fikir haline gelen Türk Milliyetçiliğinin şehirli hareket yerine, köylüleşmesini, varoş kültürü altında kalarak asimile oluş tehlikesini bu sütunlardan defalarca yazdım. Öz eleştiri kültürünün yerleşmediği gibi sorgulama yerine dini cemaatlerdeki biat kültürünün hakimiyetine girişini de eleştirdim. Zaman zaman "kantarın topuzunu kaçırdık mı?" diye kendime sorup "kol kırılır yen içinde kalır" anlayışına sığınanlara ağır cevaplar yazdığım için "acaba gönül kırdım mı?" düşüncesine kapıldığım anlar bile oldu. Lakin bütün eleştirilerimde hukuk, gelenek ve töreyi gözeterek saygı çerçevesinde kaldım.

Geçtiğimiz gün Türk Ocakları yazım üzerine Genel Sekreter imzalı bir açıklama metni yollanmış. İletişim çağında belgegeçer ile gazetemizin yazı işlerine yollanan metin bugüne kadarki eleştirilerimizin haklılığını ortaya koyduğu gibi temennilerimizin mevcut zihniyetle gerçekleşemeyeceğinin de göstergesi olmuş. Her şeyden önce "saygı ve nezaketin" zerresi yok. "En iyi savunma taarruzdur" anlayışı ile satır aralarında şahsıma ve Türk Ocakları'nda farklı adayları destekleyenlere ağır suçlamalar var. Kentli olması gereken Ocaklının, köylü kurnazlığı ile olayları çarpıtıp, nezaket sınırlarını aşarak son derece kaba bir üslup ile saldırıya geçmesi varoş mahallelerin kültürünü yansıtmaktan öte gitmemiş... O Jakoben tavır, o tepeden bakış ile küçümser edalar her şeyden önce bize sökmez, Türk Ocakları kültüründe nobranlık yoktur. Bir asrı geride bırakan Türk Ocakları'nda yönetim gönüllülük esasına bağlıdır. Saltanat, seyitlik, lejyonerlik, sipahilik, kapı kulluğu, yeniçerilik yoktur.

Kuruluşundan bu yana hukuka uygun program ve tüzüğü vardır. Seçme, seçilme, görev ve yetkiler yasaların dışına çıkamadığı gibi keyfilik ve şahsilik yoktur. Adil yargılanma sonunda 43. Genel Kurulu iptal edilmiş, dolayısı ile yönetimin yetkisi düştüğü halde nöbeti yenilerine teslim etmek yerine makamda ısrar etmenin hukuki karşılığı "işgal"dir.

Türk Ocakları'nda 90'lı yıllardan bu yana devam eden yönetim krizini yıllarca hars ve denetleme heyetinde görev yapan değerli ağabeyim Efendi Barutçu ayrıntıları ile yazdı. Hepsini bu sütuna sığdırmak mümkün değil. İnternetten okuyabilirsiniz. Ankara Türk Ocağını mahkemeye vermek, Nevşehir, Gebze, Manisa ve Maltepe'yi kapatmaya çalışarak, kendilerine dikensiz gül bahçesi oluşturma gayretleri, aralarında çok sevdiğim dostlarımın da bulunduğu mevcut yönetime yakışmıyor. Bu sütundan dostça uyarıda bulunan bana alelacele yazılan açıklamanın benzerlerini yandaş ve candaş medya mensuplarına yapamadıkları gibi bölünmenin eşiğine gelen ülkeyi yönetenlere de Ocak tavrı takınılmayışı da sorgulanmalıdır.

Nisan ayında kongre yapılacağı ifade ediliyor. Önce hukukun kuralları yerine getirilip, tabii delegelik iptal edilerek tüzük değişikliği yapılsın. Sonra da demokratik seçim. Adaylar eşit şartta yarışsın. Biz de alkışlayalım...

Not: Mevcut yönetim tarafından Türk Ocakları 100'üncü yıl anı şilti ve çeşitli şubelerin hizmet plaketi ile ödüllendirilmiş bir Türk Ocaklı olarak Ocaklıya yakışır yeni bir açıklama gönderirlerse elbette yayınlarım. Lütfen üsluba dikkat edelim.

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları